GoPro Hero 2 Kırık Kapak Mandalı

Likya Yolu’na başlarken GoPro’mun kapağındaki kilit mandalında (parça İngilizcede “latch” olarak geçiyor) sorun olduğunu farketmiştim. Kırılmış olsa da kısmen destek sağlıyordu ancak su geçirmezliği konusunda tereddütlüydüm. Yağışlı havalarda sorun yaşamadan kullandım ancak hiç suya sokmadım. Hatta Likya dönüşü Kaçkarlara da bu kamera ile gittim.

IMG_20150914_142045.resized

Aklıma geldi, internette biraz araştırayım dedim. Beklediğim gibi aynı sorunu yaşayan başka insanlar da varmış. Hatta birisi sağlam bir teli bükerek su geçirmez kasanın çentiklerinden destek alacak şekilde tel mekanizma üretmiş.

Biraz daha araştırınca sorunu GoPro’ya mail yoluyla iletenlere yeni bir mandal gönderildiğindiğini öğrendim. Bunun üzerine ben de mail attım. Sorundan bahsettim ve kırık parçanın fotoğraflarını ekledim. Mail sayfasında fotoğraf ekleyebileceğim bir seçenek olmadığından da bunu dropbox heaabımdan link vererek yaptım.

IMG_20150914_141856.resized

24 saat içerisinde yanıt geldi. Bir link vererek adres formu doldurmamı, aynı adresi düzenli bir şekilde yazarak bu mail ı yanıtlamamı, ve şu iki soruyu cevaplayarak mühendislerine yardımcı olabileceğimi, yeni dizaynlarda yapılacak geliştirmelerde bu bilgilerin kullanılabileceğini belirttiler;

Mandalı kapağı açarken / kapatırken mi kırdınız yoksa bir darbe sonucunda mı kırıldı?

Eğer darbe sonucu kırıldıysa ne zaman, nerede ve nasıl bir aktivite yapıyordunuz?

Ek olarak kapağı kilitlemedem önce elimle kapağı sıkıştırıp sonrasında madalı kapatmamı tavsiye etmişler.

Mail ı, kırılmanın açıp kapama esnasında yada derba sonucunda olmadığını, uzun bir aradan sonra kamerayı elime aldığımda kırık olduğunu farkettiğimi, mandalı zaten belirttikleri şekilde kapatığımı ve benim tahminimin; kameranın uzun süre güneş altında kalması nedeniyle parçanın yıpranarak kırıldığını söyledim.

Ertesi gün verdiğim bilgilendirme için teşekkür ettikleri ve parçanın en kısa sürede gönderileceğini haber veren bir mail aldım. Peşinden ilk olarak müşteri memnuniyet anketi, sonrasında ürünün gönderildiğini belirten iki mail daha aldım.

17 Eylül’de kargoya verilen parça 22 Eylül’de bana ulaştı.

IMG_20150922_160938.resized

IMG_20150922_163219.resized

Advertisements

Likya Yolu Malzeme Seçimi

NOT: Bu yazıda anlatılanlar kişisel düşüncelerimdir. Durumlara ve kişilere göre değişiklik gösterebileceği unutulmamalıdır. Tavsiye olarak kabul edilip yönlendirici olması amacıyla yazılmıştır.

Bu yolu yürümeye niyetlenmiş kişilerin elinde az çok malzeme birikmiştir zaten. Bu yolu yürümek için oturup sıfırdan alıncak malzemelere listesi yapmaya hiç gerek yok. Ben dağcılık ve bisiklet ile ilgileniyor olduğumdan zaten yürümeye yetecek kadar malzemem vardı. Sadece bir tanesini rotanın özelliklerine göre değiştirdim. Bu kamp setimdi. Ayrıca batonum yoktu ve kendime bir baton aldım. Tabi bununla beraber iş bitmedi. Olan malzemeler arasında seçim yapmak yine oldukça zor bir durum. Uzun bir yol olduğu için ağırlığı 100 gramın üzerinde olan herşey için defalarca düşündüm ve bu şekilde bazı malzemelerin çok gerekli olmadığına karar verdim. Mesela performansı çok düşük olan solar paneli ve içine temizlik malzemelerimi koyduğum washbag i bıraktım.

