Batı Karadeniz Turu 8. Gün (Amasra – Göbü Köyü)

DCIM100GOPRO

Sabah 07:00’den itibaren alarm çalmaya başlamıştı. Kalkıp havaya baktım. Açık ve rüzgarlıydı.

DCIM100GOPRO

Eşyalarımı topladıktan sonra önce bisikletimi, sonrasında çantalarımı aşağı indirdim. Anahtarları elektrik dolabına bıraktım. Çantalarımı bisiklete yerleştirip harekete hazır hale geldiğimde saat 08:15 idi.

DCIM100GOPRO

Meydana ulaşarsak Bartın (Batı) yoluna yöneldim. Dinlenmiş olduğum için yokuşları zorlanmadan çıktım.

IMG_5914

Amasra’dan görmüş olduğum ve bu yol üzerinde olduğun düşündüğüm tüneller henüz kullanıma açılmamıştı.

IMG_5917

Yokuş çıkmanın sıkıcı bir hal almaya başladığı anlarda “Kuş Kayası Yol Anıtı” na ulaştım. Anıta çıkarak fotoğraflar çektim ve anıtı inceledim.

IMG_5926

Anıttan devam etikten kısa bir süre sonra sert inişler başladı. İnişin sonunda düz giden bir yola, ardından da Bartın tabelasına ulaştım.

IMG_5935

Bartın Çayının üzerinden geçip daha önce fotoğraflarda görmüş olduğum çarşıya ulaştım. Dalgınlıktan DSLR kameramı köprüde unuttum. Neyse ki çabuk farkettim ve dönüp aldım.

IMG_5946

IMG_5959

Bartın hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sadece çarşısına ait 2-3 fotoğraf görmüştüm. Gezdikten sonraki düşüncelerim ise hoş.

DCIM100GOPRO

Çarşıyı gezdikten sonra yemek yemeye karar vererek çarşının çıkışına gittim. Buradaki simitçiyle bir süre sohbet ettik. Yemek
yiyecek yer konusunda tavsiye aldım.

IMG_5969

Yemek yiyecek yer ararken aklıma tabletimde yüklü olan program geldi ve yemek yiyeceğim yeri tavsiyeler arasından seçmeye karar verdim. Listeden gözüme bir kafe kestirdim ve navigasyon ile kafeya ulaştım. Diğerlerine göre ucuz olan “tavuk bonfile” yi sipariş ettim. Ben yemeğimi yerken hafif bir yağmur başladı. Elektronik cihazlarımı şarja takıp kafenin kablosuz internetine bağlandım. Mekan tercihimden çok memnun kaldım.

IMG_5972

Yemeğin ardından yeniden yola koyuldum ve Zonguldak yoluna devam ettim. Günler sonra yeniden dümdüz yolda pedallamaya başlamıştım ancak bir süre sonra sıkılmaya başladım. Yol o kadar düzdü ki sadece bir yerde 1.5 kilometrelik %7 eğimli bir yokuş çıkıp indim.

Çaycuma yakınlarından Filyos yoluna saptım, Filyos çayından geçtim.

DCIM100GOPRO

Filyos sahilinden itibaren B-KB  yönlü rüzgar esmeye başlamıştı. Filyos’ta öncelikle hisarın yanından geçip Hisarönü’ne ulaştım.. İlgimi çekmediği için devam ederek amfi tiyatroya ulaştım. Unutulmuş tiyatroda bir süre oyalandıktan sonra şehir merkezine gitmek için tekrar yola çıktım.

DCIM100GOPRO

Şehir merkezini beğenmedim. Uygun bir yerde oturup puding yapmaya karar verdim. Marketten puding, süt, bisküvi ve kruvasan aldım ve sahilin yanındaki bir ağaçlık alana oturdum. Hemen arkamda tren istasyonu vardı. Burada puding hazırladım ve yedim. Bir süre dinlendim. Sahili takip ederek Zonguldak yoluna ulaşabileceğimi sanıyordum ancak çıkmaza girdim. Yolda gördüğüm birinden bilgi alarak istasyona kadar geri dönüp tren yolunun diğer tarafından pedallamaya başladım. Bir süre sonra sahile ulaştım ve yağmur çiselemeye başladı. Bir otobüs durağına girerek bir süre bekledim. Değişiklik olmayınca tekrar yola koyulmaya karar verdim.

DCIM100GOPRO

Kıyı şeridini takip eden yolu kamp alanı arayarak pedallamaya başladım. Yolda iniş çıkışlar var ancak zorlayıcı değil. Öncelikle Türkali’ye sonrasında Göbü’ye ulaştım. Akşam karmaşında Zonguldak’a girmek istemiyordum. Bu nedenle Göbü’ye ulaşınca Zonguldak yolundan ayrılıp sahile yöneldim. Sahile ulaştığımda birinin arkamdan seslendiğini farkettim.

Bir işletme sahibiydi ve kamp alanını kullanabileceğimi söyledi. Bir süre kendisiyle sohbet ettik. Öğrenci olduğumu ve
kampinglere para vermediğimi söylediğimde kendisinin de öğretmen olduğunu, istediğim takdirde kamp alanını ücretsiz kullanabileceğimi, market, wc bulunduğunu ve cihazlarımı şarj edebileceğimi ekledi. Kendisi erken ayrıldı, başka bir çalışan kaldı. Telefonumu şarja takmak ve marketten birleyler almak için markete gittiğimde beni kapıda karşıladı ve içeriye sokmadan telefonu şarja kendisinin takacağını, çadıra gitmemi söyledi. Çok büyük ihtimalle içeride alkol masası kurulmuştu. Ücret ödemediğim ve kısa süreli kaldığım için nezaketsiz davranışını üstelemedim ancak müşteri olmuş olsam kabul edilemez durumdu. Telefonumu şarjı doldu diye getirdiğinde de batarya dolmamıştı.

