Kaçkar Ultra Trail

27 Haziran 2015 tarihinde ilk ultra maratonumu koştum.Düşündüğümden çok daha kolay oldu. Henüz koşmazken dahi UTMB videolarını izler, böyle bi yarışın Kaçkarlarda ne kadar güzel olabileceğini düşünürdüm. Tabi o zamanlar bu mesafeler gözümde çok büyürdü. Insanların arabayla gitmeye üşeneceği mesafeleri koşarak katedebilmek. Düşüncesi bile yorucu… O zamanlar dağcılık kulübü antrenmanlarında koşuyordum sadece. Cumartesi ve Pazar günleri, en fazla 10’ar kilometre.

Geçen sene, Trabzon’dan İstanbul’a dönünce ilk maratonumu koşmaya karar verdim. Sonuç olarak koşabildim. Çizgiyi verilen süre içerisinde geçtikten sonra artık yeni bir hedefim vardı; ultra maraton koşmak.

Ancak mevcut ultralar benim için çok masraflı olacaktı. Yüksek ücretlerinin yanında istenilen detaylı sağlık raporları, eksik malzemeler, yol masrafları pahalıya patlıyordu. Yine de yavaş yavaş ne tür malzemeler kullanmak istediğime karar verdim ve uygun fiyatta yakaladığım malzemeleri edindim.

Bir gün Facebook’ta dolanırken yeni bir ultra maratonun ismini gördüm; Kaçkar Ultra Maratonu. Trabzon’da okumuş ve defalarca Kaçkarlarda bulunmuş olduğumdan bildiğim bölgeydi. Konaklama ve ulaşım açısından bir sürü imkanım vardı. Sağlık raporu istenmemesi benim için önemli bir şarttı çünkü sağlık sigortam yok. Rapor benim için ekstra masraf demek. Malzeme eksiğim varken rapora para vermek aklıma yatmıyor.

Trabzon’daki arkadaşlarımla iletişime geçtim. Birkaç kişi yarışa katılacağını söylese de vazgeçeceklerini düşündüğümden planlarımı tek koşacağımı düşünerek yaptım. Ancak yarış öncesi ve sonrası yalnız kalmamak için çevremdekileri Kaçkarlara kamp yapmaya davet ettim.

Yarışa haftalar kala İstanbul’dan bunaldım ve çantamı alıp tek başıma en uzun mesafeli yürüyüşüme çıktım; Likya Yolu. Yürüyüşü tamamladığımda geriye ağrıyan dizlerim ve hazırlanmak için çok az zamanım kalmıştı. İstanbul’da sadece birkez 15k koşabildim. Koşu sonrası ağrıyan dizlerim beni korkuttu. Antrenman yerine dinlenmenin daha iyi olacağını düşündüm. Son koşumu Trabzon’a gelince Cem ile KTÜ kampüsünde yaptım. Yarışta taşıyacağımdan biraz daha ağır bir çanta ile 10k koştum ve küçük ve sert bir yokuşta kendimi denedim. İlginç şekilde herşey yolundaydı. Dizlerimde de hiç ağrı yoktu.

Yine yarış öncesi öğrencilik ortamından kaynaklanan sorunlar yaşadım. Son günlerdeki karbonhidrat yüklemesini yapamadım. Daha kötüsü berbat bir uyku düzeni ile yarış gününe girdim. Özetleyecek olursam; yeterince antrenman yapamamış, uyumamış, yememiş bir koşucuydum.

Yarıştan birkaç gün önce Kaçkarlara gelip aklimatizasyon amaçlı kamp yapmayı planlamıştım. Bu düşüncemi irdeleyince araç kullanmadan yükseklerde yapacağım bir kampın dönüşte ağır çanta ile dizlerimi zorlanacağına karar verdim. Bu durumla daha önceleri defalarca karşılaşmıştım. Vazgeçtim.

Koşudan bir gün önce Ayder’e otostop ile gittik. Düşündüğümden kolay oldu. Dört araçla Ayder’e ulaşmıştık. Son arabada da iki ultracıya denk gelmiştik. Otele yarış kitimi almak için girdiğimde tanıdık simalarla karşılaştım. Yanımda 1lt su kabı olmadığı için numaram verilmedi. Ben de gidip bakkaldan iki tane pet şişe aldım geldim.