Minimalist değilim, herşeyin bir alternatifi olacak şekilde planımı yaptım ve yürüyüşüm esnasında bunun faydasını gördüm.

Normal bir yürüyüşçü Likya Yolunu 10-15 kg lık bir çanta ile rahatça tamamlayabilir. Benim çantam da herşey dahil bu ağırlıklar arasında gidip geldi. Eğer yapmak istediğiniz ultralight backpacking ise ağırlığı su, yemek dahil 7-8 kg hatta daha aşağısına düşürebilirsiniz. Tabiki bu ağırlık kamp yaparak yürüyecek kişiler için. Amaç pansiyonları kullanarak yürümekse ağırlığı daha da düşürmek mümkün. 7kg ile yürüyen insanlar da gördüm, 25kg ile yürüyenler de.

Ne götürmeliyim sorusuna en rahat cevabı yine kendiniz verebilirsiniz. Herhangi bir sebepten dolayı şüphe duyduğunuz malzeme için “buna 7 gün, 20 gün, 1 ay katlanabilirmiyim” diye kendinize sorun.

Örneğin; Gittiğiniz üç günlük kampta 2 gece çadırda sıkış tıkış yatmışsanız o çadır sizin için küçüktür. Yeni aldığınız sırt çantasının dikişleri birkaç haftasonu yürüyüşünden sonra atmışsa çantanın kalitesi hakkında şüphe duyun. Kamp yaparken sabah uyandığınızda omzunuz, beliniz ağrıyorsa sünger matınızı şişme bir matla değiştirmeniz faydalı olabilir. Kısa bir yürüyüşte giydiğiniz şort sizi çok terlettiyse, rahatsız ettiyse belki şort yerine tayt kullanmayı düşünebilirsiniz. Kısa ceket üstünüzü korurken belden aşağınız sırıl sıklam olduysa ve bu size saçma geliyorsa ceket yerine panço sizin için daha mantıklı bir tercih olabilir.

Uzun uzun düşünülmesine rağmen yine de sorunlar yaşanabilir. Bunun üstesinden de alternatifler kullanarak gelebiliriz. Basit bir düşünce ile yürüyüş için bir ayakkabı, kamp alanında giymek için ise bir terlik taşımak yeterlidir. Ancak yürürken benim botumun tabanı koptu. Yanıma terlik yerine amfibi ayakkabı aldığım için onları kullanarak yeni ayakkabıya ulaşana kadar, günlerce yürüyüşüme devam ettim. Terlik taşıyor olsam en yakın köye gidip, merkezi bir yere gitmek araç tutmam gerekecekti. Buna harcayacağım para benim yürüyüşümün sonu olabilirdi. İlk günlerde GPS saatim bozuldu. Böyle bir duruma karşı telefonuma gerekli haritaları ve programları yüklemiştim. Bunların sayesinde GPS desteğini kaybetmeden devam edebildim. Çakmağım paslandığında ilk yardım kitimin içerisinde yedek kibrit taşıdığımın farkındaydım. Zehirli böcekler girmesin diye yamaladığım çadırın yamalarından biri açıldığında taşıdığım küçük dikiş seti ve duct tape ile deliği kapatabileceğimi biliyordum. Bunun gibi birçok olay başımda geçti.

Aşağıda benim yürüyüşte kullandığım malzemelerin listesi var. Seçimi diğerlerine göre daha önemli olan malzemeleri de başlıklar halinde açıkladım. Yazıyı okuduktan sonra hala aklında sorusu olan varsa benimle çekinmeden iletişime geçebilir.