Çadırımı bir ağacın altına kurdum. Yanıma kahve , ocak, su ve kruvasanları alıp gün batımını izlemek için sahile gittim. Denizde şiddetli dalga vardı. Bir süre oyalandıktan sonra dinlenmek için çadırıma döndüm.

IMG_6003

IMG_6012

Günlük İstatistikler

TRP 79.50

TOT 8890

TRPTM 5:55:49

AVG 13.40

MAX 57.18

Advertisements

Batı Karadeniz Turu 7. Gün (Amasra)

Erken kalkmaya alışmış olduğum için yine sabah erken vakitte uyandım. Ancak hava yağışlıydı ve tekrardan yattım.

10257072_10203170050585453_2246270715985602911_n

Daha sonra saat 09:00 gibi uyandım ve kahvaltı yapmak için dışarı çıkmaya karar verdim. Fotoğraf çekmek istiyordum ama bunu günbatımı yapmaya karar vermiştim. Deniz şortumu giydim ve kahvaltı yapacak biryer bulmak için dışarı çıktım.

Kaldığım pansiyon kale kapısının hemen bitişiğindeydi. Kapıdan girerek surların yanından ilerledim. Kale olarak adlandırılan bölümü gezdim ve hoşuma giden kahvaltı yapacak biryer bulamadım.

DCIM100GOPRO

Bunun üzerine liman civarında restoranlar olduğunu hatırladım ve rotamı limana çevirdim.

DCIM100GOPRO

Limanın güneyinde plaj ve plajın kenarısında ise restoranlar, barlar bulunmaktadır. Burada gözüme biryer kestirdim. Sınırsız çay!

Bir yandan kahvaltımı yaparken diğer yandan tabletimden gezilecek yerleri araştırdım. İlk hedefim denize girmekti ve plaj hemen yanımdaydı.

Kahvaltımın ardından plaja geçtim. Yerden bulduğum bir tahta parçasından plastik kelepçe yardımıyla monopod yaptım.

DCIM100GOPRO

Denize girdim. Su sıcaklığı güzeldi ancak su bulanıktı. Çektiğim fotoğraflar ve videolar bulanık çıktı.

DCIM100GOPRO

Kamerayı kıyıya bıraktım ve denizin tadını çıkardım. Denizden çıkınca üstümü giyip eşyalarımı aldım ve şehir meydanına geçtim. biraz da buradaki sahilde gezindim.

Amasra Müzesine gittim işe bahçeyi gezerek başladım. İlgi çekici yapıtlar vardı. Amasra’nın ortaçağ şehri profili görselliğini tamamlayan logolar en çok ilgimi çekenlerdi.

IMG_5747

IMG_5760

Bunlarla sokaklarda gezerken de karşılaşmanız mümkün.

IMG_5830

IMG_5777

Bahçeyi gezdikten sonra müzenin içine yönelmiştim ki kapıdaki müzenin kapalı olduğunu belirten uyarıyla karşılaştım. Bunun üzerine müzeden ayrıldım. Gün batımına doğru tekrar çıkmak üzere pansiyona geri döndüm.

Birçok yeri gezmiştim. Geriye boztepe, tavşan adası ve kalenin ara sokakları kalmıştı.

Yatağıma uzanıp dinlendim. Bu sırada okumakta olduğum kitabı bitirdim. Ben güneşin biraz olsun alçalmasını beklerken hava bozdu ışık kayboldu. Saat 17:00’ye doğru tekrar pansiyondan ayrıldım.

IMG_5769

Bu defa pansiyonun arkasındaki ara sokak boyunca ilerleyip kale içinin bütün arasokaklarını tek tek gezdim ve fotoğraflar çektim. Sokaklarında gezerken şehirdeki ortaçağ havasını hissedebiliyordum.

IMG_5781

DCIM100GOPRO

IMG_5785

IMG_5805

IMG_5807

IMG_5824

Sonrasında köprüden geçerek boztepe adasına ulaştım. Önce batıya ilerleyerek sokakları dolaştım. Eski, terk edilmiş bir ev gördüm. Kapısnı aralayıp içeriye baktım.

IMG_5875

Sonrasında doğuya yöneldim. Yokuş yukarı yolun bittiği yere kadar gittim. Bir cafe ye ulaştım. Karşımda tavşan adası vardı, sol arka tarafımda ise boztepe.

IMG_5884

Burada yağış başladı ve bende geldiğim yoldan pansiyon kadar geri döndüm.

Çekiciler çarşısına girdim ve detaylıca gezdim. Daha sonra buradan magnet almaya karar verdim. Burada normalde ahşap işleri yapan esnaf bulunurmuş ancak şimdi tek tük. Telefonda “bana 100 tane Amasra yazıp gönder” diyen duydum. Şuan birçoğu ahşap işçiliği ürünleri değil de popüler turistik malzemeler satmaktalar.

Çekiciler çarşısı boyunca yürüyüp ortasında Amastris tasviri olan havuza ulaştım.

DCIM100GOPRO

Buradan sonra balıkçılara uğrayıp Ali Abiye baktım ancak yine yoktu. Çalışanıyla görüşüp selamımı iletmesini söyledim. Şehit madenciler heykelinin yanından geçerek yeniden meydana ulaştım. Heykel üzerine bırakılmış bir demet çiçek vardı. Muhtemelen Soma’nın anısına bırakılmıştı.

IMG_5899

Marketten yiyecek birşeyler aldım ve gün batımını izlemek için sahildeki banklardan birine oturdum. Bu sırada yiyeceklerimin bir kısmını sokak köpekleriyle paylaştım.

