Geyik Koşuları – 28K – 19 Ekim 2014

Koşmaya başlayıp İstanbul Maratonu için kaydmı yaptırdığımda, öncesinde hangi yarışlar olduğuna göz atmıştım. Nike Run İstanbul katıldığım ilk koşu olmuştu ve koşmaktan zevk almıştım. Bunun sonucunda diğer yarışlara da göz atmaya karar verdim. Geyik Koşusunun 14K parkuru ilgimi çekmişti. Normal koşularım sırasında 20k sonrasında mental olarak zorlandığım için 28k mantıklı gelmiyordu. Ancak yarışma şartlarını ve önceki yıllardaki süreleri inceledim. 28k koşusunda benim yaş grubumda katılımın az olduğunu farkettim. Bu bir ihtimal yarışı tamamlayabilmem sonucunda kürsüye çıkmamı sağlayabilirdi. Yarışma süresi ise 4 saat 30 dakika idi. Yarışın en başından beri yavaş bir tempoyla devam edersem bu sürede tamamlayabileceğimi düşündüm. Kaldı ki bu yarış aynı zamanda maraton çalışmamın bir parçası olmalıydı. O nedenle mevcut planımdan sapmadım, zorlamadım.

Çok düşünceli bir şekilde 28k için kaydımı yaptım. Yaptıktan sonra hala aklıma bazen koşabilirmiyim acaba? sorusu geliyordu. Mevcut sürelerimi ve yarış süresini düşününce bitirebileceğime inandım. Yarıştan iki gün önce yarış kitimi almaya gittiğimde bile aklıma 14k’ya geçme fikri geliyordu. Bastırdım. Yarış için koşulara ara vermeden önce üst üste 5 kilometresi inişli-çıkışlı olan 15k lık parkuru 3 gün, sırtımda çantamla koştum.

Yarışta maratonda kullanmak için test etmekte olduğum jelleri kullanacaktım. QNT Energel ve Multipower Multicarbo. İlki 279, ikincisi 104 kcal olan bu jeller beni yaklaşık 4 saat götürebilirdi. Yarışın yarısı olan 14k istasyonunda da birşeyler atıştırabilirdim. Ayrıca Decathlon’dan aldığım izotonik içecek tozunu ilk defa denedim. 500ml için bir ölçek kullanılması gerekiyordu. Ben su torbamda taşıyacağım 1,5 lt su için 2 ölçek kullanmaya karar verdim.

Yarıştan önceki gece uyumam saat 3’ü buldu. Buna rağmen sabah 5’te dinç bir şekilde uyandım. 6 gibi yola çıktık. Kahvaltı yapma fırsatı bulamadım. Evde bir muz yedim. Arabada yemek için ise yine bir muz, gofret ve probis aldım. Çantama Jellere ek olarak Snickers ve biri sade tahıl diğeri elmalı tahıllı olan iki Power Bar attım. Önce İTÜ Metro Durağına, oradan da Hacıosman durağına geçtim. Erken gelmiştim. Servisi bekledim gelince bindim. Belgrad ormanındaki yarış alanına gittik. Alanda birçok çadır kurulmuştu. Servisin geç kalkmasından dolayı zaman sıkışıktı. Büyük çantamın içinden malzemelerimi çıkarıp yarışta kullanacağım diğer çantamı hazırladım. 1,5 lt suyu torbama doldurdum. İki jeli aldım. Snickers’ı her ihtimale karşı yanımda taşımaya karar verdim. Elmalı Power Bar’ı açıp yedim. Sade olanı ise yanıma almadım. Telefonumu ve kulaklığımı aldım. Göğüs numaramı iğneleyip çantamı ayarladım. Kalan malzemelerimi vestiyere bıraktım. Artık hazırdım. Ben ısınmadım ve yarışın başlamasına dakikalar var derken yarış 15 dk ertelendi. Ben de hafif tempo koşup kendimi denedim. Motivasyonum tamam, bacaklarım sağlamdı. Etrafta tanınmış koşu insanları vardı. Bir yandan da dağcılık faaliyetlerimde yaptığım gibi malzemeleri inceliyordum.