11169763_10205627854469014_7667528017538917883_o

Çadır (Karrimor Elite Ridge)

Tercih edilen çadır su geçirmez ve olabildiğince hafif olmalı. Mümkünse 2,5kg altında. Çadırların çoğu polleri sayesinde ayakta durabilirken bazılarını ise kurabilmek için öncelikle yere sabitlemek gerekmektedir. Yere sabitlenerek kurulan bu çadırlar hafif olsalar da sert zeminlerdir kullanımı zordur. Kullanılacak malzemenin yürüyüş öncesinde iyice incelenip pratiğinin yapılması önemlidir.

Benim çadırıma başka kamplarda iki defa karıncalar saldırdı ve sinekliğini yiyerek büyük boşluklar açtılar. Bu boşluklar Likya Yolunda bulunan akreplerin, kırkayaklarım, yılanların girebileceği büyük boşluklardı. Bu yüzden yola çıkmadan önce çadırımı onardım. İç tente de en küçük bir boşluk dahi bırakmadım.

Çadır boyutu seçiminde kişi sayısı kadar, taşınan malzemelerin nerede tutulacağı önemlidir. İki kişilik bir çadır genel olarak iki matın yan yana sığabileceği genişliktedir. Eğer çadırda bagaj (iç ve dış tente arasında kalan büyük boşluk) yoksa hacimli eşyalarınızı çadırın dışına bırakmanız gerekir. Bu güvenli bir durum değildir. Eşyalarınız ıslanabilir, çalınabilir, içinde yemek varsa hayvanları kendine çekebilir, terli ayakkabınızın çekici kokusunu duyan bir köpek ayakkabınızı alıp gidebilir.

Çadırlarda çeşit çok fazladır. Yürüyüş batonuyla kurulan polsüz çadırların ağırlığı 400 grama kadar düşerken ülkemizde bu tip çadırlara ulaşım zordur. Yere sabitlenerek kurulan tünel çadırlar hafif, ancak yandan gelen rüzgara dayanıksız ve kurulumu zordur. Dom çadırlar ağırlık, fiyat, yaşam alanı, dayanıklılık olarak optimum performansı gösterirler. Yarı jeodezik çadırlar çok dayanıklı, biraz alçak, üçüncü pol nedeniyle biraz da ağırdır. Jeodezikler ise çok çok dayanıklı, içi geniş ancak pollerin çok olması nedeniyle oldukça ağırdır.

Likya Yolu için tavsiye edebileceğim tipler; dom, yarı jeodezik, tünel. Bunların dışında yurt dışından alabilme şansınız varsa batonla kurulabilen çadırları incelemenizi tavsiye ederim.

Çanta (Timberline Condor 65)

Eğer bütçeniz düşükse kalitesiz çantalar yerine sağlam markaların ucuz modelleri tercih edilebilir. Quechua, Timberline ve Karrimor’un uygun fiyatlı sağlam çantaları mevcut. “Almışken iyisini alayım” diyenler Lowe Alpine, The North Face, Marmot, Mountain Hardware gibi markaların çantalarına göz atabilirler.

İlk defa çanta alacak birinin alacağı çanta 60-70 litre olmalıdır. Bu boyuttaki bir çantanın içine malzemelerinizin tümünü sığdırabilirsiniz. Gereksiz eşya taşımıyorsanız çadırı, tulumu ve matınızı (küçük hacimli şişme mat ise) çantanın içerisinde rahatlıkla taşıyabilirsiniz.

Issız bir yerde çanta sorunu yaşamak zor bir durumdur. Bu yüzden kendini kanıtlamış bir çanta tercih edilmelidir. Çanta yağmurluğu yanınızda olmalı. Eğer baton kullanacaksanız teknik kısımlarda çantaya sabitlemek için gerekli bölümler çantada mevcut olmalıdır.

Kemer üzerindeki cepler benim için olmazsa olmaz. Çok kaliteli çantaların bile bazılarılarında hiç göz yok, bazılarında ise sadece bir tarafında var. Benim çantamın sağ ve solunda 2 cırt cırtlı, 1 fermuarlı olmak üzere üç göz var. Cüzdanımı, telefonumu, çakımı, haritamı, küçük atıştırmalıklarımı bu gözlerde taşıyorum ve küçük işler için durup çantamı çıkartmama gerek kalmıyor. Ayrıca çantaların bel kemerine takmak için küçük cepler satılmakta. Ekstra alan yaratmak için güzel bir tercih.