IMG_5910

Renkli bir günbatımı oldu. Güneşle beraber benim de günüm bitti…

Amasra bende güzel anılar, duygular bıraktı. Sakinliği, doğal yapısı ve tarihiyle bütünleşen bu yerleşimi beğeni listemin ilk sıralarına ekledim…

IMG_5901

Günlük İstatistikler

TRP 00.00

TOT 8659

TRPTM 0:00:00

AVG 00.00

MAX 00.00

 

Batı Karadeniz Turu 6. Gün (Gideros Koyu – Amasra)

IMG_5632

Gideros’ta sabah uyandığımda çok yorgundum. Vücudumda ağrılar vardı. İşletmenin çalışanları da kalkmışlardı.

IMG_5637

Kahvaltıya davet ettiler. Kahvaltı için vakit geçirdim ve bu sürede az da olsa açıldım ve etrafı dolaşarak fotoğraflar çektim. Kahvaltının ardından hazırlanarak yola hazır hale geldim.

IMG_5684

Çalışanlarla vedalaştıktan sonra bisikletimi elime alıp sert yokuşu çıkmaya başladım. Elde bile çıkartması zordu. Yola ulaştığımda biraz soluklandım ve su içtim, fotoğraf çektim.

DCIM100GOPRO

Bisiklete bindim yavaştan yol almaya başladım. Eğimin sert olduğu kısımlar vardı ancak önceki etaplara göre kolay denilebilir. Yolda sağlam bir kaya kütlesine denk geldim. Şu videolarda izlediğimiz türden.

IMG_5701

DCIM100GOPRO

Düşündüğümden daha kısa sürede ve daha rahat bir şekilde Kurucaşile’ye ulaştım.

IMG_5707

Burada güzel bir yer bulsam mola verecektim ancak öyle biryer bulamadım. Evet sakindi ancak pek çekici bir yanını göremedim. Kendine has bir tarz farkedemedim.

IMG_5713

Marketten yiyecek birşeyler aldım. Heybemdeki malzemelerimi düşündüm. Hiç kullanmadıklarımı ve gereksiz kullandıklarımı kargo ile göndermeye karar verdim. Özellikle son üç gündür takip ettiğim rota bacaklarımı zorlamıştı. Cep telefonumu ve şarj cihazımı, high-loft polarımı gönderdim. Ayrıca giysi olarak sürüş ve çadır için alt üst iki çift giysi aldım. Teknik ceketimi ve deniz şortumu da alıp geri kalanları da kargoya verdim. 1,5 kilogramdan kurtulmuş oldum. Ayrıca gönderdiklerim hacimli eşyalar oldukları için heybelerimde yer açıldı. Kargo ücreti olarak 7 tl gibi bir ücret ödedim.

Kurucaşile’de mola vermek için gözüme biryer kestiremeyince tekrar yola çıktım. Kurucaşile’nin çıkışındaki yokuşta tekerimin patlak olduğunu farkettim ve güneş tepemdeyken tamir ettim. Kırık jantım iç lastiği delmişti. “Oh! tamir ettim tamam” derken sıcaktan asfaltın erimeye başladığını farkettim. Erimiş asfalt tekerime yapışıp etraftan küçük çakıl taşları topladı ve tekerim kadroya çok çok yakın olduğundan dönmez hale geldi. Tepede kızgın güneş varken durup ellerimle asfaltı temizlemem gerekti. Ve bu durum birkaç kere tekrar etti.

IMG_5717

Yol zorlayıcı oluyordu ancak Amasra’ya ulaşıp off gün vermeyi planlıyordum. Özellikle sert virajları yokuş çıkarken içeriden almam gerektiğinde çok çok sert bir eğimle karşılaşıyordum. Bazı bölümlerde elime almayı düşündüm ancak kısa molalarla devam ettim. Özellikle “Curunlu” kısmı hala aklımda.

IMG_5721

IMG_5725

IMG_5726

Çakraz’a yaklaştığımda yokuşlar daha düzenli hale gelmeyi başladı. Çok sert değil ve süreklilik gösteren uzun iniş çıkışlar var. Yolda çalışma olduğu için toz yuttum.Ulaşıma açılmamış bir tünelin yanından tırmanmaya başlayınca aklımdan hızla tünele dalıp turist numarasıyla tünelden geçmek geldi. Sonrasında aklıma Sinop yakınlarında bulunan tünelde yaşadıklarım geldi ve yokuş çıkmaya devam ettim.

IMG_5730

Yol gitgide daha düzenli bir hal aldı. Daha fazla zaman kaybetmemek için kendime iki kilometre boyunca yokuş çıkmak gibi hedefler koyarak ilerliyordum. Tatlı eğimleri aşıp önce Amasra yol ayrımına ulaştım. Güneş alçalmıştı ve Amasra mükemmel görünüyordu. Gördüğüm anda buraya ulaşma fikrimin doğru olduğunu anlamıştım.

IMG_5738

Sonrasında Amasra’ya. Amasra’ya girerken indiğim yokuşu düşünmekteydim. Bu yokuşun bir de çıkışı olacaktı.

Amasra tabelasını gördüm ve durdum. Ne yorgunluğum, ne ağrıyan bacaklarım, ne de yüzümü silmekten kararmış olan giysimin sağ omzu, hiç birşey umrumda değildi. Oradaydım…

Yarın tüm günü Amasra’yı gezmeye ayıracaktım. Karar vermiştim. Teknede de kalsam, pansiyonda da, çadırda da yarın gezip, dinlenecektim!

DCIM100GOPRO

Amasra merkeze varınca doğrudan limana gidip kağıda not almış olduğum ismi aramaya başladım. Kişinin işlettiği yer kapalıydı. Tekne turu organize eden bir abiye sordum. Telefon etti ve bir saat sonra buluşmak için sözleştik. Önce güzel bir balık ekmek yedim. Ardından da Amasra merkezinde turladım. Bir marketten litrelik – acılı şalgam suyu ve Şile’ye kadar yemeden taşıyacağım Barbekü Sosunu aldım. Konuştuğumuz saatte buluşamadık.

