Konya – Kapadokya – Adana – Antalya Turu 11. Bölüm (Kemerhisar “Tyana” – Pozantı)

Erken uyandım ancak yorgun hissettiğim için tekrar uyudum. 7 gibi uyandım. Uyanınca biraz kulübede asılı duran tanburu kurcaladım.

Fevzi abinin dün gece gösterdiği dolaptan kahvaltılıkları çıkarıp birşeyler atıştırdım. Cihazlarımı şarja taktım. Herşey şarj olduğunda hazırlanıp çıktım. Yol düz gibiydi ancak hızlanmak istediğimde 15 km/sa üzerine çıkamadığımı anlayınca yokuş çıktığımı farkettim. Hafif eğimli ancak uzun yokuşlar başlamış, anadolu düzlükleri artık geride kalmıştı. Sıcak çok bastırıyordu, su bulama sorunu yaşamaya başladım. Şarap içtiğinden midir bilmiyorum ama çok halsiz hissediyordum. Tepemde yırtıcılar süzülüyordu.

IMG_7509

Molalar vererek ve çeşme arayarak devam ettim. Yol kenarında gördüğüm bir mezarlığa girdim. bütün çeşmeleri denedim. Sonunda mezarlığı ziyarete gelen birilerine sorduğumda köyde su olmadığını söylediler. Mecburen tekrar bisiklete dönüp devam ettim. Bir geçide yaklaşırken bir sürünün bir yalak etrafında toplandığını gördüm. Evet su bulmuştum!

IMG_7513

IMG_7516

DCIM101GOPRO

Bu sırada sürünün çobanı seslendi. O da yol kenarındaki bir ağacın altında oturmuş gölgede dinleniyordu. Suluklarımı doldurduktan sonra yanına gittim. Közde çay demlemişti. Ramazan Abi, bana çay, zeytin, peynir, ekmek ikram etti. Uzunca bir süre oturup sohbet ettik. Kendime gelince vedalaşıp ayrıldım.

DCIM101GOPRO

Yokuşlar zorlayıcı oluyordu ancak kısa sürede bir yerleşime ulaşmak konusunda kararlıydım. 1600 metrelik bir geçit aştığımda ulaştığımda çok uzun bir inişe başladım.

IMG_7524

İniş çok sert değildi ancak çok mesafe katediyorum derken Aksaray yoluna ulaştım. Artık sağımda toroslar vardı.

IMG_7528

Bir petrol ofisine girip yol bilgisi aldım. Öğrendiğime göre Çiftehan benim aradığım yerdi. 20-25 kilometre vardı önümde ve yol yokuş aşağı olduğundan bisiklet kendi kendine gitti. Trafik yoğun. Çiftehan’da bir kahvehane buldum ve oturdum. Burada internet bağlantısı çok kötü…

IMG_7530

IMG_7534

 

Aksaray yoluna bağlandığım anda Akdeniz sıcağını hissetmeye başlamıştım. Hava çok nemliydi. Yola girdiğim anda kendimi anormal bir sıcak esinti içinde bulmuştum ve yokuş inmeme rağmen tüm vücudum yapış yapış olmuştu…

Çiftehan’da uzunca bir süre oturduktan sonra ayrılırken kahvehanenin önünden iki elma aldım. Çaylar benden, elma onlardan oldu. Kahvehaneyi çalıştıran abinin tavsiyesiyle Pozantı’yı geçip Tekir Yaylasında konaklamaya karar verdim.

Yolun buradan sonraki kısmı yine yokuş aşağı gidiyordu ancak bir süre sonra pedallamaya başladım. Yüksekleri sisli toroslar etrafımı çeviriyordu. Dağlar Antalya’yı çağrıştıyordu.

IMG_7546

IMG_7549

IMG_7551

Pozantı’ya yaklaştıkça yoldaki karmaşa artıyordu. Hızlı trafik, yol kenarına park etmiş araçlar, tırlar… Bir de Suriye plakalı arabaları görmeye başlayınca iyicene çekinir oldum.

Ve karşı şeritteki bir araba beni görünce benim şeridime girip üzerime sürdü… Yıllarca doğuda yadım ve doğuya doğru ilerledikçe bu tip şeyleri normal karşılamak gerektiğini biliyorum.

Pozantı tabelasını görünce durup fotoğraf çektim. Devam edip bir market buldum. Markete girdim ama bu defa dışarı çıkmak istemiyorum. Çünkü çok sıcak. Soğuk bir içecek ve çadırda yemek için birkaç parça abur cubur aldım ve dışarı çıktım. Bir şekilde bu sıcağa alışmam gerekiyordu.

IMG_7552

IMG_7560

Pozantı’dan Tekir’e doğru devam ettim. Bir kaç kilometre gittikten sonra etrafta çadır kuracak yerlere bakınarak gitmeye başlamıştım. Çadır kurmak için ideal yerler vardı. Ayrıca tavsiye almıştım ama Tekir’in nasıl biryer olduğu hakkında kendi şahsi bir fikrim yoktu. Yokuş çıkarken vites düşürdüm. Bu sırada arka arttırıcıdan bir ses geldi ve jant tellerin gıcırtısını, çatırtısını duydum. Ciddi bir sorun olduğunu anlamıştım. İnip baktığımda arka attırıcının janta girip 180 derece döndüğünü gördüm. Kadro kulağını da yamultmuş, bağlantı vidasının dişlerinin bir kısmına zarar vermişti. Yani bisiklet artık gidemeyecek halde…

20140731_104832

20140731_130442

Oysa ki bir gün sonra (yarın) Adana’daki arkadaşıma ulaşmayı planlıyordum. An itibariyle sorunlu bir bisikletle baş başa kalmıştım.

Bisikleti yol kenarına alıp sorunu detaylıca inceledim. Arka attırıcının yamukluğunu benim düzeltebilme şansım yoktu. Çünkü yanımda pense yoktu. Bisikleti yokuş aşağı gidebilecek hale gatirmek için zincirini söktüm. Bu şekilde yokuş aşağı geri dönerek yanından geçmiş olduğum kum ocağına ulaştım. İçeride bir amca gördüm. Durumu anlatıp pense istedim. “Valla olsa verirdim herkes gitti, kamyonlar kilitli” dedi. Ardından ben konuşamadan aynı cümleyi 2 kere daha tekrarlayınca burada işimi halledemeyeceğimi anladım. Tekrar bisiklete atlayıp Orman Yangını İlk Müdahale Ekibinin yanına gittim. Sağolsunlar yardımcı oldular. Penseyle arka attırıcı ve kadro kulağını düzeltip bisikleti yokuş çıkabilecek hale getirdik. Vites değiştiremiyordum ancak yokuş çıkabiliyordum.

Bu şekilde bisikletin bozulduğu yere kadar tekrar pedalladım. Bu esnada bu vitesle yokuş çıkılmayacağına karar verdim. İşi yarına bıraktım. Moralim çok bozulmuştu, bisikleti hiç umursayacak durumda değildim. Çadırımı kurdum, bisikleti hiç dokunmadan öylece bırakıp çadırıma girdim. Artık planım herhangi bir şekilde Adana’ya ulaşmaktı. Maddi durumumu göz önüne aldığımda “benim için tur bitti” diye düşündüm.

Günlük İstatistikler

TRP 79.86

TOT 10510

TRPTM 5:16:13

AVG 15.15

MAX 67.34

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s