Ocak ve Kamp Seti (Mini Trangia)

Likya Yolunu yürürken ocak ve Kamp Seti olmazsa olmaz değildir. Üç seçenek var;

İlk seçenek; Ne ocak ne kamp seti taşımayın. Kabaca 2-3 günde bir markete ulaşacaksınız. Meyve, sebze, ekmek, zeytin ezmesi, sürülebilir çikolata, helva gibi yiyecekler tüketebilirsiniz. Bu seçeneği daha çok ultralight yürüyüşçüler tercih eder.

İkinci seçenek; yanınıza yalnızca bir tencere ve yemeklik malzeme alın. Ateş yakarak yemeğinizi hazırlayın ve pişirin. Ocağınız olmadığından yakıt bulma ve taşıma gibi bir derdiniz yok. Ancak her zaman ateş yakmak mümkün olmayabilir. Özellikle yağmurlu havalarda, yerleşim içinden geçen rotalarda ve plaj gibi yerlerde.

Üçüncü seçenek; Ocak ve kamp seti taşıyın. Eğer ateşten de faydalanmayı düşünüyorsanız ocakla entregreli sistemler yerine ocağın ve kamp setinin ayrı olduğu sistemleri tercih edin. Ben yakıt olarak kolonya kullanmayı planladığımdan alkollü bir ocak tercih ettim. Benim için doğru bir tercih oldu. Alkol ocağında kullanılabilecek yakıt bulmak benzin yada kartuş bulmaktan daha kolay. Ayrıca alkollü ocağın bozulup sizi yarıyolda bırakma ihtimali neredeyse yok.

Mat (Karrimor Z Mat)

Sünger matlar en kullanışlı mat çeşididir. İstediğiniz yerde kullanmanız mümkün. Zarar görmesi oldukça zordur. Dezavantajı ise hacmi ve konforsuz oluşudur. Ben matımı uzun süredir kullanıyordum ancak Likya Yolu yürüyüşüm esnasında mat iyice inceldi ve soğuk yerlerde yalıtımının yeterli olmadığını farkettim. Ayrıca çantamın dışında takılı olduğundan dar ve çalılık yerlerde sorun yarattı. Çalılardan dolayı küçük kopmalar ve deformasyonlar oldu. Ancak hala kullanılabilecek seviyede.

Yol öncesinde şişme mata karşı önyargım vardı. Tecrübeli yürüyüşçülerin, kampçıların şişme mat kullandığını gördüm, konuşup bilgi aldım. Çadıra verebileceği parayla şişme mat + tarp alıp kullanan gördüm. Likya Yolunu tamamladıktan sonra aldığım ilk malzeme şişme mat oldu. Kaçkarlarda test ettim ve memnun kaldım.

Eğer mata ayıracak bütçeniz varsa şişme mat iyi bir tercihtir. Ancak şişme yataklardan ve ağır, hacimli şişme matlardan uzak durun. İçerisinde yalıtım malzemesi olmayan şişme matlar (deniz yatağına benzeyenler, kendiliğinden şişmeyenler) hafif ve küçük hacimlidir. Rahatlıkla çantanızın içerisinde taşıyabilirsiniz. Bunun yanında sünger matları gönül rahatlığıyla istediğiniz yerde kullanabilirsiniz. Acemiler ve geleneksel kampçılar için biçilmiş kaftandır. Eğer şişme mat taşıyacak olursanız yanınızda onarım kiti bulundurmalısınız aksi halde yalıtımsız bir yüzeyde yatmak durumunda kalabilirsiniz.