Bu defa ilk konuştuğum kişi de yoktu ortada. Ya başımın çaresine bakacaktım yada bekleyip şansımı deneyecektim. Bekledim. Şalgam suyu içerek etraftaki insanları izledim. Şalgam suyu ne alaka ben de anlamadım, normalde de çok nadir tüketirim ama yine de içtim. Başka bir çalışana sordum. Canezede olduğunu söyledi. Beklemeye devam ettim.

Düğün fotoğrafı çektiren gelin ve damat, muhtemelen Güney Koreli olan çekik gözlü kız, kız mı erkek mi belli olmayan büyük kulaklıklarıyla bisikletini süren çocuk, büyük ihtimalle CHP kadın kollarından tanışan kısa saçlı teyze grubu,… Etrafıma bakınırken son konuştuğum kişi başka biriyle konuşuyordu ve birden bana dönerek yanına çağırdı. Meğer Ali abi gelmiş. Yani bulmaya çalıştığım kişi. Tanıştık, durumu anlattım. Gayet yardımsever birisi. Teknede kalabileceğimi söyledi ancak daha önce tekneye binip binmediğimi sordu. Tekne tutmasından bahsetti. Benim hesabım 1 gün teknede 1 gün de pansiyonda kalmaktı. Günlüğü 25 liradan pansiyon ayarlayabileceğini söyleyince iki gün pansiyonda kalmak makul geldi. Bir süre sonra biri geldi ve pansiyona götürdü beni.

Bisikletimi de içeri alabilmiştim. Pansiyon süper olmasada benim için gayet yeterliydi. Fiyat-performans olarak çok ideal. Önce sıcak duşumu aldım. Turun altıncı günüydü ve ilk defa duş alıyordum. Üzerimden bir çamur deryası aktı, gitti. Sonrasında bütün eşyalarımı odaya yayıp pencerenin yanındaki masanın kenarına oturdum. Perdeleri tamamen açtım. Kola ve tuzlu fıstık önümde, Amasra’yı izledim. Ella & Jad çalıyordu…

* Bana çadır kuracak alan sağlayan ve hoş sohbetlerini, yemeklerini paylaşan Gideros Tatil Koyu çalışanlarına selamlar. Bu rotayı kullanacak turcuların yanlarına uğramalarını tavsiye ederim. Müsait oldukları sürece, gayet yardımsever insanlar olduklarını düşünüyorum. Ayrıca tesisin bir kenarına kamp alanı yapmayı planlıyorlar ancak alanın doğal ve arkeolojik sit alanı olması işlerini zorlaştırıyor.

* Siz de turcu olursanız Amasra’da Ali Abiyi görebilirsiniz. “Cik cik holding” deyince limandaki herkes gösterir işlettiği aynı adı taşıyan küçük dükkanını. Yardım için danışılabilecek birisi. Ayrıca Uskumru yemek iyidir.

Günlük İstatistikler

TRP 66.15

TOT 8810

TRPTM 6:51:24

AVG 9.64

MAX 66.71

İETT ve Bisiklet ilişkisi

1271244_10201323376699760_339767785_o

Haftalar önce İETT şoförleri biletli yolcu olmama rağmen bisikletim için ekstra para talep etmiş, vermeyince de araca almamışlardı. Yaptığım şikayete cevap geldi. Problemi çözüme kavuşturmasa da birilerini rahatsız edecek gibi duruyor en azından.

Sayın OĞUZHAN TÜRK,
Kurumumuza yapmış olduğunuz başvurunuz incelenmiştir. İETT yönetim ve denetiminde çalıştırılmakta olan Özel Halk Otobüsleri ve İstanbul Otobüs A.Ş otobüslerinin taşımacıları çalışma yönergesi kapsamında hizmet vermeleri gerekmekte olup, görevini aksatan ve yönergemiz dahilinde gerektiği gibi hizmet vermeyen otobüsün taşımacısı hakkında yönergemiz dahilinde gerekli tahkikat başlatılmıştır. Bilgilerinize sunar, iyi günler dileriz.

