Batı Karadeniz Turu 12. Gün (Seyrek Koyu – Şile)

DCIM100GOPRO

Sabah 08:00 civarı uyandım. Hava kapalıydı ancak yağış yoktu. Çadırdan çıktım ve işletme sahibinin dün tarif ettiği tepeye çıkmaya karar verdim. Bu sayede oyalanıp kendime gelmiş olacaktım ancak benim için sürprizler yine hazırdı.

IMG_6234

IMG_6237

IMG_6231

Gezip geldim ve çadırımı, malzemelerimi toplamaya başladım.

IMG_6250

Hazırladığım çantalarımı tam bisiklete yerleştirdim ki yağmur yağmaya başladı. Hızlıca dün akşam oturduğumuz kamelyaya gittim. Çiselese yine giderdim ancak yoğum bir yağış vardı. Yaklaşık 30 dakika burada bekledim. Bir süre sonra akşam da kamping de gördüğüm bir amca geldi. Onunla sohbet ettik. Yağmurun geçici olmadığına kanaat getirip hafiflediği bir anda yola koyulmaya karar verdiğim. Ceketimi giydim ve pedallamaya başladım. Hareket etmemle beraber campingin köpeklerinden biri peşime takıldı. Zeminin ıslak ve yolun iniş çıkışlı olmasından dolayı bir türlü kurtulamadım. Yağış sırasında birkaç otobüs durağına girerek Google Maps ten durumumu kontrol ettim. Peşime takılan köpek de başıma bela oldu. Geçtiğim bütün köylerdeki köpekler peşime takıldı. Bir limanın yanından geçtiğim sırada kayboldu. Ben de devam ettim. Bağırganlı yakınlarında güzel kayalıklarla karşılaştım.

IMG_6253

DCIM100GOPRO

IMG_6255

Bir yokuşun sonunda karşımda bir sincap gördüm. Yavaşça durup fotoğrafını çekmeye çalıştım.

IMG_6265

Melen suyu nereden gelir? Nasıl gelir?

IMG_6275

Akçakoca’dan itibaren fırınlar görmeye başladım. Bu bana Batman’daki tandırları anımsattı. Bir tanesinde ekmek pişiriyorlardı ancak istemeye çekindim.

IMG_6282

Eski evler yol boyunca olduğu gibi yine etrafımdalar. Mavi çerçeve ise ayrı bir güzellik.

IMG_6285

Yolum üzerindeki bir köyde bakkala girdim ve kendime Çikolata aldım. Bakkala mesafeyi sorduğumda 15-20 km olduğunu söyledi. Bu güzel haberdi. Plana göre öğlen saatlerinde Ağva’ya ulaşacaktım. Yola devam edince sol tarafımda, aşağıda Kandıra – Ağva yolunu gördüm. Yeşillikler arasında kıvrılan bir yol.

IMG_6290

Benim geçen seneki turumda sarımtırak otlar arasındaydı. Güzel bir inişle gitmekte olduğum yol ve Kandıra yolu birleşti. Kısa bir süre sonra Ağva’ya ulaştım.

DCIM100GOPRO

Balık ekmek yemeğe karar verip fiyatını sordum. 7,5 tl dediklerinde vazgeçtim. Amasra’da daha ucuza yediğim için burada o parayı vermek istemedim. Bir ekmek fırınına giderek iki simit aldım. Derenin yanındaki banklardan birine oturup dinlendim ve simitleri yedim. Daha kısa ve zorlu olan sahil yolundan gitmeye karar verdim. Bu yolu daha önce bir kere kullanmıştım. Yol zorlu olsa da Sinop – Amasra arasındaki yokuşlardan sonra gözümde hiçbir yokuş büyümüyordu. Sert iniş çıkışlarla yolu tamamladım. Yolda bir kere Fransız bir bisikletliyle konuşmak için durdum. 4 kişilik bir ekipti ve bisikletleri alt sınıf mtb ve ucuz şehir bisikletlerinden oluşuyordu. Ellerindekilerle yola çıkmışlar havası vardı. Yolda eğreti dursalar da hoşuma gitti. Önemli olan yolda olmak ne de olsa. Eve gitmeden önce Şile fenerine ve maşatlık parkına uğramaya kararverdim. Bunun için Çamlığa çıkan uzunca yokuşa girdim. Önce çamlığa, sonrasında Şile fenerine ulaştım.

