Frig & St. Paul Yolu – Yola Başlarken

20160615_141657
Perge Antik Stadyumu. Frig Yolu’nun ardından başladığım St. Paul Yolu’nun benim için bitiş noktası.

Bu yazı ve yazıyla bağlantılı olan yürüyüş notları, St. Paul Yolu ve Frig Yolu hakkında bilgilendirme amaçlı yazılmıştır. Yerleşim isimleri, zamanlamalar, kişiler ve yol tarifleri her ne kadar dikkatli yazılmış olsa da hatalı olabilir. Faydalanırken bu konu dikkate alınmalıdır. Rotalar hakkında bilgi sahibiyseniz;

Buraya tıklayarak Frig Yolu notlarıma ve fotoğraflarıma,

Buraya tıklayarak St. Paul Yolu notlarıma ve fotoğraflarıma ulaşabilirsiniz.

Aşağıdaki yazı, bu iki rota için genel bilgiler, yorumlar ve yürümeyi düşünenler için tavsiyeler içermektedir. 

Likya Yolu‘nu yürüyüp, yürümeyi de sevdiğimi anladıktan sonra etrafımda hangi rotalar olduğunu araştırmaya başlamıştım. Arada sırada birkaç günlük yürüyüşlerim olsa da yıllık izin günlerimde uzun rota yürümeyi zaten planlıyordum. Yürümek için ise coğrafyası ve kültürüyle diğer rotalardan farklı ve benim için daha yabancı bir ortam olan Frig Yolu’nu seçmiştim. Yürüyüşümden birkaç ay önce rehber kitabı edinip her gün yanımda gezdirmeye başlamıştım bile.

Frig Yolu’na hazırlanırken diğer yandan yürüyüşlerimde kullandığım çantamı küçültmüş, bunun sonucunda hacimli ve ağır olan bazı malzemelerimi yenisiyle değiştirme gereği duymuştum. Yeni edindiğim malzemeleri haftasonu kamplarında test ettim. Deneyemediğim tek malzemem, yürüyüşe çıkmadan birkaç gün önce aldığım botlarımdı. Son anda yaptığım rota değişikliği, beni doğal olarak malzeme konusunda değişikliğe zorlamıştı.

Rota değişikliği düşüncemin ortaya çıkışı şöyle oldu. İzin tarihim yaklaşırken Frig Yolu rotalarından biri hakkında bende tereddütler oluşmaya başladı. Bu, diğerlerine göre daha zayıf kalan üçüncü rotaydı. Diğer rotalara göre daha düz, daha susuz, daha ıssız ve görsellik olarak daha yalın olan bu rotada canımın sıkılabileceğini, bir süre sonra yürümenin anlamsız gelebileceğini düşünmeye başladım. Yola çıkış amacım iddia yada inat olmadığına göre kafamda daha yürümeden soru işaretleri oluşturan bu rotadan vazgeçebilirdim. Peki kalan zamanda denize kenarında yatarak günlerimi harcamak istemiyorsam ne yapabilirdim? Mesela başka bir rotaya gidebilirdim. Evet, en mantıklısı buydu.

Bütün alternatifleri düşündüm. Frig Yolu’nun Rota-1 ve Rota-2 sinin ardından vakit kaybetmeden gidip yürüyebileceğim bir rota aramaya başladım. Son zamanlarda ilgimi çekmeye başlayan St. Paul Yolu’nda karar kıldım. Tamamlayamayacak olsam bile en azından vaktim olduğu kadar rota üzerinde vakit geçirebilmek benim içi yeterli olacaktı. Sonunda planımı tamamlamıştım.

Ankara’dan otobüsle Seydiler Beldesi’ne geçecektim. Oradan Yazılıkaya’ya, Yazılıkaya’dan da Yenice Çiftliği’ne yürüyecek, Frig Yolu’nun birinci ve ikinci rotalarını tamamlamın ardından otostop, dolmuş yada otobüs ile Kütahya Otobüs Terminali’ne geçecek, yakaladığım ilk otobüs ile önce Isparta’ya, oradan da Eğirdir’e geçecek, eksiklerimi ve hazırlıklarımı en kısa sürede tamamlayıp St. Paul Yolu’nu yürümeye başlayacaktım.

