Otostopla “Ayder Yaylası”

6600ac12765711e3b0d31277cb3f40b1_8

Son birkaç gündür hareketsiz kalınca haftasonu canım birşeyler yapmak istedi. Meteoroloji sitesini açıp baktığımda hafta boyunca olduğu gibi yine güneşli bir hava beklendiğini gördüm. Doğal olarak aklımda iki seçenek belirdi. Ya bisikletime atlayıp tura gidecektim, yada kampüste koşacaktım.

Güne masmavi gökyüzü ile uyandım. Hazırlandım ve bisikletime atlayıp kulübe geçtim. Kulübe gidince beş dakika oturup düşündüm. Sahil boyunca bisiklet sürsem canım sıkılacaktı, yukarılara doğru pedallayacak olsam da durduk yere soğuk alacaktım. Bu güzel havada koşmaya karar verdim. Yaklaşık iki saat boyunca kampüsün bir çok yerini arşınladım, gördüğüm merdivenlerde ter döktüm. Antremanımı şenlik alanında tamamladım ve bittiğinde kendimi çimenlik alana bıraktım. Sağolsun oradaki iki köpek yalnız bırakmadılar, biraz da onları sevdim.

15 – 20 dakika güneşin, mavi gökyüzünün ve çimenlerin tadını çıkardıktan sonra tekrar kulübe döndüm. İçeri girip telefonuma baktığımda Kürşat’tan mesaj gelmişti.

“Oguz yarın bir sey yapmayı düşünüyor musun?”

Mesajı “Planım yok önerilere açığım” şeklinde cevapladıktan sonra birkaç dakika içerisinde kulübün kapısında kürşat belirdi. Ne yapacağımızı konuştuğumuzda iki seçenek vardı önümüzde. Bisiklet turu vs otostop turu. Kürşat’ın bisikleti olmadığından malzeme toplamakla uğraşmamak için bisiklet seçeneğini aradan çıkardık. Otostop turu yapacaktık peki nereye? Uzungöl, Zigana,.. derken aklımıza Ayder geldi. Kışın hiç görmemiştik. Ayrıca saat henüz öğlendi. Yani hızlı bir çıkışlar aynı gün Ayder’e varabilirdik. Ayrıca kış kampçılığı yapabilecek malzememiz e vardı.

Yer konusunda anlaşınca Kürşat malzemelerini almaya gitti. Ben de öğle yemeğimi dürümle geçiştirdim. Kürşat gelince önce alışveriş yaptık, ardından bizim eve geçtik. Ben de hızlıca hazırlandım ve evden çıktık.

İlk denememizde Araklı’ya bir araç bulduk. Araklı da indik. Buradan Rize’ye bir araç bulduk. Rize’den de İyidere’ye geçtik. Buradan yine otostopla Rize’ye ulaştık. Rize merkezi bilen bilir. Sahil yolu iki şeride düşer ve otostop çok zordur. Bu nedenle dolmuş ile şehrin dışına doğru gittik. Otostop çekip Melyat yol ayrımına ulaştık. Melyat’ta tekrar otostop çektik ve aynı arabaya denk geldik. Araç bizi Pazar’a bıraktı. Burada hava kararırken son bir otostopla Çamlıhemşin yol ayrımına ulaştık. Ardından Çamlıhemşin’e.

Çamlıhemşin’e vardığımızda asıl sorunla karşılaştık. Yol çok ıssızdı ve araç geçmiyordu. İki araç geldi ve bizim olduğumuz yerden geri döndü. Biz de yavaştan etrafta çadır kurulabilecek yerleri yoklamaya başlamıştık. Hava soğuktu ve hafiften esiyordu. Bir an için karanlık aydınlandı ve bir araç doğruca geliyordu. Hemen otostop çektik. Kapıyı açtığımda TDF’den tanıdığım birinin aracı kullanmakta olduğunu gördüm. Araca önce çantaları sonra da kendimizi yükledik, sohbetli bir yolculuk ile Ayder’de bulunan festival alanına ulaştık.

Ben Ayder’i pek sevmem. Çünkü “yayla” derler ancak “internet kafe” bile vardır. Bence yayla dediğin Verçenik gibi elektriksiz, hatta yolsuz olmalı… Ancak karlı haliyle pek bir şirin gözüküyor. Tam benim hayalimdeki yılbaşı kutlanan kasaba… Üzeri buzlu ve ıssız yolları, perdelerin arasından sızan sarı ışıklar…

Uygun bir yer bularak çadırımızı kurduk ve ocağı yakarak karnımızı doyurduk. Çadırımız festival alanındaki pistlerin hemen yanıbaşındaydı. Sabah ilk iş kalkıp poşet alıp kaymak olacaktı.

Gece benim için uykusuz geçti. Güneş doğarken ben uyumaya yeni yeni başlıyordum… Öğlene doğru kalktık ve yemek yemeden biraz yürüyüş yapmaya karar verdik. Yaylalara doğru yürümeye başladık. Kar Ayder’e yakışmıştı. Avusor Vadisi yol ayrımına kadar gittik. Kavrun vadisine giden yolda arazi aracı izleri vardı ancak Avusor Vadisine giden yol kapalıydı. Sadece açılmış bir patika ve kime ait olduğunu sonradan öğreneceğimiz kaya izleriz vardı yolda. Avusor yolunda biraz ilerledikten sonra tekrar Ayder’e döndük. Çadır sapasağlam yerinde duruyordu ancak etrafından insanlar vızır vızır kayarak geçiyorlar. Yemek yemek için festival alanının karşısında bulunan bir yere girdik. Muhlama sipariş ettik. Yanımızda getirdiğimiz sütü içtik.

Yemeğin ardından festival alanında kayanları izledik. Gerçekten çok eğlenceli görünüyordu ancak bu kalabalıkta kayma hevesim kaçmıştı. Dönüş için hızlıca çadırı topladık ve çantalarımız hazırladık.

Ayder’den milli park girişine kadar yürüdük. Burada otostop çektik ve bir kamyonetin arkasında Ardeşen’e kadar soğuk ve maceralı bir yolculuk yaptık. Ardeşen’de sahil yoluna çıktık. Burada bir saatten fazla bekledik ve araç bulamadık. Uzun bekleyişin sonunda bir otobüs durdu ve biz otostopçu olarak bindik (Yaz bunu bir kenara!). Otobüs bizi Rize’nin girişinde bir dolmuşun arkasında bıraktı. Yola geçsek otostop için uygun bir yerdi ancak Kürşat’ın ısrarıyla dolmuşa bindik ve Rize’nin dar yollarına düştük tekrar. Burada da uzunca süre otostop çektik. İki şeritlik yolda araçlar vızır vızır akarken beklemediğim oldu ve bir araba durdu. Binerek Rize – Merkeze ulaştık. Burada da biraz otostop denedik ancak olmadığını anlayınca Trabzon’a minibüs ile varmaya karar verdik.

Bu da böyle bir anımdır.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s