DCIM101GOPRO

Fenerde fotoğraf çekinip maşatlığa geçtim. Burada durup manzarayı izledim.

DCIM101GOPRO

Buradada son fotoğraf ve videolarımı çektikten sonra artık uzuuuuuuunnn bir turun sonuna gelmiştim. Geriye evde pişen yemeklerin kokusunu takip ederek eve yönelmek kalmıştı.

Günlük İstatistikler

TRP 63.80

TOT 9199

TRPTM 5:00:24

AVG 12.74

MAX 74.13

 

Batı Karadeniz Turu 11. Gün (Acarlar Longozu – Seyrek Koyu)

Gece kafam çok doluydu ve uyumam uzun zaman aldı. Uyuyamadığım için bir ara tabletimi kurcaladım. Sonrasında tekrar uyudum. Sabah 5 gibi tekrar uyandığımda çok şiddetli yağmur yağıyordu. O kadar şiddetliydi ki çadırı longozun ne kadar yukarısına kurduğumu düşündüm.

Sabah 9 gibi rüya görmekteydim. Bir odada uyuyordum ve birisi dışarıda pencereye vurup “ismail abi! İsmail abi!” diye bağırıyordu. Uyandım ancak ses kesilmedi. Birisi hâlâ bağırıyordu dışarıda, çadırın yanında. Önce iç tenteyi, sonra dış tenteyi açtım. Dışarıdaki kişi ismail abi’yi sordu. Muhtemelen evindedir dedim.

Meğer gelen kişi dün İsmail Abinin çadırımın yanında çekindiği bisikletli fotoğrafı Facebook’ta görüp gelmiş buraya! Neyse ki uyanmıştım artık.

DCIM100GOPRO

Gece yemeğimi paylaştığım küçük dostlar sabaha kadar çadırımın yanında beklemişlerdi. Ayakkabılarımı çok beğendiler.

DCIM100GOPRO

DCIM100GOPRO

Longozdan çıkışında daha büyüğüyle karşılaştım. Onu da boş geçmedim. Longozdan çıkana kadar bana eşlik ettiler. En küçük olanları inatçı çıkınca hızlanıp atlatmam gerekti.

DCIM100GOPRO

DCIM100GOPRO

Köyler üzerinden Cebeci’ye gidebilmem için geldiğim yolda bir süre geri gidip farklı bir yola girmem gerekiyordu. Dün yanında durduğum camiye uğradım. Bu sırada birisi Almanca birşeyler söyledi. Türk olduğumu söyledim. Bana çay ısmarladılar. Ben de kahvaltılıklarımı çıkarıp kahvaltımı yaptım çayla beraber.

DCIM100GOPRO

Sonrasında tekrar yola koyuldum. Yol düz bir halde başladı, daha sonrasında eğimler de başladı. Yol kenarında sürekli olarak yolun kalitesizliğinden ve hız limitlerinden bahseden tabelalar vardı.

IMG_6167

Yol karmaşık olduğundan yolda gördüklerime yolu soruyordum. Bir tane de dedeyle karşılaştım. Tur üzerine konuştuk ayakküstü. Teşekkür etti buralara geldiğim için. Güzel insan.

DCIM100GOPRO

Ufak tefek köyler geçtim, yıkıntılar gördüm, ağaçsız yerde kuşların kendilerine toprakta yaptığı yuvalarını gördüm.

IMG_6162

IMG_6164

Google Maps’ten bakarak ilk olarak Cebeci’ye ardından da daha önce görmüş olduğum Kefken ve Kerpe’ye gitmeye karar verdim.

IMG_6178

Yolda Melen Hattının geçtiği yerler belli oluyordu. Şile tarafında doğaya etkisi çok daha bariz belli oluyor.

IMG_6174

Ya yol ayrımını kaçırdım yada yol yoprak olduğu için farkedemedim ve Cebeci’ye ulaşmam gerekirken Kefken’e vardım.

DCIM100GOPRO

Buraya kadar gelmişken Cebeci’yi görmeden geçmek istemiyordum. Kefken’den Cebeci’ye yöneldim. Yolda Pembe Kayalıklar tabelasını gördüm. Dönüşte uğramaya karar verdim. Cebeci’ye yaklaşınca Kefken adasını gördüm karşımda.