Frig Yolu’nun kolay rotalarından sonra St. Paul’ün sert etaplarında ne yapacağımı kestiremediğim için ilk hedefim Sütçüler ilçesi olacak, yeterince vaktim olursa ve iyi durumdaysam Yazılı Kanyon’a girerek Antalya’ya devam edip rotayı tamamlayacaktım. Gayet uygulanabilir plandı ve başarıyla uyguladım. Planı tutturduğum gibi geriye kalan birkaç günlük zamanda da Antalya’da tatil yaptım, dinlendim. Rota üzerine düşüncelerime, yorumlarıma ve tavsiyelerime gelecek olursam;

Karşılaştırmalı rota yorumum;

Ne yazık ki bu iki güzel rota, diğerleri gibi Likya Yolu’nun gölgesinde kalmış, birçok insan tarafından isimleri bile duyulmamış. Şahsen ben, bu rotaların Likya Yolu ile yarışabilecek güzellikler barındırdığını düşünüyorum. Ayrıca sırf popüler olduğu için Likya Yolu’nu yürümeye çalışan birçok insanın, bu rotalarda daha keyifli bir yürüyüş deneyimi elde edebileceklerini düşünüyorum.

Kırlarda bayırlarda dolaşmak, yürümek için çabalamak yerine doğayı izlemek, anadolu kültürünü ve misafirperverliğini görmek istiyorsanız Frig Yolu tam size göre. Yürürken bu kadar güzel bir rotanın nasıl bu kadar az yürüyüşçü çektiğine şaşırdım açıkçası. Ayrıca rota oldukça temiz, rahatlıkla doğaya ve antik yapılara odaklanabiliyorunuz.

Uzun iniş ve çıkışlar içeren etaplarda yürümek, yüksekten manzaralar seyretmek, zaman zaman zorlu rota nedeniyle heyecanlanmak, anadolu kültürü ve ikliminden akdeniz kültür ve iklimine geçişi gözlemlemek, doğayla mücadele etmek istiyorsanız St. Paul Yolu’nu yürümenizi tavsiye ederim.

St. Paul yolu daha yabani.

İki rota genel olarak birbirine zıt. Frig’de neredeyse her gün köy odalarında soba yakarken, St. Paul’ün özellikle alçak kesimlerinde sıcaktan yanıyordum. Frig’de rotada azıcık yokuş olsa bile rotanın zorluk seviyesi yüksek gösterilirken, St Paul’de yolun hiç düz gittiği yoktu. Frig’de insanlar size yardım etmeye, konuşmaya çalışırken, St. Paul’den aklımda boş boş bakan insalar kaldı. İstisnalar tabiki var.

İki rotanın da işaretlemesini yeterli bulmadım. İşaretleri yola çıkılmasını tavsiye etmiyorum. GPS faydalı olacaktır. İstisna olarak St. Paul’ün teknik etaplarındaki işaretlemelerin gayet iyi olduğunu belirtmeliyim.

Frig Yolu’ndaki köy odaları, köy konakları ve Frig Evleri bir yürüyüş rotası için bulunmaz nimet. 12 günlük yürüyüşümün sadece üç gününde kendi çadırını kullandım. İyi bir planlama ile rotanın çadır ve kamp malzemesi taşınmadan yürünebileceğini düşünüyorum.

Düzlük olmasına rağmen Frig Yolu’nda şebeke bağlantı sorunu sık sık yaşanıyor. Şebeke olmayan köyler mevcut. St. Paul’de ise derin vadiler ve engebeli yapı nedeniyle şebeke sorunu yaşamak gayet normal ve kabul edilebilir bir durum.