Tulum (Sıradan, ucuz, yazlık, mumya tulum)

Temsili

Ben ev malzemeleri satan bir mağazadan aldığım ucuz bir tulumu kullandım. Yazın 2000 metreye kadar bu tulumu denemiştim. Ağırlığı 1 kilogram. Bu yüzden yürüyüşe bu tulumumu götürdüm. Sadece Tahtalı Dağında üşüdüm. Tulumunuz kötü de olsa büzgüleri olan mumya tipi bir model bulmaya çalışın. Bahar aylarında yürüyecekseniz üç mevsimlik güvenilir bir tulum tercih edin.

Ayakkabı (La Sportiva Tiber Anfibio GTX, Keen Koven Low LP ,Teva Churnium)

La Sportiva Tiber Anfibio GTX trekking botu ve Teva Churnium ile yürüyüşe başladım. Botumun zarar görmesi ihtimaline karşı yanıma terlik yerine amfibi ayakkabı almıştım. Aklımdan geçen başıma geldi ve botumu tabanı koptu. Yol üzerinde yürüyüş ayakkabısı bulamayınca günlerce amfibi ayakkabımla yürüdüm. Demre’den Antalya’ya gidip ayakkabı alıp geri döndüm. Yolun kalan kısmına Keen Koven Low LP ile devam ettim.

Eğer param yetseydi su geçirmez membranı olmayan; su geçiren bir ayakkabı almak isterdim ancak bunu almaya mecbur kaldım. Su geçirmez ayakkabıların büyük dezavantajları;

1. Sıcak iklimlerde havasızlıktan dolayı sorunlar yaşayabilirsiniz.
2. Dışarıdan su geçirmeyen ayakkabı, içeriye giren suyu da dışarı atamaz. Eğer bir şekilde ayağınıza su girmişse artık ayağınızın tahriş olma riskiyle karşı karşıyasınız demektir.

Baton (Ferrino Mustang)

Ferrino, ismini antipatik bulduğumdan dolayı sevmediğim bir markaydı. Batonunu tercih etmemin sebebi kilit mekanizmasının çevirerek sıkıştırmalı değil de mandallı olması, buna rağmen fiyatının uygun olmasıydı. Batonun en ince kısmı diğer batonlara göre daha ince olduğundam almakta tereddüt ettim.

Likya Yolundan sonra Kaçkar Ultra’da ve Kaçkarlarda yaptığım yürüyüşte kullandım. Gayet memnunum.

GPS (Garmin Forerunner 305)

Koşu saatimi kullanmayı planladım ancak ilk günlerde ıslanarak bozuldu. Alternatifim tabiki vardı; Orux Maps.

İşaretleri sürekli takip edebilmek zor. Kitap ve Harita ile yön bulmak uğraştırıcı ve oyalayıcı. Bunların yerine yürürken tereddüt ettiğim zaman telefonumu çıkarıp bu uygulama ile konumumu bakıyor, “Rota üzerindemiyim? Ne kadar kaldı? Kaç metredeyim? Nerede yol ayrımı var?” Gibi sorularıma kolayca cevap bulabiliyordum.

Ek olarak olası bir arama kurtarmada koordinatlarımı tespit edip konumumu dilediğim telefon numarısıyla yada sosyal medya hesaplarımda paylaşabilecek küçük bir program kullandım.

PowerBank (Philips 7800mah)

Telefon taşıyorsanız, hele bir de onu GPS için kullanıyorsanız taşınabilir güç kaynağı şart. Herhangi bir şekilde telefonunuzun şarjı biterse taşımanızın anlamsızdır. Elektriğe ulaşmak her zaman kolay olmuyor.

Kullanılacak cihaz önceden test edilmeli. Benim kullandığım PowerBank 7800mah olsa da, 1900mah bataryalı telefonumu iki kere tam, bir kere yarım dolduruyor. Yani iki defa telefonumu şarj etmişsem sadece yarım bataryalık şarjım olduğunu bilerek hareket ediyorum.