IMG_6182

Ulaşınca sahilde birkaç fotoğraf çektim.

IMG_6188

Marketten birşeyler aldıktan sonra kahvehaneye oturup çay söyledim. Aldıklarımı yerken, tabletimi şarj ettim. Kahvehane’den ayrılıp sahili gezdim ve geldiğim yoldan Kefken’e döndüm. Dönerken Pembe Kayalıklara uğradım.

IMG_6192

Gerçekten güzel ve pembe! Şekillerine ise diyecek birşey bulamıyorum.

IMG_6196

Burada bir süre oyalanıp fotoğraf çektikten sonra tekrar yola koyulup Kefken’e ulaştım.

IMG_6202

Kerpe’de ucuz market olup olmadığını hatırlamadığım için gördüğüm marketten akşam için kuruyemiş ve sufle aldım. Daha önce kullandığım Kefken – Kerpe yolunu bularak Kerpe’ye geçtim. Bu üçlü arasında en sevdiğim yer Kerpe.

IMG_6205

Sahilde bir süre oturdum. Burası tek başıma ilk uzun kamplı tur denememi yaptığım yer. Ege turuna çıkmadan önce tek başıma Şile’den buraya gelmiştim. Güzel tecrübeler ve ekipmanlarımla ilgili deneyimler elde etmiştim.  Gitmeden önce Kerpe’ye giren uzun ince yolu gördüm. Önceki gelişimde trafiğe kapalıydı çalışma olması nedeniyle. Bu defa açıktı ancak aklımdaki rota farklıydı.

IMG_6216

Sonrasında Kerpe sahilini takip ederek Batıya doğru giden yola girdim. Yol öncekine göre iyi durumdaydı ancak bazı yerleri çok deformeydi. Toprak kaplama asfalta dönmüştü ancak ansızın bozuluyordu. Bazı yerlerde de büyük taşlar vardı.

IMG_6220

Bu yol aslında Kandıra’ya çıkmaktaydı. Ben ise kıyı köylerini takip etmek istiyordum. Yolun içeri saptığı bir yerde sahil yönüne devam eden yol ayrımını takip ettim.

Yol kalitesi kötü olsada gittim. Bir süre sonra yol içeriye giderken ben sahil yönüne ayrılan toprak yolu takip ettim. Araç yolu yaya patikasına döndü ve bir kayanın üzerinde bitti. Dijital haritama baktığımda bu bölümde birbirine yakın iki yol gözüküyordu. Oysaki benim gördüğüm solumda sonu gözükmeyen bir dere, önümde uzunca bir kumsal, sağımda ise deniz! İçeriden geçen yola girmek istemiyordum ancak ortada devam edebileceğim başka bir yol yoktu. Plajda gördüğüm ATV izleri yakınlarda bir geçiş olduğuna işaretti. Tepemde yakıcı güneş… Geri dönmek istemiyordum. Bu nedenle kumsal boyunca yürüyüp derenin bittiği yerden diğer yola bağlanmalıydım. Kayadan indim ve plajı geçtim. Çok yorucu oldu. Bisiklet sürekli saplanıyordu. Dere hiç bitmedi. Biteceğini düşündüğüm yere vardığımda denize bağlandığını gördüm. Yani etrafı dere, deniz ve kayalıkla çevrili bir plajdaydım.

capture-20140701-235940

DCIM100GOPRO

Kumsalın sonuna varınca karşıdan beni izleyen kişi normalde derenin denizle birleşmediğini, dün gece suların yükselmesiyle bağlantının açıldığını söyledi. Yola devam edebilmem için mecburen denizi – dereyi geçmem gerekiyordu ancak bisikleti denize sokmak istemiyordum. Kendim girdim ve suyun bel hizama geldiğini gördüm. Bisiklet yüklüyken belimden yukarı kaldıramazdım. Bu nedenle bütün çantaları ve torbaları söktüm ve parça parça geçirdim.

