Bisikletle Zigana Geçidi

Tatilden döndükten sonra yine arayış içerisine girmiştim. Cem’le birşeyler yapalım diye konuşurken kafamız hala gidememiş olduğumuz Kızlarsivrisi Kış Tırmanışındaydı. Madem tırmanışa gidemedik diyerek otostopla gitmeye karar vermiştik. Bu şekilde bisiklet turu hayali bitmiş oldu.

Otostop turu tamamlandıktan sonra havaların kötü gitmesi nedeniyle bir süre turlara ara vermek durumunda kaldım. Malûm Karadeniz havası.

Hava durumunu inceledeğimde 15-16 Mart tarihlerinde havanın açık olduğunu gördüm. Gidebileceğim rotaları araştırdım. Farklı bir yer olacaksa bu Zigana Geçidi olabilirdi. Bunun dışında aklıma gelen ve gitmediğim bir yer yoktu. Aklıma kurcalayan sorular ise yol durumunun kötü olması ve daha önce bir günde bu seviyeye bisikletle çıkış yapmamış olmamdı.

Günler öncesinden hazırlıklarımı tamamlamaya başlamıştım. Bisikletimi kontrol ettim, rotamı çıkardım, çıkış saatimi belirledim, tur malzemelerimi hazırladım… Sabah yola çıkmayı umarak Cuma gecesi yattım.

Sabah 5’te uyandığımda boğazım kötü durumdaydı ve çok uykuluydum. Uykulu kafayla alarmları kapatarak tekrar uykuya daldım. Kalktığımda saat 9 olmuştu. Ben de kulübe gittimi ardından da dans yarışmasını izleyerek günü geçirdim.

Bugün tur planının suya düşmesi nedeniyle Cumartesi gecesi biraz daha erken yattım. Ancak bu defa de bir türlü uyuyamadım derken 02:00 gibi uykuya daldım.

Yine sabah 05:00’te alarm sesine uyandım ve yataktan fırladım. Uykumun açılması için biraz evde gezindim ve hazırlandım. Bisikletimin tekerlerine biraz daha hava vurmaya karar verdim. Saat 06:00’ya gelirken evden ayrıldım.

Kısa bir süre sonra Maçka yol ayrımından içeri tarafa dönmüş, şehir merkezinden uzaklaşmaktaydım. Kuştul Manastırındaki hataya düşmemek için simit gördüğüm ilk fırında durdum ve iki simit aldım. İlerleyişim sırasında karşıdan rüzgar esiyordu. Bu nedenle Maçka’ya ulaşmam iki saate yaklaştı.

Maçka’da İspanyol dostluk anıtının olduğu parkta mola verdim ve dinledim. Biten su mataramı doldurdum. Yol daraldığı için müzikçalarımı kapattım ve cebime koydum. Tekrar harekete geçtim. Güzel bir hava vardı. Köprülerde anlık duruşlar yaparak yükselmeye başladım. Vazelon Manastırı yol ayrımına gelince tabelanın sökülmüş olduğunu gördüm. Artık buradan sonrasın benim için bisiklet sınırlarımı genişletmem demekti. Yeni bir rota!

Bu arada yola çıktığımda düzgün çalışan yol bilgisayarım pilleri zayıflamasından dolayı duraksamaya başlamıştı.

İlerledikçe rüzgar iyice şiddetlenmeye başladı. Bazı yerlerde karşı koymama rağmen gidonu hafifçe çevirip yoldan dışarı çıkmama sebep oluyordu.

Maçka’dan tünele kadar olan mesafe 30 kilometredir. Ben bunun 15 kilometresini rüzgara rağmen rahat bir şekilde geldim. Ondan sonra işin rengi değişmeye başladı. Rüzgar nedeniyle yorulmaya başladım. Ayrıca yanıma aldığım atıştırmalık yiyecekleri yememe rağmen sürekli bitkindim. Hamsiköyde mola vermeye karar verdim. Yeşillik bir yer bulup oturdum. Yedim, içtim, etrafı izledim.

Yola çıktığımda birkaç kilometre sonra tekrar zorlanmaya başladım. Çok zorlanınca bisikletten inmeden kısa bir mola verip devam ediyordum. Mola verdiğim bir yerde yolun karşısındaki çadırdan birileri çay içmeye davet etti. Yanlarına gittim, bisikleti dışarı bırakıp çadıra girdim.

İnce odunları birbirine bağlamışlar ve üzerinde muşamba örterek yapmışlar çadırı. Üç kişilerdi ve her haftasonu buraya geldiklerini söylediler. Geceyi de burada geçiriyorlarmış. İçeride yanan bir soba ve üzerinde çaydanlık var. Ben içeri girince çay koydular. Bir ne göreyim kıtlama şeker!

Sohbet eşliğinde iki bardak çay içtim. Bir bardak daha iç, yemek verelim sana ısrarlarına rağmen yoluma devam etmek için çadırdan ayrıldım. Son bir kaç kilometrede yol bilgisayarı tamamen durdu. Yorgunluk bir yandan, açlık bir yandan bastırıyordu. Planım geçitteki lokantalarda et yemekti ama pek de geçide çıkabilecek bir halde değildim. Pedallarken geçide ayrılan yolda kurulan tezgahların açık olmasını diliyordum.