St. Paul’de bakkal konusunda sorun yok. Frig Yolu’nda ise Kümbet – Doğuluşah arasında bakkal yok. Planlama yapıp, hazır bir şekilde yola çıkmak gerekiyor. Diğer yandan, yiyecek konusunda iki rotada da bölge insanından yardım isteyebilirsiniz.

Bitki örtüsü ve doğal yaşam St. Paul’de daha yoğun. Her iki rotada da yılan var. St. Paul’de kırkayak var. Muhtemelen çiyan ve akrep de vardır.

St. Paul Yolu sert, Frig Yolu ise genel olarak rahatça yürünebilecek bir rota.

St. Paul bir adım önde olmak üzere iki rotada da su sorunu yok.

Frig Yolu’nda benim haricimde üç yürüyüşçü ile karşılaşırken, St Paul’de benden başka yürüyüşçü yoktu.

Her iki rotada elektriğe erişim konusunda sorun yok. En kötü ihtimalle iki günde bir elektronik cihazlarımı şarj edebiliyordum.

Rotalarda malzeme seçimi üzerinde düşüncem;

Frig Yolu genelde düz ve zorluk seviyesi düşük bir rota. Ayakkabı tercih edilebilir. Ancak St. Paul için, bilek desteği iyi olan bir bot tercih edilmesini öneriyorum.

Özellikle St. Paul’de çalı, çırpı, diken bol. Ayrıca her iki rotada sabah çisesiyle ıslanan otlar nedeniyle de ayakkabılarınızın üzerinden sızan su ayaklarınızı ıslatabiliyor. Bu sorunları önlemenin en iyi yolu şort yerine pantolon tercih etmek. Ben pantolon giymeyi sevmesem de zaman zaman bu durumlar sinir bozucu oldu benim için.

Şapka ve güneş kremi bulundurmak gerekli.

St. Paul’de yürüyecekseniz yanınızda suya girmeye uygun şort yada mayo bulundurmalısınız (Yüzmek, serinlemek için).

Her iki rota için de yürüyüş süresince yanınıza en azından polar üst giysi, yağmurluk yada panço bulundurmalısınız. Uyku tulumu taşımalısınız.

Sorun yaşadığım kısımlar;

Sipahiler Köyü’nden sonra girilen dere hattında (kanyon desem de olur sanırım) çok tedirgin oldum. Nedeni ise; etap bir yürüyüş rotası için düşündüğümden daha teknikti. Bu kişisel bir durum. Bu rotaya girmemiş olsam da belki Yazılı Kanyon tedirgin edici gelecekti.

Denemeye fırsat bulamadan yola çıktığım botlarımın tabanı yürüyüşün ilk günlerinde itibaren açılmaya başladı. Neyse ki tamamen kopmadan yürüyüşümü bitirebildim. Mümkün olduğunca test edilmemiş malzeme ile yola çıkılmamalı. ( YDS – Kalahari Çöl Botu )

Eğirdir’den yürüyüşe başladıktan sonra çantamdaki bazı fazlalıkları kargo ile eve yollamak istedim ancak başaramadım. Sadece Sütçüler’de PTT şubesi vardı ve o da kapalıydı. Bu da demek oluyor ki rota boyunca malzeme desteği alma yada malzeme gönderme şansım yoktu.

Teşekkür;

Bu rotaların ortaya çıkartılmasına, hayata geçirilmesine, ayakta tutulmasına ve yürüyerek varlığını sürdürmesine katkı sağlayan, emek harcayan herkese teşekkürler. Bu yolların var olmasında, isimlerini bildiğimiz kadar, bilmediğimiz insanlar da olduğunu bildiğim için isim yazma gereği duymuyorum.

 

 

Advertisements

One thought on “Frig & St. Paul Yolu – Yola Başlarken

  1. kerem 09/12/2016 / 7:47 am

    Selam,

    St Paul’un küçük bir kısmını yürüdüm ben de, Siphailer tarafındaki kanyonla ilgili tedirginliği ben de yaşadım; bence gereksiz yere zorlaştırılmış bir etap. Benim izlenimlerim http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=13436087 adresinde. Selamlar.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s