Frig Yolu – 1. Bölüm (Seydiler – Yazılıkaya)

1. Gün

20160528_071425
Seydiler Köyü manzaralı kamp yerim.
Sabah yola çıkarken yanımda ekmek yoktu. Köyün girişindeki çeşmede, dün yemek yaptığım kamp setimi yıkadım. Bu sırada yolda otobüs bekleyen bir teyzeyle sohbet ettim. Frig Yolu tabelasına ulaşabilmem için bir süre Ankara – Afyon yolundan yürümem gerekiyor. Otobüs bekleyen teyze, ilerideki benzinlikte ekmek bulabileceğimi söyleyince, tekrar yola koyuldum. Benzinlikte ekmek yoktu ancak orayı çalıştıran kişi beni kahvaltıya davet edince geri çevirmedim. Tost makinasında ısıtılmış sıcak köy ekmeleri, tereyağı, zeytin, peynir ve çay ile harika bir kahvaltı yaptık. Teşekkür edip yola devam ettim. Frig Yolu tabelası, araç yolunun biraz gerisinde kalmış. Yanına gidip fotoğraf çekindim.
20160528_094730
Keyifli ve kolay bir yoldan Karakaya Köyü’ne doğru ilerlemeye başladım. Tarlaların arasından giden toprak bir araç yoluydu.
20160528_095604
Rota üzerinde karşılaştığım ilk işaret.
 Kısa süre sonra küçük bir vadiden geçerek köye ulaştım.
20160528_102052
Karakaya Köyü
Devam ederek yükselmeye başladım. Köyün üzerindeki gölet hoşuma gitti. Hemen arkasında peri bacasına benzer bir yapı vardı ve suda güzel bir yansıma oluşuyordu.
20160528_103213
Karakaya Göleti
Burada kısa bir nola verdikten sonra devam ederek bir geçide doğru devam ettim. Yamaçta yükseldikçe arkada kalan manzara güzelleşti.
20160528_105255
Geçide doğru yükselirken, Gölet ve Seydiler Beldesi manzarası.
Bir süre sonra karşıda geçidi gördüm.
20160528_110116
Geçidi aşarak bir sonraki yerleşim olan Kavruklar Mahallesine doğru ilerlemeye başladım. Buraya inmeden yakınındaki yamaçtan devam ettim.
20160528_113117
Kavruklar Mahallesi.
Kavruklar Mahallesi’ni atladıktan sonra Keserler Mahallesi’ne yaklaşırken kulağıma yüksek sesle bağıran insanların sesi geldi. Köyde iki aile kavga ediyor, sesleri etraftaki tepelerden yankılanıyordu. Burada bir süre dinlenmek istesem de ortam buna uygun değildi.
20160528_121300
Keserler Mahallesi.
Bir süre araç yolunu takip ettikten sonra sağa doğru bir patikaya girerek rotadan ayrıldım. Aşağı doğru ilerliyordum ve yol keyifliydi. Etrafı çimenlik ancak ıslak olan bir yalakta yine kısa bir mola verdim. Kısa süre sonra vadi tabanına ulaşarak karşı yamaca tırmanmaya başladım.
20160528_124537
Vadi tabanından Ağın Dağı’na doğru ilerlerken.
Bu rota Ağın Dağı Kaya Yerleşkesi’ne kadar yükselerek devam edecekti. İlk başta sert ve dar olan patika vadinin genişlemesiyle birlikte yerini çimenlik ve geniş vadiye bıraktı.
PANO_20160528_130914
Bu kısımlarda karşılaştığım ağıllardan bana doğru hareketlenen köpek gördüğümde ıslık çalıyor, çobanları uyararak köpeklerine sahip çıkmalarını bekliyordum. Ağın Dağı’nın hemen altındaki ağılda iki genç çoban ile karşılaştım. Burada da köpek vardı ancak köpekleri farkedince içinde yürümekte olduğum sürünün içerisinden çıkıp, sürünün etrafından dolaşarak yoluma devam ettim.
20160528_142305
Ağın Dağı Kaya Yerleşkesi.
Bu bölgedeki köpekler oldukça heybetli ve sinirliler. Boyunlarındaki dikenli tasmalarla da daha korkunç görünüyorlar. Genelde korkutmak için yaklaşıyorlar, üzerime atlayan yada çok yakınıma yaklaşan bir köpek olmadı. Tabiki ben üzerime gelen bir köpek görünce, batonlarımı bileğimden çıkartıp, sivri uçlarını köpeklere doğrultarak kendimi korumaya alıyordum.

20160528_142913

Buradaki iki çobanla bir süre konuştum. Hayvanlardan, tepede gürültüsü kesilmeksizin çalışmakta olan maden ocağından, bu sene havaların bir türlü ısınmadığından ve otların uzamayışından, çevredeki köylerden, köy odalarından,…