Başvurunuz :
Merhabalar.
11 Haziran 2014 çarşamba günü bisikletimi yanıma alarak Şile İETT terminaline geldim ve bisikletli olduğumu, söküp küçülterek bagaja yerleştireceğimi, bu şekilde defalarca bu hatta bisikletimle yolculuk yaptığımı söyledim. Sorunsuz bir şekilde 11:15 otobüsüne biletimi aldım.
11:15 otobüsü geldiğinde bisikletimi yerleştirmem otobüs şoförü tarafından engellendi. Bisikletimi taşımam istemem durumumda kendisine “15 Türk Lirası” ücret ödememi istedi. Haksız olduğunu, bunun benim bagaj hakkım olduğunu, bisikleti sökerek yerleştireceğimi ve bunun kimseye zararı olmadığını söyledim. Sert bir dille reddetti. İETT ile iletişime geçeceğimi söylediğimde “Bunlar Özel Halk Otobüsü. Nereye şikayet edersen et!” cevabını aldım.
Bu durumun ardından bilet gişesine yönelip İETT ye ulaşabileceğim bir telefon numarası istedim. İETT ye bağlı otobüslerin biletlerini satan gişe görevlileri kendilerinde numara olmadığını söylediler ve durumumla hiç ilgilenmediler. Kendi bulduğum numaraları aradım ve anlık sonuç alamadım.
12:00 otobüsüne bilet aldım. Otobüs geldiğinde şoföre giderek biletli yolcu olduğumu, bisikletimi taşımak istediğimi ve bagajın müsait olduğunu söyledim. Bu şoför de benden bisiklet için “10 Türk Lirası” ücret talep etti. Haksız olduğunu söylediğimde “Senin bagajın normal değil, “LÜKS BAGAJ “” cevabını aldım. Ulaşımımı sağlamakta mecbur olduğum için kabul ettim ve otobüsteki muavine “10 Türk Lirası” ödemek zorunda kaldım.
Bu hatta daha önce defalarca bisikletimi taşıdım. Şile – Üsküdar seferini yapan otobüsler şehirlerarası otobüsler gibi büyük ve alt kısmı bagaj olan otobüslerdir. Bagajları hiçbir zaman dolu değildir. Bir bisikletin ön tekerini söktüğünüz zaman bisiklet bagaja dik olarak sığabilmekte ve az yer kaplamaktadır. Ne otobüse, ne diğer bagalara zarar vermemektedir.
Yaşadığım problem neticesinde şikayetlerim şunlardır.
1. Bomboş bagaja bile bisiklet koymam engellendi.
2. Çalışanlarınız keyfi olarak yolcudan ekstra para istemektedir. Bu durum normalmidir? Bu davranış yasalmıdır? Etikmidir? Onaylıyormusunuz?
3. Tek bagajım bisikletimdi ve “Lüks Bagaj” denilerek şoförün cebine para koymadan kabul edilmedi. Bisikletimdan daha hacimli bavullar otobüse sorunsuz yerleştirildi.
4. Bilet satış gişesi çalışanları ne yardımcı oldular, ne de bir yönlendirmede bulundular. Size ulaşabileceğim bir telefon numarası bile vermediler. çalışanlarınızın bilet satmak dışında sorun yaşayan yolculara da yardımcı olmaları gerekmez mi?
5. İETT ve Beyaz Masaya ulaştım ancak durumumla ilgili olumlu yada olumsuz bir anlık çözüm alamadım. Net cevap da alamadım. Yönlendirme de yapılamadı. Şikayet ettikten sonra yine birbaşıma kaldım.
Sorunum incelenip değerlendirildikten sonra olumlu yada olumsuz sonuç bana ve görevlilere bildirilirse bisikletliler ve çalışanlarınız bundan sonra nasıl hareket etmeleri gerektiğini anlamış olurlar.
Yolculardan keyfi ücret talep eden bu otobüs şoförleriyle iletişime geçmeniz hem sizin için, hem Şileye gelen yerli yabancı turistlerin refahı için hem de biz sporcuların aktivitelerine devam edebilmeleri için son derece önemlidir.
İLGİLİ İKİ OTOBÜSE AİT BİLGİLER AŞAĞIDADIR;
Şile Otobüs Terminali
Hat : Şile – Üsküdar
11 Haziran 2014 Çarşamba 11:15 otobüsü. PLAKA 34 YH 4358
11 Haziran 2014 Çarşamba 12:00 otobüsü. PLAKA 34 YH 0094
O?uzhan T?RK
0 554 XXX XX XX
?avu? Mh. XXXXXX Sk. ?lkü Apt.
Kat:X No:X žile / İSTANBUL

 

Batı Karadeniz Turu 5. Gün (Doğanyurt – Gideros Koyu)

DCIM100GOPRO

Lihtenştaynlı turcularla yanyana çadır kurduğumuz için onlar kalkımca ben de uyanmış sayıldım. Yorgundum. Açılmak için ağırdan aldım işleri. Benden önce toparlandılar ve yola koyuldular. Ben de yaklaşık 10 dk sonra harekete hazırdım.

IMG_5596

Doğanyurt ve Cide arasında dillere destan bir 69 kilometre var. Bu bölümü daha sonra turun en zor etabı olarak değerlendirdim.

IMG_5585

IMG_5605

IMG_5611

Yolda gördüğüm bir İngiliz turcuyla ayaktüstü sohbet ettim. Fotoğraf çekindik ve adreslerimi paylaştık. İmrendim. Bir ona baktım, bir de kendi etrafımdakileri düşündüm.

DCIM100GOPRO

Sürekli iniş çıkış. Ve en sertleri. Bir saate yakın süre tırmanıyorsunuz ve birkaç dakikalık inişle tekrar deniz seviyesine iniyorsunuz.
Rota üzerinde kısa kısa molalar sürekli verdim. Uğurlu köyüne geldiğimde ise sıcak, yorgunluk ve cihazların bataryaları bitmeye başlaması nedeniyle uzun bir mola verdim. Bir kahvehanede tüm cihazlarımı şarja taktım. Kendime mantı pişirdim ve çay istedim. Bir saatten fazlaca bir süre burada oyalandım. Ayrıca burada bir rehberle karşılaştım. Bana koyun batı yakasına gitmemi tavsiye etti. Doğu tarafta tadilat olduğunu söyledi.

IMG_5603

Ben burada otururken gelen minibüs dolusu amcalar takımı beni süzerek geçip yan masaya oturdular. Sonrasında da içlerinden birisi neden kendilerine selam vermediğimi sordu. Garip insanlar doğrusu.

Sürekli olarak tepeler aşarak başka bir vadiye geçtim. Manzara güzel ancak yol zorlu. Sevinçle tırmandığınız bir yokuşun sonuna geldiğinizde karşınızda yeni bir yokuş belirmesi gecikmiyor.

IMG_5617

IMG_5618

Saat 18:00 civarlarında ufukta Cide gözüktü. Hep merak etmiştim. Çünkü anneannemlerin köyünde çok Cideli vardı. Cideli Ayşe, Cideli Fatma… Yolda birkaç kadınla konuşma fırsatım oldu onlar da gitmişler. Diken toplamaya, gezmeye. Bahçesinde çalışanlar vardı, gölgelik alanda mola vermiş olanlar, yanlarında getirdikleri yiyecekleri yiyenler, beni de davet edenler…

IMG_5620

IMG_5623

Bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Gelişmiş bir şehir. Sezon itibariyle sakin. Güzel, uzuuun bir plajı var. Bir restoranda yemek yedim, marketten alışveriş yaptım ve yola düştüm. Vaktim olsaydı yada güzel bir kamp yeri bulsaydım burada denize girmek isterdim. Ancak 15-20 kilometre ileride bir doğa harikası beni beklemekteydi. Devam ettim.