Yarışa tekrar dakikalar kaldığında start çizgisine gittim. Yavaş koşacağım için kalabalığın arkasına geçtim. Bu sırada telefonumdan RunKeeper’ı açmayı denedim ancak telefonum uyduya bağlanamadı. Uğraşmayıp çantama koydum. Yarış başladı ve çizgiyi geçerken saatimin kronometresini çalıştırdım. Kısa bir süre içinde saate girdiğim nabız aralığının çok üzerinde koştuğumu farkettim. Bu kayıdı iptal edip serbest bir kayıt başlattım. Bunu bilmiyordum ancak bu defa ekranda benim için koşu bölgelerini gösteriyordu. Bu gösterim benim için faydalı oldu. Sert yokuşlarda nabzım %90 üzerinde çıkıyordu. Eğimin az olduğu yerlerde ise nabzımı %80-%90 arasına düşürüyordum.

Yarış beklediğimden daha sert başladı. Yol patikaya dönünce ilk yokuşta hızlı tempo ile yürüyerek devam ettim. Buna rağmen nabzım %90 üzerinde. İlk iki uzun yokuşu aşıp daha rahat etaplar başlayınca koşudan zevk almaya başladım. Kendimce ilk 7k için süre sınırımı 60 dakika olarak belirlemiştim. Bu sayade zihnimde yarışı dört parçaya böldüm. Hepsi için 60 dakika süre biçtim. Bir süre sonra başlangıçtaki şoku atlattım. Kendimi çok zorlamadan dik yokuşları hızlı tempo yürüyor, bunun dışında koşuyordum. İniş çalışmadığım için ilk başta inişlerde zorlandım ancak dağcılığın getirdiği avantajlarım sayesinde sonradan bunu da hallettim. Bazen koşarken dalıp gidiyordum ve kafamı kaldırdığımda işaret göremiyordum. Rotayı kaybetmiş olabileceğimden dolayı tedirgin oluyordum. Geyik koşularında rotasını kaybeden insanları duymuştum. Bu yarışta da olmuş.

7k’ya ulaşınca bir bardak su aldım. İki yudum alıp döktüm ve çöpe atıp oyalanmadan devam ettim. Süre sorunu yaşamıyordum ve tempo tutmamla birlikte yarışın gerisi ilk birkaç kilometreye göre çok daha rahat geçti.

Etraf çok güzeldi ve hızlı gitmediğim için etrafı inceleyebiliyordum. Canım sıkılınca cep telefonumda müzik açarım diye düşünmüştüm ancak buna hiç gerek duymuyordum. 14k’yı rahat geçtim. Süre olarak rahattım ancak en azından 21k’ya kadar böyle devam etmeye karar verdim. Gerisi zaten birşekilde gelecekti. İkinci tura başlarken görevlilerin istasyonu işaret ettiğini gördüm. Birkaç parça muz, cips yedim ve iki yudum su içtim. Elime biraz da kuruyemiş aldım ve hemen devam ettim. Büyük jelimin yarısından çoğu bitmiş, küçük olan ise açılmamıştı.

Biryerde yolum 4k koşanlarla kesişti ancak kısa süre sonra yollar ayrıldı. Büyük jelimin iyice azaldığını farkedip 21k’ya kadar kullanmamaya, istasyonda diğer jeli suyla birlikte almaya karar verdim. Hafif eğimli yokuşları çıkıp devam ettim. Karşımda 21k istasyonunu görünce diğer jeli açtım ve bitirdim. Yine iki yudum su içtim ve devam ettim. 21k’dan sonra kısa süreli sıkıldım ancak çabuk geçti. Burada koşmaktan zevk alıyordum. Üç saattir koşuyordum ve canım müzik dinlemek bile istemiyordu.