IMG_6223

Orada bekleyen adama bir sonraki yerleşimi sordum. Kumsalda yürümek ve eşyalarımı dereden geçirmek yormuştu, önümde uygun biryer yoksa buraya çadır kurmak mantıklı olabilirdi. Diğer köyün bir koyda kurulu olduğunu ve çadır kurulabilecek alanları olduğunu duyunca oraya gitmeye karar verdim. Tepeler aşıp, yokuşlar inip Seyrek’e ulaştım. Çok güzel bir yer gördüm ancak kamping olduğunu sonradan farkettim. Önünden geçerken biri seslendi. Durumu anlattım, olabildiğince Ağva’ya yaklaşmaya çalıştığımı anlattım. Ücretin sorun olmadığını içeriye girip bakmamı, beğenirsem kalmamı söyledi. İçeri baktığımda çok beğendim. Heryer çimen kaplıydı ve orman ve denizle çevriliydi!

IMG_6230

Denize en yakın yere çadırımı kurdum ve  denize koştum.

10428427_10203381234784926_459103435662623887_n

DCIM100GOPRO

DCIM100GOPRO

Gelince üstümü değiştirdim ve dinlenmeye koyuldum. İşletme sahibi gelince oturup yaklaşık bir saat sohbet ettik. Bu sırada tabletimi şarja taktım. Sohbet sonrasında çekmeyen tabletimle biraz yukarılara çıkmaya karar verdim. Tableti aldım ve farklı yerlerde denedim. Çekmedi. Bu esnada üşüyünce işletmeciyle vedalaşıp çadırıma gittim. Bu sırada şarj cihazlarımı unuttum büfede. Çadıra vardığımda köpeklerin çadırın kuruması için açık bıraktığım dış tente içerisinde bulunan heybelerimi açarak kruvasanlarımı yediğini farkettim. Yapacak birşey yoktu. Yarın hedef Şile idi. Yatıp güzelce uyudum.

*Beni misafir eden Becerikli kamping işletmecisine teşekkürler. Turda kamp alanı olarak kullandığım en güzel kamping diyebilirim. Tavsiye ederim. Becerikli Kamping / Seyrek

Günlük İstatistikler

TRP 59.43

TOT 9135

TRPTM 4:59:54

AVG 11.88

MAX 62.79

Batı Karadeniz Turu 10. Gün (Akçakoca – Acarlar Longozu)

Sabah uyandığımda yine yağmur yağıyordu. Uyudum. Tekrar uyandığımda yağmur kesilmişti. Toparlandıktan sonra dereyi geçip yola ulaştım. Yağış yoktu karşımda, Akçakoca’nın üzerinde şenlikli bulutları görünce iyimser olmaya gerek olmadığını anladım.

DCIM100GOPRO

Pedallamaya başlayıp tempo tutturmuştum ki aniden şiddetli yağış bastırdı. Hızlanıp yol kenarında üç katlı boş bir binaya sığınsam da çok ıslandım.

DCIM100GOPRO

Bu terkedilmiş binada saatlerce oyalandım. Yağış çok şiddetli devam ediyordu. Üç katlıydı, hepsini detaylıca gezdim. Terkedilmiş ıssız yerler herzaman çekici gelmiştir bana. Tekrar aşağı indiğimde yağmurda azalma farkettiğim anda yola çıkmaya karar verdim. Öyle’de yaptım. Akçakoca girişinde yağmur dindi ve güneş açtı. Bu sırada 9000. Kilometreme ulaşmıştım.

IMG_6058

Yemek yiyecek yer arayarak sahili takip ettim. Mimarisi çok güzel bir camisi var. Fotoğrafladım.

IMG_6075

Merkezde bir pastane buldum ve burada vakit geçirmeye karar verdim. Bu sayede cihazlarımı şarj ettim, ıslanan giysilerimi kuruttum, karnımı doyurdum ve pastanenin kablosuz bağlantısından faydalandım.

IMG_6080

Akçakoca’yı sevdim. Büyük ve kalabalık ancak dar sokakları ve eski evleri Akçakoca standardını hissettirdi bana. Az sonra kalkıp Ceneviz kalesine gideceğim. Sonrasında rotam Karasu!

IMG_6079

Akçakoca Merkez – Düzce

Pastaneden çıktıktan sonra küçük bir alışveriş yaptım ve Ceneviz kalesine yöneldim. Merkezden batıya doğru ilerleyerek sert bir yokuş çıktım, indim, tekrar çıktım ve mesire yerinin kapısını gördüm. Neyse ki görevli yoktu ve doğrudan içeri girdim.