IMG_5627

Günler sonra düz yolda pedallamak çok ilginç geliyordu. Derken koya birkaç kilometre kala %10’luk yokuşlar başladı. Bu son yokuşlar beni epey zorladı. Devam ettim. Gideros’un Doğu girişine gelince durmadan devam ettim ve koyun Batı yakasına inen yola vardım. Buradan aşağıya çok sert bir yokuş vardı. Hiç hızlanmadan, kontrollü olarak indim. Aşağı vardığımda ortalığın incelediğim uydu görüntüsündeki olmadığını anladım ve ne yapacağımı düşündüm. Kıyıda iki işletme vardı ve birisinin arkasındaki yeşil alandan başka bir alan göremiyordum çadır kurmak için. İçeride gördüğüm birine durumumu anlattım. İlk olarak geldiğim yöne doğru biraz yukarı çıkmamı, oradaki düzlükte çadır kurabileceğimi söyledi.

Sonrasında restoran ile yol arasındaki yeşil alana kurabileceğimi, sezonu henüz açmadıklarını söyledi. Çadır kuracağım yerde bitki kökleri ve sapları olduğundan önce yere branda serdik. Bunun üzerine çadırımı yere sabitlemeden tek tente ile kurdum ve içine eşyalarımı yerleştirdim.

Akşam oturduk sohbet ettik. Malum burası Kastamonu. Ayı sohbeti olmazsa olmaz. Ardından da yemek yedik. Ben de Cide’den aldığım Kola ve Tuzlu Fıstığı paylaştım. Saçımı yıkadım, cihazları şarj ettim ve çadıra girene kadar güzelce sohnet edip dinlendim. Yorgunluğum etkisiyle rahat bir gece geçirdim.

DCIM100GOPRO

Günlük İstatistikler

TRP 84.00

TOT 8743

TRPTM 7:02:57

AVG 11.91

MAX 57.18

 

Batı Karadeniz Turu 4. Gün (Ginolu Limanı – Abana – İnebolu – Doğanyurt)

DCIM100GOPRO

Güneş tam karşımda deniz fenerlerinin arasından yükselmişti. Hızlıca malzemelerimi ve çadırımı toplayıp hazırlandım. Ginolu Limanından ayrılarak anayola çıktım.

IMG_5371

Önümde uzun ve sert bir yokuş vardı, sıfırdan neredeyse 300 metre yükseliğe ulaşan.

IMG_5374

IMG_5380

Saat 9 civarı olmasına rağmen sıcaklık anormal derecede bunaltıcıydı.

DCIM100GOPRO

Birkaç dakika içinde durdum ve su içip tekrar devam ettim. Yol sürekli iniş çıkış şeklinde devam ediyordu.Bazı etaplar adeta bir Roller-Coaster!

IMG_5386

Bütün gün güneş altındaydım. Yolun zorluğu ve bunaltıcı sıcaklık, doğanın güzelliğini baskılıyordu.

IMG_5396

Rota üzerinde çok fazla heyelan bölgesi mevcut ve bunların bir çoğunda çalışma vardı. Geçerken aşağı uçmuş olan yolu, duvarları görebiliyorsunuz.

IMG_5404

Yol deniz kenarına inice kafamı kaldırıp etrafı inceleme fırsatı bulabiliyorum.

IMG_5406

Bir süre deniz kenarındaki yolda pedalladıktan sonra Abana’ya ulaştım.

IMG_5416

Sezon itibariyle sakin. Şehir de sade.

IMG_5418

Güzel, şirin, eski evlerden buralarda da var.

IMG_5429

Şehir merkezine vardığımda etli ekmek yemek istedim ancak henüz açık bir restoran yoktu. Bunun üzerine bir pastaneye oturup vakit geçirdim ve cihazlarımı şarj ettim. Bu sırada birkaç kişiyle muhabbet ettik.

Konuştuğum bir fotoğrafsevere kameramda sorun yaşadığımı, kapatma tuşunu kullansam da kapanmadığını, sürekli bataryayı sökmem gerektiğini anlattım. Telefonundan başka birisini arayıp durumumu anlattı, sonra da bana sebepleri ve çözümleri söyledi. Söyledikleri arasında kameranın nemli yerde kullanılması sonucu devrenin nemlenmesi benim için mantıklı duruyordu. Çözümü de bataryayı söküp kamerayı havalandırmaktı. İşe yaradı!

Sonrasında etliekmek yemek için restoranta geçtim. Konya etliekmeğinden farklı olarak Kastamonu etliekmeğinin tamamı kapalı. Ayrıca hamuru çok daha yumuşak. Porsiyonları büyük, fiyatı da ona göre. Benim aklıma porsiyon boyutu gelmedi ve iki tane istedim. Yerken çok zorlandım ama ancak çıkacağım yokuşları düşüne düşüne yedim, bitirdim.

IMG_5426

Burada çok ilgili insanlarla karşılaştım. Herkes gelip birşeyler soruyordu ve cidden dinliyorlardı. Birçok yerde hissettiğim aşağılayıcı bakışlardan burada görmemek hoşuma gitmişti derken yemek yediğim esnada masam birisi oturdu. Sohbet ettik, muhabbet ilerleyince pansiyon fiyatlarını sordum. Kendisinin karşıdaki balıkçıyı çalıştırdığını söyledi ve istersem burada 20 tl’ye yer bulabileceğini söyledi. Henüz yeterince yol gitmediğimi, Amasra civarında boş gün kullanmak istediğimi söyledim. Erken mola vermek zaman kaybettirecekti. Ayrıca iyi durumdaydım henüz. Amasra’da fiyatların yüksek olacağından bahsetti ancak sonrasında haftaiçi gidersem ucuza yer bulabileceğimi söyledi. Muhabbet artınca kendisinin Amasra’da teknesi olduğunu, pansiyona para vermememi söyledi ve Amasra’daki kardeşini bulmam için adres ve isim verdi!