O gün çadırda kalmayı planlıyordum ancak bir evde kaldım. Uykusuzdum ve yine geç uyudum.  Akşamdan çantamı hazırlayıp yattım.  Yarış atmosferine kaptırıp hızlı gitmemi engellemek için batonlarımla koşmaya karar verdim. Sabah uyandığımda karnımda şiddetli bir ağrı vardı. Bu durum yarışta da sorun yaratacaktı.

Alacakaranlıkta araçlara binip Elevit yolunu tuttuk. Araca binene kadar iki farklı yerde batonlarımı unuttum. Neyse ki hatırlayıp geri döndüm ve aldım. Sarsıntılı bir yolculuk ile Elevit’e ulaştık. Sabah yaşadığım hengameden dolayı kahvaltı da yapamamıştım. Herşey üst üste gelmişti. Çay ile beraber yanımda getirdiğim tuzlu fıstığın birazını yedim. Bir koşucu elinde fazla izotonik içecek olduğunu söyledi. Kalan içeceğini ben aldım ve suluklarımdaki suyu izotonik ile değiştirdim.

Yarış planımı gözden geçirdim. Trovit yakınlarına kadar yürü, son kısımda eğim düzelince koş. Dereyi geçince yeniden yürümeye başla. Geçidin tepesine kadar asla koşma. Kendini zorlamadan Palovit’e ulaş. Buradan Amlakit’e yol kolay. Orada Cem beni bekler. Sonrasında patikaya kadar bozuk yolu takip et. Patikayı yürü, aman kayma. Sonra Hazindak’ın yanındaki mükemmel kamp alanıyla karşılacaksın. Burada yorulmuş olursun ama koşmayı dene. Pokut’tan sonra uzuuuun iniş başlayınca yarışı tamamlayıp tamamlamayacağın belli olacak. Dikkatlice in ve bitir.

Yarış başlarken ben hâlâ Cem’in verdiği Garmin 405’i başlatmaya çalışıyordum. Son olarak ekrana normal saat ekranı geldi (yarış zamanı değil). Buna da şükür deyip kurcalamayı bıraktım. Start ile birlikte hızlı tempoda yürümeye başladım. İlk başta çise ve sis vardı.

İşler düşündüğüm gibi gitti. Trovit’teki istasyona  bir saatte ulaştım. Dereyi geçtiğimde halsizlik geldi ve hemen Snickers açıp bir ısırık aldım. Yanımda yalnızca iki jel vardı. Bir kendi jelim QNT, diğeri Cem’in verdiği Multicarbo jel. Bunları olabildiğince sonraya bırakmak istedim.

Geçidin tepesine ulaştığımda istasyonda kola ve su olduğunu gördüm. İstasyondaki görevliden sonraki istasyona dair bilgi istedim ve hiç durmadan devam ettim.

11667505_10206152320260331_2504909700171900732_n

Palovit’e koşarak indim. Her zaman olduğu gibi inişte birçok kişiye yakalandım. Amlakit yakınlarında şiddetli karın ağrısı geri döndü. İlk başta Amlakit’e ulaşabileceğimi düşünüyordum ancak kısa sürede bunun gerçekçi bir ihtimal olmadığını anladım. Uygun bir yerde durdum. Birçok kişinin geçisini gördüm. Tempolu yürüyerek ve istasyon atlayarak kazandığım zaman ve sıralama buhar olup uçmuştu.

Tekrar koşmaya başladığımda çok rahattım. Kısa sürede Amlakit’e ulaştım. Burada Cem ve Yağmur vardı. Cut off zamanını sordum. Dört saat vaktim olduğunu duyunca sevindim. Neredeyse dürüm döner siparişi bile verebilirdim. Çorbanın mercimek çorbası olduğunu öğrenince içtim ve suluklarımı da doldurup güzel bir zamanlamayla istasyondan ayrıldım.