IMG_6093

Kale beklediğim gibi değildi ve bakımsızdı, pisti, rezil durumda desem yeridir.

IMG_6085

Kalenin yanında bulunan dilek havuzunda cam çerçeve içinde bir şiir yazılıydı ancak üzeri peçete ile örtülmüştü. Bu da birilerini rahatsız etmiştir diye düşündüm.

DCIM100GOPRO

SONY DSC

Beklediğimi bulamayınca Karasu yoluna ulaşmaya kararverdim. Gelirken indiğim sert yokuşu çıkmaya niyetim yoktu. Google Maps ile alternatif bir yol buldum ve girdim. Ancak yol bir sitenin içinden geçiyordu ve kapı ile kapatılmıştı. Biraz daha ilerleyip alternatif başka bir yol buldum ve Karasu yoluna ulaştım.

Yol bir süre rahat gitti. Genişti, asfalt kaliteliydi ve emniyet şeridi vardı. Bir süre sonra yol tek şeride düştü, asfalt bozuldu ve sert eğimler başladı. Küçük molalar vererek devam ettim.

Yol üzerinde “Tahirli Şelalesi” tabelasını gördüm. Hemen durarak tabletimden fotoğraflarını buldum. Hoşuma gidince rotamdan sapıp şelaleye gitmeye karar verdim. Zaten ben de sufle yiyecek biryer arıyordum. Şelale yolunun büyük bir kısmı toprak araç yolu.

IMG_6095

Geri kalan son kısım ise yaya patikası. Onun da birazını pedalladım ancak biryerde bisikleti bıraktım. Yol eğimi hoş. Son kısımlara doğru sertleşiyor. Böyle biryerde bisikleti elimde götürdüm, dönüşte de burayı inerken kasıldım çünkü eğim fazlaydı. O an için beni yorsa da diyorum ki iyi girmişim o yola.

IMG_6097

Tur esnasında mesafeyi hesap etmedim. Turdan sonra da şelalenin konumuyla ilgili net bir bilgi edinemedim.

IMG_6100

Birkaç şelale biraraya gelerek Tahirli Şelalesi ismini alıyor. Patikanın sonuna varınca oturup dinlendim ve suflemi yedim.Patikada aşınmalar olduğunu belirtmekte fayda var. Mesela köprünün ayağında toprak akmış ve köprünün tek ayağı boşta bekliyor. Tabi ben bu patikaya SPD ayakkabım ile girince baya macera yaşadım.

IMG_6110

Aklım bisikletimde olduğu için çok oyalanmadan geri döndüm ve aynı yolu takip ederek Karasu yoluna ulaştım.

IMG_6117

Önce Paşalar Köyüne ulaştım.

DCIM100GOPRO

Paşalar köyü dokusunu genel olarak korumuş bir köy.

DCIM100GOPRO

Ardından Karaburun’a ulaştım. Bu da demek oluyordu ki artık deniz seviyesine inmiştim ve bugün rotam bu şekilde gidecekti. Buradan sonrası kampingler sıralanmaya başladı. Melenağzı, Kocaali derken yerleşimler birbirini izledi.

IMG_6125

Yolda kahverengi bir “Maden Deresi” tabelası gördüm ancak zaman kaybettireceği için ve hakkında ilgi çekici birşey bulamadığım için yoluma devam ettim. Sakarya’yı geçtikten sonra farkettim, içimde kaldı. Pedallarken karşımdaki parça parça kara bulutları izliyordum. Yaklaşınca kısa süreli bir yağmura yakalandım. Yine bir otobüs durağına girerek kurtuldum.

IMG_6130

Karasu’ya varınca çadırda yemek için birşeyler almaya karar verdim. Ayrıca Karasu kavşağında gördüğüm “Acarlar Longozu” tabelasını longoz mu varmış diyerek araştırdım. Fotoğraflara bakınca elbet bir çadır kurulacak ağaç altı vardır orada dedim ve fırsatı değerlendirmeye karar verdim. Ayrıca longoz rotam üzerinde gözüküyordu.