Yemeğimi bitirince tekrardan yola koyuldum. Abana’nın çıkışında bisikletini ters çevirmiş uğraşan bir çocuk gördüm. Zinciri aynakol ile kadro arasına sıkışmıştı. Kurtarıp düzelttim bisikletini ve devam ettim.

İnişler ve çıkışlar eşliğinde yola devam ederken deniz kıyısındaki bir köye indim. İsmi “Evrenye” idi ve ilgimi çekmişti. Gölgelik bir kahvehane görünce durdum ve oturup iki çay içtim. Bu sırada tabletimde vakit geçirdim. Aklıma etraftan birinin “Bunlar yüzünden Evrenyeliyim demeye utanıyorum” dediği aklımda kaldı. Oturduğum sürece yan masada

“turist galiba”

“vitesli bisiklet rahat çıkar yokuşları”

“lastikleri ince bu yolda gitmez”

“nerede kalır ne yer”

muhabbetleri döndü. Kalkacakken dayanamayıp Türk olduğumu söyledim. Kısa bir muhabbetin ardından tekrar yoldaydım. Kısa mesafeli ancak yine de zorlayan küçük iniş çıkışlar eşliğince İnebolu’ya ulaştım.

“Gözüm Sakarya’da Dumlupınar’da, Kulağım İnebolu’da”

IMG_5454

Tersaneyi geçerek şehir merkezine ulaştım. Burada İnebolu Türk çay ocağı yazan bir bina gördüm. Burası M.K. Atatürk’ün şapka devrimi konuşmasını yaptığı yer. “Bu serpuşun ismine şapka denir.”

IMG_5461

IMG_5478

İnebolu’dan sonra yolun zorluğu artmaya başladı. Yarın ki bölümün de zor olduğunu düşündüğümde ve o anki durumuma baktığımda hedefimi Doğanyurt olarak netleştirdim. Yol üzerinde eski evler vardı. Turda olabilecek en güzel olaylardan biri bu evlere davet edilmem olurdu, ancak olmadı.

DCIM100GOPRO

IMG_5486

Fırsat buldukça durup manzara izledim. Deniz mükemmel görünüyordu. Dalga yok, ufuk yok, mavi ve yeşilin birlikteliği inanılmaz!

IMG_5492

IMG_5507

Çılgın bir yokuş çıkarken mangal yapan bir aileye selam verdim. Israrla beni çağırdılar ve ekmek arası sucuk verdiler. Konsantrasyon dolu benliğim ansızın mutluluk doldu. O kadar sevindim ki ekmeğin içindeki sucuklardan bir tanesini düşürdüm. Ayrıca ekmek arasındaki biber de çok acı çıktı. O sıcakta baya trajik bir duruma düştüm.

DCIM100GOPRO

Doğanyurt’a yaklaşırken denizde bir hareketlilik gördüm. Denizde sanki büyük bir göç vardı ve batıya doğru ilerliyorlardı. Yokuşlar ve sıcak zorlasa da deniz harika görünüyordu.

IMG_5515

IMG_5516

Ayrıca bir yerde çok güzel bir kumsal gördüm ancak aşağı inen bir yol yoktu görünürde. Olsa da inmezdim çünkü yüksekteydim.

IMG_5547

IMG_5553

Güneş alçaldıkça ışık daha güzel oluyordu ancak ben batıya gittiğim için sürekli karşıdan vuruyordu.

DCIM100GOPRO

Ve 19:30 gibi hava kararmadan Doğanyurt’a ulaştım. Fotoğraf da güneş görünsede yerleşim merkezi vadide kaldığı için karanlık çökmeye başlamıştı bile.

 

 

DCIM100GOPRO

Çadır kurulabilecek yer olarak gözüme limanı kestirdim çünkü yeşil alanları farkettim. Limana vardığımda etrafta çok az insan olsa da çok ayaküstü olmasından dolayı tereddüte düştüm. Karşıdan gelen polis ekip otosunu durdurdum ve durumumu anlattım. Bana spor aletlerinin olduğu yeri önerdi. Yerleşimin güvenli olduğunu, sorun yaşarsam 155’ten direk kendilerine ulaşabileceğimi, gece boyunca buradan devriye amaçlı geçeceklerini söyledi. Bunun üzerine henüz gün ışığının kaybolmadığını görerek dalgakırana pedalladım ve ucundaki fenere ulaştım. Burada yemek yemekte olan iki turcuyla karşılaştım. lih-tenş-tayn’lı idiler. Selamlayıp dalgakıranın üzerine çıktım.

Yukarıdan görülen göç hareketi buradan görünmez olmuştu. Ancak hareketi izlediğim çizgiye dik dizilmiş balıkçı tekneleri düşündüğümü doğrular nitelikteydi. Hemen geri indim. İki turcuya geceyi nerede geçireceklerini sordum. İstedikleri takdirde benim çadırımın yanıma çadır kurabileceklerini anlattım. Hızlıca gidip kendi çadırımı kurdum.

Havlumu ve şampuanımı alıp deniz suyuyla duş almak için plaja koştum. Denizden çıktığımda ışık iyice azalmıştı. Çadırlarını kurdular ve sohbet ettik. Ben kendime mantı pişirdim. Suda fazla bekletince biraz lapa oldu. Giysilerimi yıkadım ve astım. Bisikletleri inceledik. Rose kadro kullanıyorlardı ve çok güzeldi. Bisikletlerinin her iki yanında kadro kulağı gibi parça vardı ve arka tekerlekler kadroya değil de bu parçaya oturuyordu. Uzunca sayılabilecek bir sohbetin ardından son olarak yol hakkında bilgi alışverişi yaptık. Blog adreslerimizi birbirlerimizle paylaşıp çadırlara girdik. Bir gün de böylece bitmiş oldu.