Önümdeki etap yıllar önce harap haldeydi. Ancak bu defa düzeltilmiş ve trafiğe açık bir yol. Patikaya kadar güzel bir tempoyla gittim. O zaman güzel gibiydi ancak ancak patikaya girince hızlı geldiğimi farkettim. Patika’da yorulduğumu anladım. Yürümek durumu kurtarmadı. Birkaç saniyelik mini mini molalar vermem gerekti.

Hazindak’ta istasyon olduğunu düşünüyordum ancak bakınmama rağmen göremedim. Bir sokakta küçük bir çocuk yolu gösterdi, devam ettim ancak yayla çıkışında önüme bir patika, bir de stabilize yol çıktı. İşaret yoktu. Birkaç saniye düşündükten sonra ayakizi aramaya başladım. Stabilize yoldaki izleri görünce yoldan devam etmeye karar verdim. Koşmamı engelleyecek kadar yorulmuş olmasam da zamanlamanın verdiği rehavetle çoğu kez koşuyu kesip yürümeye başladım.

Maçkun’un sert inişi ve çıkışı bitmek bilmedi. Pokut’a yaklaşırken yağış yeniden başladı ve üşümeye başladım. Ellerim hissizleşmeye başladı. Eldivenlerimi giymeyi düşündüm ancak batonları tuttuğumdan dolayı ıslanmaları kaçınılmazdı. Pokut’ta bulunan kontrol noktasına girdim. Burada saatime baktım ve yarışı rahat bitireceğimi anladım. Ancak ortada bir sorun vardı; ıslaktım ve üşüyordum. İçliğimi giymek için ceketimin fermuarını açtım. Göğüs numaramı görünce geri kapattım. Dört çengelli iğneyi yeniden söküp takmakla uğraşmak istemiyordum. Kurupasta ve kola yedikten sonra istasyondan ayrıldım.

Uzuuun inişe yürüyerek girmiş olsam da yanımdan öbek öbek koşarak geçen grupları görünce koşmaya karar verdim. Yetişip bir kısmını yakaladım ve arkamda güzel de bir mesafe bıraktım. Herşey yolunda giderken 1000 metre civrında şiddetli karın ağrım merhaba dedi. Yine durmak zorunda kaldım ancak bu defa arkadan yetişen olmadı.

Derenin sesini duydukça bitişe yaklaştığımı anladım. Zaman zaman beni soluk borumdan yakalayan o duygusallık yine geldi ancak nefessiz kaldığım için yarıştan başka şeyler düşünerek dikkatimi dağıttım. İniş biraz daha sertleşti ve sonunda beton yola bağlandı. Batonlarımın perlonlarını çıkardım ve bitiş için tempomu arttırdım. Çinçiva kahvesini geçince finish düzlüğünü gördüm. Rahat bir şekilde bitirdim ve mdalyamı aldım. İlk 100 içerisinde olduğumu biliyordum ancak termos veren olmadı!

11539740_10206154375671715_7869641318060611459_n

Bitirdiğimde düşündüğümden çok daha iyi durumdaydım. Bu rotayı birkez daba yapabilirdim.

Dereye girenleri görünce ben de gidip temizlenmeye niyetlendim. Üstümü değiştirip temiz giysilerimi giydim. Ayaklarımı dereye sokup çamurları temizledikten sonra Cem ve Yağmur geldi. Bir süre etrafta dolaşıp fotoğraf çekindikten sonra minibüse binip otele döndük.

Akşam yemeğin ardından hoş bir ödül töreni izledik. Törenden sonra duş alıp uyudum. Ertesi gün Avusor yolcusuydum.

Sabah kahvaltının ardından tanıdıklarımızla vedalaşıp ayrıldık.

ARTILAR

Kaçkarlarda yapılmış bir ultra maraton ne kadar kötü olabilir ki?Türkiye’de en çok ultra koşmak istediğim mekandı ve ilk ultra maratonumu burada koşmuş oldum.

Madalya ve t-shirt çok güzel.

Organizasyon genel olarak başarılıydı. Ben otelde kalmasam da yemekler sayesinde birçok defa diğer koşucularla biraraya gelebildim.