Yola devam edip bir yerde denizden ayrılarak içeri saptım. Aslında karşıma iki yol çıktı ama mevcut yol içeriye doğru devam ediyordu. Longoz’da bu tarafta olduğundan sorun yoktu şimdilik. Zaten diğer yolun gittiği yeri belirten herhangi bir tabela yoktu. Devam edip bir camiye ulaştım derken yine yağmur başladı. Camiye sığınıp yağmurun dinmesini beklerken iki bisikletli çocukla sohbet ettim. Longozun çok yakın olduğunu söylediler. Beraber gitmeyi teklif ettiler ancak yağmurda sürmediğimi söyledim. Bakkaldan, gıcırdamaya başlayan çekiş sistemim için makina yağı buldum ve aldım. Yağmur hafifleyince devam ettim. Birkaç dakika için varmıştım.

IMG_6141

Longozun benim olduğum tarafı fındık vs bahçeleriyle çevriliydi. Ahşap bir köprü ile longozun kenarı geziliyordu. Ortalıkta çadır yeri gözükmüyordu. Girişte oradaki işletmenin bir çalışanı bisikletin buradan sonra yasak olduğunu söyledi ve eliyle işaret edip “şuraya koyabilirsin” dedi.

Bisikletten indim ve elimle iterek devam ettim. Longoz çok güzeldi ancak hayalimden çok farklıydı. 1-2 metre genişliğinde ahşap bir yürüyüş yolu boyunca ilerliyordum sadece. Bisikletime binip sonuna kadar devam ettim ve ahşap yolun bitişinde yandaki meyve, sebze bahçelerine merdivenle bağlandığını gördüm.

Tarlada çalışmakta olan birine selam verip sohbet ettim. Bahçesinin düz bir yerine bu gece için çadır kurmak istediğimi söyledim. Gayet yardımcı oldu. Çadırımı longozdan birkaç metre yüksek biryere kurdum. Bu sayede longozu da görebilecektim.

DCIM100GOPRO

Hızlıca eşyalarımı çadıra yerleştirdim. Bu sırada daha yaşlı biri geldi. O da bahçede çalışan kişinin amcasıymış ve bahçe ona aitmiş. Erik toplamam için evlerine götürdü. Dry-bag’in içine doldurabildiğim kadar erik doldurdum.

DCIM100GOPRO

Çadıra döndüğümde ilk tanıştığım kişi bisiklet ve çadırlar poz vererek fotoğrafını çektirdi. “Yurtdışındaki arkadaşlarım gezip fotoğraf çekiyorlar facebook’a atıyorlar. Beni de çek kamp yapıyorum sansınlar.” dedi. Fotoğrafını çektikten sonra çadırdan yiyeceğim malzemeleri aldım ve longozun kenarındaki banklardan birine yerleştim. Yemeğimi yedim ve üzerine kahve keyfi yaptım.

DCIM100GOPRO

Bu sırada yanıma iki köpek geldi. Onlarla da paylaştım. Küçük olana acılı çiğköfte bile yedirdim. Güneş kaybolup, hava serinleyince çadırıma gidip yattım.

Acarlar Longozu – Sakarya

Günlük İstatistikler

TRP 81.98

TOT 9073

TRPTM 5:24:19

AVG 15.16

MAX 54.94

Batı Karadeniz Turu 9. Gün (Göbü Köyü – Akçakoca)

DCIM100GOPRO

Sabah uyandığımda yağmur yağıyordu. Saate bakmadan tekrar uyudum. Ara ara uyandım ancak yağışı hala devam ediyordu. İlk başta umursamasam da bir süre sonra çadırda sıkılmaya başladım. Bugün ki hedefim Akçakoca’ya olabildiğince yaklaşmak. Yağmurun dindiği bir anda hızlıca toparlanıp çıktım.

DCIM100GOPRO

Göbü’nün çıkışında sert yokuşlar mevcut. Muslu’ya vardığımda yağmur yeniden başladı. Hava berbat bir halde ve yağışlı olmasına rağmen ortalığın tozlu olduğu çok belli.

DCIM100GOPRO

DCIM100GOPRO

Ağaçlardan topladığım eriklerin üst tarafı simsiyah. Yağış ve yokuşlar zorluyordu. %11’lik yokuşları aşarak Zonguldak merkeze ulaştım.

DCIM100GOPRO

Beğenmedim. Bir fast-food rastoranında yemek yedim. Sonrasında tabletimle oyalandım. Restorandan ayrılarak trafik polisine yolu sordum.