25k civarında son uzun yokuşta bir motivasyon yazısı gördüm. “Bırakmak istediğinde niçin başladığını hatırla!” yazıyordu. Motivasyon yazısıydı ancak bende ters etki yarattı. Görünce çok duygulandım, gözlerim doldu, boğazım düğümlendi. Yaklaşık iki kilometre kendimi toparlamakla çok uğraştım. “Eye of the Tiger” mırıldanarak kendimi toparlamaya çalıştım farklı şeyler düşündüm. Bir daha aklıma o söz gelmedi. Uzun inişe yaklaşırken önümdeki iki kişiyi yakaladım. Daha sonra bu iki kişiden birinin benim kategorimde yarıştığını ve son bölümde geçerek kürsü şansı elde ettiğimi gördüm. Tempomu biraz daha arttırarak devam ettim ve yarışı tamamladım. Bir görevli madalyamı verdi.

Son varanlardandım ve 4k ödül töreni yapılıyordu. İstasyondan muz ve su alarak yedim. Gidip çantamı aldım ve çorabımı, t-shirt ümü değiştirdim. Ayakta durunca yorgunluğumu anlayabiliyordum. Çok ağrım vardı ancak kısa bir açma germe yaparak çoğundan kurtuldum. Yarış sonuçlarının gösterildiği ekrana baktığımda kategorimde 4 kişi yarıştığını ve üçüncü olduğumu gördüm. 28k’yı bu yüzden seçmiştim 🙂

İkinci katıldığım koşu organizasyonunda kürsü görmüştüm. Üçüncülük kürsüsüne çıktım. Yeni bir madalya aldım. Bir tane Red Bull verdiler, bir de hediye çeki. Ancak bunlardan çok parkuru tamamlamış olmak, 3 saat 40 dakika boyunca koşuyor olmak kendime verdiğim daha güzel bir hediyeydi. Güzel bir maraton antremanı yapmıştım. Kendi antrenmanlarım aksine gayet eğlenceli, keyifli de olmuştu. Bir başka güzellik ise henüz bitmiş hissetmiyordum. Hatta yarıştan sonra Taksim Meydanından Eminönü’ne kadar yürüdüm.

Aylar öncesinde koşabilirmiyim diyerek maraton kaydımı yapmıştım. Artık maratonu koşarsam peşinden bir ultra güzel gider diye düşünüyorum.

Organizasyona Dair

Genel olarak memnun kaldım. O ortamda bulunduğum için çok mutluyum ve fırsatım olursa yine katılmak isterim. Yarış sırasında çok gözüme çarpan bir eksiklik olmadı. Organizasyon, koşucuların yönlendirilmesi, verilen hizmetlerin akıcı bir şekilde devam etmesi çok güzeldi.

Eksikler;

– Mail iletişimi çok zayıf. Havalemin onaylanması günler sürdü, sonra araya bayram girdi ben ümidimi kesmişken onaylandı. Cevap alamadığım mailler oldu. Pek tercih etmedikleri bir yöntem ise organizasyonun bunu belirtmesi gerekir.

– Servis geç kalktı.

Artılar;

-İşaretleme çok çok güzeldi. Sadece uzun yollarda bazı yerlerde işaret göremeyebiliyorsunuz. Bunun dışında görüş alanınızda işaret bulunuyor.

-Suyun bardakla verilmesi çok güzel bir uygulama. Suyu alıp içerek gidiyorsunuz. İlerideki çöpe atıyorsunuz. Eğer biraz daha taşırsanız görevli daha ilerideki görevliye telsizle bildirim yapıyor ve elindeki torbaya bardağınızı atıyorsunuz.

-Servis hizmeti benim gibi ulaşım sorunu yaşayan katılımcılar için çok faydalı. Servis olmasaydı katılamayabilirdim.

 

Advertisements

One thought on “Geyik Koşuları – 28K – 19 Ekim 2014

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s