24. Gün Hisarçandır – Çitdibi – Geyikbayırı

Sabah çadırımın fermuarını açıp dışarı baktığımda büyük bir şok yaşadım. Ayakkabımın teki yerinde yoktu. Geniş bir alanı aradım, çalılıklara baktım yok. Aklımdan belki de köyde köpeği olanlara sormam gerek diye düşündim. Ayakkabımı bulamadım. Hisarçandır – Antalya yoluna çıkıp çaresizce çadırıma doğru yürümeye başladım. Bu sırada yolun ortasında duran kahverengi havlu dikkatimi çekti. Biraz yaklaşınca üzerinde duran aynk renkteki ayakkabkmı farkettim. Dil bölümünde küçük parçalanma vardı. Bir köpeğin işi olduğu belliydi. Biraz daha geç kalksam arabaların lastikleri altında param parça olacaktı…

Bu rota önce Çitdibi’ne, sonrasında ise Geyikbayırı’na gidiyor. Tek günde tamamlandığı taktirde bence zor bir rota. Ben de tek günde tamamladım.

Bazen yollardan, bazen patikalardan ilerleyerek dere yatağındaki baraja ulaştık.

20150603_083231

Dereye yaklaşırken sert toprak zeminde kayıp düştüm. Yere çarptığımda zarar görmüş olmaktan korktum ancak sağlam olduğumu anlamam uzun sürmedi. Debidi yüksek olan bu nehri işaretli rotadan geçmek tehlikeli olurdu. Biz baraj bendine benzeyen bir köprüden geçtik, büyük ve pürüzsüz kayalara tırmandıktan sonra patikaya bağlandık.

20150603_083434

Patikanın eğimi çok fazlaydı. Bacak kaslarımın sonuna kadar esnediğini farkedebiliyordum. Bu kısımdan sonra daha az eğimli patikalardan ve toprak yollardan geçerek asfalt yola ulaştık.

Buraya ulaşmaya çalışırken toprak bir yolun yukarısında çalışan bir iş makinası aşağıya kayalar yuvarladı. O sırada Nick aracın çalıştığı yerin altından geçiyordu. Bağırarak uyardık ve yolda zikzaklar çizmek yerine güvenli bir yerden dimdik yukarı çıktık.

Asfalt yola ulaştığımızda benim az suyum kalmıştı. Su kaynağı olan Çitdibi köyünün ise rota üzerinde olmadığını gördük. Ben şişelerimi doldurmam gerektiğini söyledim. Nick ve Bego devam etmemizi, kendilerindeki suyun yeterli olacağını söylediler ancak ben biraz da dinlenmek istediğimden Çitdibi’ne girmeye karar verdim. Bu onları son görüşüm oldu.

Çitdibi’nde bir saatten fazla vakit geçirdim. Yedim, içtim, güzelce dinlendim.

Tekrar rotaya girdikten birkaç km sonra yağmur başladı. Tepedeki harabelerde karşıma iki patika çıktı. İlk önce yanlış olana girsem de sonrasında doğru olana geri döndüm.

20150603_130319

Uzuuunca bir süre yükseldim.

20150603_133049

Güzel yaylalardan, çayırlardan, tarlalardan geçtim.

Küçük yerleşimlerden de geçtim ancak ne bir insan ne de su kaynağı gördüm. Yerleşimlerden sonra ormanda bir su kaynağı buldum ama güvenmedim.

Yükseldikçe yolun sonunu daha da iyi hissedebiliyordum. Son geçitte beni taşlara çizilmiş bir gülen yüz karşıladı.

DCIM100GOPRO
Son geçit; Karabel.

İniş keyifli başladı ancak kaybolmam uzun sürmedi. Ansızın kendimi sarp bir yamacın tepesinde buldum. İşaret bulana kadar büyük zikzaklar çizerek yukarı doğru yürümeye başladı. İşareti buldum ve tekrar rotaya bağlandım. Trebenna yakınlarında yeniden şiddetli yağmur başladı. Bundan sonraki kısım hep yağmurlu geçti.

Bir yerde yine talihsiz bir şekilde kayboldum. Rotayı tekrar buldum bundan sonra dikkatli giderim derken kendimi daha önce geçtiğim yerlerde buldum. Meğer rotaya ters girmişim… Eğim değişken olmadığından da yanlış yönde gittiğimi anlayamadım… Elimde Hisarçadır’dan sonraki kısmın verisi olmadığından deneme yanılma yönteminden başka çarem yoktu. Tek kaynağım kitaptı. Sağanak yağmur altında dikiliş kitap karıştırmak hiç kolay olmuyor.

Sırıl sıklam Geyikbayırı rotalarına ulaştım. Artık kamp alanları yakında olmalıydı. Seçme şansım olmayacak, ilk gördüğüm camping e girmem gerekiyordu.

Tabi sürprizler bitmemişti. Önümden geçmem gereken bir dere belirdi. Bakındım, bakındım ama her yeri benim ayakkabımın boyunu aşıyordu. Kayalardan geçmeye çalıştım, ıslak olduğundan kaygandı. Sonra çare ayakkabıları ve çoraplarımı çıkarttım. Taşlık dere yatağını geçmek sırtımdaki ağırlık nedeniyle acı verici. Tabi bu sırada hala yağmur yağıyor ve ıslanmaya devam ediyordum.

Bitti mi? Bitmedi.

Gördüğüm ilk camping e girdim, in cin top oynuyordu. Kimseler yoktu.Yağmur dinene kadar sığınabileceğim kapalı alan da yoktu. Yola çıkıp devam ettim.
Bir sonraki camping de aynı şekildeydi. Kapalı alan olduğunu görünce verandasına yöneldim ancak köpekler sokmadı, yine de yaklaştı ancak birisi çok saldırgandı.

Tekrar yola çıktığımda saldırgan köpek haricindekiler benimle yürümeye başlamıştı. Biraz gittikten sonra yakında başka kamp alanı olmadığını anlamıştım. Köpeklerin olduğu camping e girmem gerekiyordu artık. Tekrar gittiğimde diğer köpekler yanımda olduğundan asabi arkadaş pek ses çıkarmadı. Camping restoranının verandasına oturdum ve ıslak giysilerimi çıkardım. Dinlendim, kurulandım,… Sonra çama yapıştırılmış numara dikkatimi çektim. Telefon açıp durumu anlattım ve çadır kurmak istediğimi söyledim, o iş tamam! Sonrasında WC’yi, sıcak suyu olan duşları, verandadaki prizi keşfettim. Temizlenip, karnımı doyurdum. Yolda gördüğüm Likya Yolu bitiş/bşlangıç tabelasını şu şartlarda umursayamazdım. Bitiş fotoğrafımı yarın çekinebilirdim. Yol benim için tamamlanmıştı artık…

 

Advertisements

One thought on “24. Gün Hisarçandır – Çitdibi – Geyikbayırı

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s