IMG_6017

Önce yokuşlar ardından tüneller başladı.

DCIM100GOPRO

Böyle bir yerde nasıl böyle bir koy çıktı karşıma şaşırdım.

IMG_6020

Tüneller gidiş – geliş birer şeritten oluştuğu için geriyordu. Yol kenarındaki çamur öbeklerine dikkat etmek gerekiyordu. Tek düzgün yanı ışıklandırması yeterliydi. Bir süre sonra yokuşlar tekrardan başladı. Bu defa saatlerce yokuş çıktım. Yol kalitesi ve genişliği gitgide arttı. Daha sonra rotamın en yüksek noktasına bugün ulaşacağım aklıma geldi. Çiseleyen yağmur zaman zaman etkisini arttırıyordu. Aniden bastıran şiddetli yağıştan otobüs durağına sığınarak kurtuldum.

DCIM100GOPRO

Yokuşlar son bulduğunda önümde 4700 metrelik bir tırmanma şeridi uzanıyordu. Bu benim için uzun bir iniş demekti tabiki.

DCIM100GOPRO

İnişle beraber hava açıyor, önce mavilik sonrasında güneş beliyordu. Derken Ereğli’ye ulaştım. Adeta bir il gibi. Ancak Zonguldak’lı sürücülere dikkat etmek lazım. Bunları yazarken oturmuş pizzamı yemekteyim. Buradan sonra sahile gidip, Alaplı yönüne gitmek için tekrar geri döneceğim.

Karadeniz Ereğlisi – Zonguldak

Ereğli’den ayrılmadan önce sahili görmek istedim. Bu yüzden yemek yedikten sonra geri dönmem gerekirken ileriye devam ettim (kuzey). Ereğli güzel, gelişmiş bir yerleşim. Sahilini de çok beğendim.

IMG_6028

Gözlemlediğim kadarıyla herkes kendi halinde, rahatsızlık hissetmedim. Sahilde bisiklet yolu var. Kiralık bisikletler ve elektronik üç tekerlekli bisikletler heryerdeler. Sahilde çektiğim fotoğrafların ardından Ereğli’nin güney çıkışına dönerek Alaplı’ya yöneldim.

DCIM100GOPRO

DCIM100GOPRO

Alaplı ve Akçakoca adını çok duymuştum. Gözümde sakin bir kıyısı olan yerleşimler canlanıyordu. Alaplı’ya ulaştığımda öyle olmadığını gördüm. Sahilden kouk bir yerleşim buldum.

DCIM100GOPRO

Yine de sahildeki piknik masalarının yanına gidip çadır kurmak için alan aradım. Ancak çok ortada kalacaktım. Bu nedenle yerleşimden uzaklaşmaya karar verdim. Ne de olsa Ereğli’den itibaren düz yolda pedallamaya başlamıştım. Gördüğüm muhtemel yerleri incelerken bir yandan da zaman kaybetmemeye çalışıyordum. Güneş iyice alçalmıştı.

DCIM100GOPRO

Yolun kenarında, sahilin yanında düzlük gördüm. Sarı otlarla kaplıydı. Plaj kumunu sevmediğim için buranın güzel olabileceğine karar verdim. Bahsettiğim yere gidebilmem için bir dere geçmem gerekiyordu. Yoldan çıkıp plaja indim ve dereyi geçtim. Geçerken bir hayli zorlandım. Kendi ağırlığıma bisikletin ağırlığı da eklenince derede battım. Düşündüğüm yere vardığımda zeminin sert değil, deniz kumuyla kaplı olduğunu gördüm. Yorulduğum ve vakit olmadığı için oraya çadır kurmam gerekiyordu, öyle de yaptım. Güneş batmadan hemen çadırımı kurdum ve ayaklarımı denize soktum. Çadıra girmeden önce etrafı son bir kez dolaşırken yerde duran kırık bira şişesi parçasına bastım. Kırıldı ve serçe parmağıma girdi. Hemen çadıra girip yarayı temizledim ve pansuman yaptım. Bir süre internette dolaştıktan sonra yatıp uyudum.

Akçakoca Yakınları – Düzce

Günlük İstatistikler

TRP 98.25

TOT 8988

TRPTM 7:26:22

AVG 13.20

MAX 64.33