Kamera (GoPro Hero 2)

Normalde gezilerimde sürekli DSLR kameramı taşırım. Ancak bu tip kamera Likya Yolu için oldukça ağır. USB yerine kendi şarj cihazı var, onu da taşımam gerekiyor. Eğer şarjı bitecek olursa gereksiz yere ağırlık taşıyor olacağım. Ayrıca olası darbelerde hassas olan bu kamerayı korumak zor. Bu nedenlerle DSLR’ımı zor da olsa götürmemeye karar verdim.

Çekimleri GoPro ve Samsung Galaxy S4 Mini ile yaptım. GoPro’yu batonuma sabitledim. Bu sayede hem kullanmak için durup çantamdan çıkartmam gerekmedi, hem de batonumu selfie çubuğu gibi kullanabildim.

Telefon (Samsung Galaxy S4 Mini)

Kendinize güveniniz tamsa taşımayabilirsiniz. Telefon yerine e-kitap okuyucu tercih edebilirsiniz. Böylelikle kitap taşımanıza da gerek kalmaz. Evet, şarjı da uzun gidiyor. Tavsiyem en azından, acil durumlar için, arama özelliği olan bir telefon taşıyın. Likya Yolunda ıssız yerler fazlasıyla mevcut.

Ben akıllı telefon taşıdım. Akıllı telefon ile şebekeye ihtiyaç duymadan harita ve konumunuza bakabilir, önceden hazırladığınız notlara erişebilirsiniz. Ayrıca ilk yardım, doğada hayatta kalma gibi uygulamalar indirerek olası durumlarda faydalanmak için kaynak oluşturabilirsiniz.

İlkyardım Malzemeleri, İlaçlar

Bu kısım çok kişiseldir. Kullanmakta olduğunuz ilaçları ve yürüyüşün ortaya çıkaracağı sorunların üstesinden gelmenizi sağlayacak tibbi malzemeyi sağlamanız gerekir. Dikkat edilmesi gereken, daha önce yapmadığınız şeyi orada denememenizdir; farklı ilaçları aynı anda almak gibi. Bilinmeyen bir etki karşısında sizin bir sağlık kuruluşuna ulaşmanız yada size yardım ulaşması zor olacaktır.

Küçükken arıya karşı alerjim vardı ancak son birkaç kere arı soktuğunda sorun yaşamadım. Yinede önlem olarak  yanımda Avil ve Dekort taşıdım. Öğlen yemek hazırlamak için girdiğim bir pansiyonun bahçesinde çıplak ayak çimlerde gezerken arı da gelip ayağımdan soktu. İğneyi vurmak yerine durumumu gözlemledim. Alerji belirtisi olmadı.

Yürüyüşe başlamadan bazı olasılıkları göze almak gerekir. Uzun süre yürümekten dolayı ayakların su toplaması, sırt çantasının ve giysilerin vücudun bazı bölümlerini aşındırması gibi. Bunlar normaldir ve disiplinli bir şekilde yürümek istiyorsanız gün sonunda sorunlarınızla ilgilenip ertesi güne hazır hale gelebilirsiniz.

Su şişesi, Matara, Su Filtresi, Arıtıcı Tablet.

Ben su şişesi olarak 3 tane 1,5 litrelik pet şişe taşıdım. İki tanesini sürekli dolduruyordum. Eğer susuz bir kamp planlıyorsam son su kaynağında tüm şişelerimi doldurup 4,5 litre su ile yürümeye başlıyordum.

Dayanıklı su torbaları, büyük hacimli suluklar, hortumlu çanta suluklarını tercih edebilirsiniz. Benim gibi 1,5 litrelik pet şişeler ile de yola çıkabilirsiniz. Bu yolu tercih ederseniz birkaç günde bir şişeleri çatlağa, yırtığa karşı kontrol etmekte fayda var.

Bir kamp alanında sarnıç kullanmam gerekti. O sırasıda orada bulunan iki çift daha vardı. Kovayı sarnıça atıp su çektik ancak suyun içinde binlerce kırmızı kurtçuk vardı. Tek olsaydım o suyu süzüp, kaynatırdım ancak diğer yürütüşçülerde su filtresi vardı. Suyu arıttık ve birde içine arıtıcı sıvı damlattık. O suyla gayet güzel yemek yaptık ve kahve içtik. Sorun olmadı.