EKSİKLER

Koşu boyunca ilk yüzde kalmaya çalıştım çünkü toplantıda suluk verileceği söylenmişti ancak verilmedi. Arkamdan gelenlere verildiğini gördüm. Maksat suluk alıp almamak değil ancak güzel bir motivasyon kaynağının ucunun boşa çıkması üzücü. Bir de benim için yarış t-shirtleri ve sponsor hediyeleri madalyalar kadar değerli. Benim için en büyük eksik bu.

Katılım koşulları belirlenirken iyi düşünülmeli. Yarışa birkaç gün kala sağlık raporu istemek beni zor durumda bırakabilirdi. Sağlık sigortam yok ve bana mail geldiğinde ikametgahım olmayan biryerdeydim. Rapor götürmemek niyetindeyim ancak yoluma çıkan bir sağlık ocağında aile hekiminde rica ettim, yardımcı oldu.

Hazindak istasyonu kurulmadı, istasyon ekibi arabadan yolda gördükleri kişilere su dağıtmaya çalışıyorlardı. Kendimi buradaki istasyondan destek alacak şekilde hazırlamış olsam sorun yaşamam kaçınılmaz olurdu.

Organizasyona dair bazı bilgiler açık değildi. Verilen yemek tüm organizasyon içinmiydi yoksa otelde kalanlar için otel tarafından mı veriliyordu ilk başta anlayamadım. Hatta otelde kalanlar için olduğunu düşünüp ilk başta katılmadım. Yarış sonrası Şenyuva’da yemek verildi mi verilmedi mi hiç anlayamadım.

Drop-bag imi almaya gittiğimde başında bekleyen görevli yoktu. Çantamı alıp gittim.

Mesafeler hatalıydı. Rotayı bildiğimden dolayı aylar önceden kendim hesapladım ve yanlış olduklarını gördüm. Bilgilendirme toplantısından sadece Tirovit’in yanlış olduğu söylendi ve düzeltildi. Bu durum istasyon görevlilerini de zorda bıraktı. Amlakitteki görevliler 22k da, gps saat taşıyan koşucular 17k da diretiyordu 🙂

İstasyonlarda çeşitlilik yoktu. En azından bir masanın dolu dolu olmasını beklerdim. Mesela Geyik Koşuları 28k parkurundanki beslenme noktası gibi.

Bir hafta sonra ben hala Kaçkarladaydım ve Hazindak – Amlakit arasındaki patikayı yürüdüm. Yere ve ağaçlara konulan çaykur işaretlemeleri kaldırılmamıştı.

Gönüllüler için;

Dört arkadaşım gönüllü olarak görev aldı. Ancak görev almaları için sanırım 4 kere organizatörler ile irtibata geçtik ve hiç birinde kesin cevap alamadık. Son olarak arkadaşlarım Trabzon’dan otele gelip gönüllüye ihtiyaç olup olmadığını sordular ve görev aldılar. Dördününde aktif olarak görev aldığını düşünürsek ihtiyaç olmasına rağmen gönüllü olmak isteyen insanların yanıtsız bırakılmasını anlayamadım. Hiçbir istasyonda boşta gönüllü görmedim.

SONUÇ

Bu güne kadar katıldığım en güzel, en zevkli koşuydu. Hala da yeniden katılmayı en çok istediğim organizasyon. Organizatörlerin büyük çabaları ve Kaçkarların güzelliği aksiliklerin önüne geçti. Şahsen ben böylesine güzel bir ultranın ilk katılımcılarından olduğum için çok mutluyum.

Gönüllü olan arkadaşlarım arasında koşanları görüp koşmaya niyetlenenler var. Bu da işin başka bir güzel tarafı 🙂

Bu güzel organizasyonda emeği geçen Alper, Cumhur, Serkan ve adını bilmediğim tüm fedakarlara, tüm gönüllülere teşekkürler.

Yine not: Suluk olaydı iyiydi 😛

NE KULLANDIM?

Baton: Ferrino Mustang
Çanta: Lowe Alpine Lightflite 14
T-shirt: Sportive
Tayt: Kalenji Kanergy
Çorap: Kalenji Kapteren Trail
Ayakkabı: New Balance Leadville 1210
Ceket: Uppa Sahand

Advertisements