Bir süre sonra tünelin girişine yaklaştım. Geçide gitmek için soldan giden eski yolu takip etmem gerekiyordu. Yolda satıcı teyzeleri görünce rahatladım. Aksi durumda planım orada bulunan lokantalardan birkaç dilim ekmek istemek olacaktı. Ben yanlarına daha yakşırken bir tanesi köme kesip uzattı ikram olarak. Tabiki affetmedim. Sohbet ederken bir kez daha köme verdi. Ben de 5 liralık pestil aldım. Kuru dutun fiyatını sordum. Dönüşte almak üzere anlaştım ve tekrar yola kolyuldum.

İkram edilen iki büyük köme işe yaramıştı. Enerjim yerine gelmişti ve hiç açlık hissim kalmamıştı. Önce çığ tüneline, sonra cephaneliğe ulaştım. Giderken yine kısacık molalar veriyor video ve fotoğraflar çekiyordum. Artık geçit karşımda duruyordu. Şu saatten sonra turu tamamlayamama için hiçbir neden yoktu.

Geçide doğru ilerlerken sağ tarafımda poşetleri ve kayan çocukların oluşturduğu izleri gördüm. Ayrıca ortalıkta kimse yoktu. Fırsat bu fırsat deyip elime bir poşet alıp biraz yukarı çıktım. Kamerayı açıp bıraktım kendimi aşağı. Keşke vaktim bol olsaydı da daha yukarıdan kayabilseydim. İşin kötüsü ayağımda SPD olduğu için ayakkabım kara değince su alıyordu. Tekrar bisikletime atladım.

15:00’te geçit tabelasına varınca bir kaç fotoğraf çekindim. Yemek yememi gerektirecek bir açlık hissim yoktu. Onun yerine kamp alanı olarak kullandığımız yere gözatmaya karar verdim. Geçidin tepesine ulaştığımda sağlam rüzgar vardı. Karşı tarafta ise alçalan güneş bulutlarla güzel bir görüntü oluşturuyordu. Devam edip kamp alanına doğru gittim. Kayak pisti tamamen açıktı, eğitim verdiğimiz kulvarlarda bile neredeyse kar kalmamıştı. Kamp alanında küçük tepeciğe yöneldim. Engebeli arazide ilerlerken yerde iki-üç tane çadır çivisi gördüm. Dönerken alırım deyip devam ettim.

Çok sert rüzgar vardı ancak iyi giyindiğim için ortamın tadını çıkarabiliyordum. Tepecikten inerken bir kaç tane daha çadır çivisi gördüm. Bisikletten inerek toplamaya başladım. Ben toplamaya başladıkça daha çok çivi ile karşılaştım. Hatta kar kazıkları bile vardı. Topladığım çivileri ve kazıkları dry bag e koydum. Eldivenlerimi giydim. Artık inişe hazırdım. Hızlıca inişe geçtim. 4 yıldır dağcılık eğitimi geldiğim bu bölgede bisiklet sürmek ayrı bir keyif. Hissiyatı çok güzel.

İlk olarak satıcı teyzelere ulaştım, buradan dut aldım. Bu arada Özgür’le iletişime geçtim. Maçka İmam Hatip Lisesinde olduğunu söyledi ve çay içmeye davet etti. Maçka’ya kadar rahat bir iniş beklerken karşıdan esen rüzgar nedeniyle Maçka yakınlarında tekrardan pedallamaya başlamıştım

Özgürle Maçka’da çay içtik ve birşeyler atıştırdık. Oyalanmadan tekrar yola koyuldum. Çünkü yolun bundan sonraki kısmı rezalet. Işıklandırma yok, asfalt kalitesiz,  yol kenarında boşluklar bazen yok bazen var. Bazen ansızın kesiliyor, daralıyor yada üzeri çakılla kaplı. Bazı yerlerde çukurlar var ve yol yapım çalışmaları var.

Çok gergin bir gece sürüşüyle Trabzon’a vardım. Yasakçı üniversitemizle uğraşmamak için sahil yolunu kullanarak kampüsün etrafından dolandım ve evime vardım. Böylece bir tur daha tamamlanmış oldu.

Bu turla birlikte Trabzon’da pedalladığım yollara bir yenisini eklemiş oldum. Ayrıca (2010+ m) bir günde kazandığım en fazla yüksekliktir.

Rotaya dair;

*Hepsi için demek yanlış olsa da bu yoldaki şoförler kötü olan yolu sizin için daha kötü bir hale getirebiliyorlar. Yol bomboş olmasına rağmen defalarca birkaç santim yakınımdan geçildi, trafik tacizine maruz kaldım.

*Yolda çay içmeye davet edenler oluyor. Değerlendirmek iyidir.

*İnişte kontrollü gitmek gerek. Yola dalınca virajı farkedemeyebilirsiniz.

*Rüzgar varsa çok dikkatli olunmalı. Bisikletin kontrolden çıkması şaşırtıcı olmaz.

*Yol üzerinde zamanla seyrekleşse de market, lokanta, wc sürekli mevcut.

*Yol kalitesi kötü. Yol kenarlarında yüksekli farkı var. Bazı yerlerde safalt üzerinde iş makinelerinde kaynaklı çizikler, çukurlar var.

Turun videosu için;

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s