İlerleyen günlerde tanıştığım İspanyol çift ise arıtıcı hap verdi. Artık onları yanımda taşıyorum. 1 litrelik suya 1 hap atıyorum ve 1 saat bekliyorum; temiz su.

Doğada gördüğünüz bir suyun akıyor olması içilebilir olduğu anlamıma gelmez. Daha yukarılarda, sizin göremediğiniz bir yerde bir hayvan ölmüş olabilir yada kirletilmiş olabilir. Bu nedenle o suyu içmek sizi hasta edebilir. Aynı şekilde içindeki kurbağa larvalarını farketmeden içtiğiniz su nedeniyle ameliyat olmak zorunda bile kalabilirsiniz. Bu yüzden temizliğinden tereddüt ettiğiniz yerlerde artıcı hap, üşenmezseniz filtre kullanmak mantıklı bir harekettir.

Giysiler

Giysileri çadır içinde ve dışında giyileceklerim olmak üzere ikiye ayırıyorum. Çadır giysilerim pamuklu, yürüyüş giysilerim ise sentetik. Sentetik giysiler ter tutmadığı için aktif zamanlarda kullanışlıdır. Pamuklu giysiler ise terlemediğiniz sürece çok rahattır. Bu nedenle aktif olmadığım zamanlarda pamuklu tercih ediyorum.

Yürüyüşte bir koşu şortu, iki tayt ve iki t-shirt kullandım. Bunları tercih etmemin nedeni iç çamaşırı gerektirmeden rahatça kullanılabilmeleri, iyi solumaları ve hızlı kurumaları. Kampımı kurduktan sonra yıkadığım giysiler sabah uyandığımda kurumuş oluyordu.

Çadır içinde kullanmak için ise bir pamuklu şort, bir pamuklu t-shirt taşıdım. Bunlar yıkandığında hızlı kuruyan giysiler değildi. Bu nedenle gündüzleri yürürken çantamın üzerine asıp kurumalarını sağlıyordum. Çadır hayatı günlük yaşama benzediğinden hoşunuza gidecek  her türlü giysi kullanabilirsiniz.

Çoraplarım da benzer şekilde iki adet çadır için pamuklu ve çok kısa, iki adet yürüyüş için sentetik ve orta uzunlukta olmak üzere dört taneydi.

Yağmurlu havalarda teknik ceket kullandım. Teknik ceketin iyi soluyabilmesi sayesinde yağmur çok şiddetli değilse yürüyüşe devam edebiliyordum. Teknik ceket yerine yağmurluk yada panço tercih edilebilir. Ancak bunların soluma kapasitesinin olmadığını yada oldukça düşük olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yüksek efor sarfediyorken sizi yağmurdan korusa da ancak kendi terinizi uzaklaştıramadığınız için giysileriniz yine ıslanır. Panço tüm vücudunuzu hatta çantanızı yağmurdan korur. Bir diğer avantajı da geniş kumaşı nedeniyle barınak yapmak için kullanışlıdır.

Sizi rahat ettiren herhangi bir şapkayı yanınıza alın. Sentetik şapkalar hem hafiftir hem hızlı kurur.

Serin gecelerde giymek için yada çeşitli sebeplerle çadır kuramayıp sabahlamanız gereken durumlarda kullanmak için yalıtım sağlayacak bir giysi taşımak gerekir. Örnek olarak polar, elyaf, kaztüyü ceket ve yelekler. Benim polar ceketlerim ve ince bir kaztüyü ceketim vardı. En hafifi kaztüyü ceket olduğundan onu yanıma aldım. Bölge gündüzleri sıcak olsa da geceleri serin olabiliyor. Bu yüzden akşam saatlerine üzerinize alabileceğiniz yada tulumda üşürseniz giyebileceğiniz bu tür bir giysi taşımak faydalıdır.