Günlük İstatistikler

TRP 77.81

TOT 8659

TRPTM 6:50:31

AVG 11.37

MAX 59.30

Batı Karadeniz Turu 3. Gün (Sarıkum Gölü – Ginolu Limanı)

DCIM100GOPRO

Rahat bir gece geçirdim. Yine sabah ayazına uyandım ve üstüme örttüğüm tuluma girip fermuarı çektim. 07:00 gibi kalktım. Meteoroloji yağışlı gösteriyor ancak henüz yağmıyor.

26 Mayıs 2014 Pazar

Hazırlandım ve 8:20 gibi bisikletimin tepesinde yoldaydım.

IMG_5217

Asfalt olduğunu sandığım Sarıkum – İncirpınar köyü yolu toprak yoldu. İlk önce gözetleme kulesine çıktım. Ardından da karşısındaki kamelyaya gittim.

IMG_5221

IMG_5235

Yol tatlı eğimli olduğu için keyifli bir yolculukla yeşillikler arasında İncirpımar’a ulaştım.

IMG_5240

Burada kahvaltı yapmayı planlıyordum. Dağınık bir köydü ve herhangi bir makana rastlayamadım.

IMG_5246

Buradan devam ederek anayola çıktım. Yol sürekli olarak yükselip alçalıyordu.

IMG_5251

Bir kaç araç ve motosikletli benimle konuşmak yolda durdu. Kahvaltı yapmamıştım. Bunum yerine yolda gördüğüm kiraz ve erikten yarımşar kilo almaya karar verdim. Mükemmeldiler!

20140526_104344

Ayancık’a yaklaşırken yolun yapısı çok bozuldu. Son kısmı çok zor tamamladım. Bisikletin arkası kaygan zeminlerde savruluyordu. Yolda çok güzel çiçekler vardı toplaya toplaya Ayancık’a vardım.

DCIM100GOPRO

DCIM100GOPRO

Ayancık’a varınca karnımı doyurmak için ve cihazları şarjetmek için bir pastaneye oturdum. Yemekten sonra eşyalarımı ve bisikletimi orada bırakarak dolaşmaya çıktım. Merkezde karmaşa vardı. Merkezden uzaklaştım ve sakin sokaklara dalıp eski evleri aradım.

IMG_5297

IMG_5293

IMG_5320

IMG_5315

Sahili bir kısmı perişan edilmişti, diğer kısmı ise betonla kaplanmıştı.

IMG_5313

Bir arkadaşıma yollamak için hediye aldım. Pastaneye giderek eşyalarımı ve bisikletimi aldım. Ptt ye uğrayarak hediyeyi kargoladım ve devam ettim. Sahil yolunun bozuk olduğunu öğrendiğim için yolu uzatarak içeriden gitmeye karar verdim.

DCIM100GOPRO

Yol ilk başta güzel eğimle başlasa da ortalara doğru sert bir eğimlerle karşılaştım.

IMG_5328

Tabi bu sert yokuşların ardından uzun ve güzel bir iniş beni bekliyordu. Sürekli köylerden geçiyordum. Her köyde de kahvehaneler. Her kahvehanede de boş boş bakan amcalar. İlk olarak Güzelkent’e ulaştım. Şehir merkezine saptım. Bu sırada beni çay içmeye davet ettiler. Turlayıp döneceğimi söyledim ve öyle de yaptım. Bu turun ilk çayıydı.

DCIM100GOPRO

Yol bilgileri de alarak Türkeli’ne yola çıktım. Bu etap kolaydı. Sadece Güzelkent’in batı çıkışında biraz yokuş çıkıyorsunuz, gerisi düz. Türkeli’de kamp kurabilecek biryer bulamadım. Burada sahile çıktım ve iki küçük çocukla sohbet ettim. Kanalizasyona düşmüş bir köpek yavrusunu çıkarttırdım. Çocuklardan birisi bisikletten düşüp dirseğini yaralamıştı. Dirseğine pansuman yaptıktan sonra belediyeye gidip köpeği söylemelerini istedim.

DCIM100GOPRO

Kamp yeri bakarak devam etmeye karar verdim. Kamp yeri ararken Çatalzeytin’e ulaştım.

IMG_5362

Çatalzeytin sahil şeridi boyumca kurulmuş ince bir yerleşim. Sakin, deniziyle özdeş ve kopmamış. Sahilde tenha bir yer olmadığı için bir marketten cips ve kola alıp devam etmeye karar verdim.

IMG_5370

Yol kenarındaki bir çıkıntı buldum. Manzara gayet güzeldi ancak aynı şeyi çadır yeri için söylemek zor.

IMG_5360

Çadır yeri ararken önüme büyükce bir liman çıktı. Liman büyüktü ancak sakindi. Yeşil alanlar da farkedince buranın uygun olacağına karar verdim. Zaten buradan itbaren bir yokuş başlamaktaydı. Limana sapıp tekneyle uğraşan iki balıkçıyla sohbet ettim. Bunun sonucunda buranın güvenli olduğuna ve çadır kuracağım yere karar verdim. Bir kayığın hemen yanına çadırımı kurdum. Günün son ışıklarında, kayığın tepesinde denize karşı cips ve kolamı yiyerek yorgunluğun tadını çıkardım.

10296987_10203148353043028_4500257173736320472_n

Vakit geç olduğu için çadırıma girip yattım.

Bu geç kalınmış bir yazıdır.

27 Mayıs 2014 Salı Abana / KASTAMONU

Günlük İstatistikler

TRP 93.09

TOT 9135

TRPTM 4:59:54

AVG 11,88

MAX 62.79