20160528_144315
Kaya Yerleşkesine çıkmamayı düşünmüştüm ancak yola koyulunca ani bir kararla bu kadar yaklaşmışken görmeden geçmenin hata olacağına karar verdim. Kaya mağaralarına, çobanlar hayvan kapatmışlar, bu yüzden içleri kötü durumda. Oyma kilise pis de olsa hala ilgi çekici durumdaydı. Gördüğüm en heybetli kaya kiliseleri arasında diyebilirim.
20160528_143920
Ağın Dağı Kaya Yerleşkesi’nde bulunan bir oyma kilise.
Kaya yerleşkesinden sonra aşağıdan geçen yolu, yukarısından yürüyerek takip etmeye başladım. Bir süre sonra rota sağa saparak,  eğimli, zemini kaygan bir patikaya girdi. Yanlamasına eğimli bir patikadan yürünen bu kısım, Frig Yolu’nda tedirgin olduğum ilk yerdi. Hemen ilerideki yalakta durup ocağımı çıkardım, yemek yaptım ve yedim. Yalak yada su kaynağı gördüğüm yerlerde kamp setimi yıkama şansım olduğu için, eğer açsam, sıcak yemek hazırlamayı tercih ediyorum.
20160528_153332
Yemeğimi yedikten sonra tekrar yola koyuldum. Hayvanların otladığı iki düzlükte geçerek tekrar yükselmeye başladım.
20160528_155357
Ulaştığım geçitte, muhtemelen eski bir binaya ait duvar kalıntıları vardı. Frig Yolu’ndaki en sert rüzgarla da burada karşılaştım. Alçalarak bir çiftlik evine ulaştım. Rotayı kaybettim. Tam karşımda uyumakta olan köpeği uyandırmadan rotayı bulmaya çalışmak oldukça tedirgin ediciydi.
20160528_164212
Tekrar yola koyularak önce Ormaş Harman Yeri’ne, sonrasında ise Ornaş Kaya Yerleşkesi’ne ulaştım. Kaya yapısı Kapadokya’ya oldukça benziyordu. Mağaraların içerisine girmesem de kaya yapılarını rota üzerinden fotoğrafladım.
20160528_174115
Ornaş Kaya Yerleşkesi.
20160528_174013
Ornaş Kaya Yerleşkesi.
Birkaç yerde kaygan zeminden temkinli olarak geçerek birkaç evden oluşan Duraklar Mahallesi’ne ulaştım.
20160528_180716
Duraklar Mahallesi.
Kısa bir süre soluklanıp birşeyler atıştırdıktan sonra araç yoluna girerek tekrar yürümeye başladım. Bu yol Alanyurt Beldesi’ne kadar gidiyordu. Bunun rahatlığı ile tempolu yürümeye başlayınca patika ayrımını kaçırmışım.
20160528_183949
Sol tarafındaki ormana dalarak saatimin yardımıyla bir zamanlar araç yolu olduğu belli olan patikaya ulaştım ve Alanyurt Beldesi’ne kadar bu patikaya takip ettim. Beldeye ulaşınca yolda gördüğüm insalara muhtarı nerede bulacağımı sordum ve bana gösterdikleri yöne doğru gidip, köy meydanındaki bir kahvehaneye ulaştım. Burada oturanlara köy odası olup olmadığını sorduğumda olduğunu ve beni götürebileceklerini söylediler. Kahvehane sahibi üşümemem için beni içeri alıp çay ikram ettim. Bir süre sonra dışarıda oturanlardan birisi içeri gelip beni köy odasına götüreceğini söyledi. Meğer burada ailelere ait, daha doğrusu ailelerin ayakta tuttuğu köy odaları varmış. Odaya girdiğimde içeride soba yanıyordu ve televizyon açıktı. Beni getiren kişinin babası da içeride oturuyordu. Bir süre beraberce oturup sohbet ettikten sonra dinlenmem için beni yalnız bıraktılar. Yemek istemediğimi, yeterince yiyeceğim olduğunu, bakkaldan ekmek alıp çantamdaki yiyeceklerden yiyeceğimi söyledim. Odada dinlenirken kapı çaldı kapıda elinde tepsi ile beni buraya getiren kişiyi kapıda gördüm. Bakkalda ekmek olmadığını öğrenince bana köy ekmeği ısıtmışlar; tereyağı, peynir, domates, salatalık ile beraber getirmişlerdi. Ben de bir güzel çay demledim ve mutlu mesut taze ve doğal yiyecekleri yedim. Yanan sobaya güvenerek terli giysilerini de yıkadım ve kuruması için sobanın yanına yerleştirdiği sandalyelerin üzerine yerleştirdim.
PANO_20160528_203904
Alanyurt Beldesi’nde bir köy odası.

2. Gün

Sabah uyandığımda yıkadıktan sonra kuruması için sobanın yanındaki sandalyelere astığım giysilerimin kurumadığını gördüm. Bu yüzden sobayı yakarak içeriyi biraz ısıttım. Giysiler kuruyunca yola çıkmaya hazırdım.
batch_20160529_084834
Alanyurt’ta eski cami ve sağ bitişiğinde, kaldığım köy odası.
Bakkala uğrayıp beni köy odalarında misafir eden aileye teşekkürlerimi iletmelerini rica ettim. Rotam buradan sonraki yerleşim olan Selimiye Mahallesi’ne kadar asfalt araç yolunu takip ediyordu. Aklımdaki düşünce gelen araca otostop çekip asfalt etabı geçmek şeklindeydi ancak uzunca bir süre araç geçişi olmayınca yolu araç kullanmadan yürüyüşümü sürdürmeye karar verdim.
batch_20160529_090015
Selimiye Mahallesi’ne ulaşınca toprak yola girerek devam ettim.
batch_20160529_094233
Selimiye Mahallesi.
batch_20160529_095010
Antik yol izleri.
Antik yol izlerinden geçerek İbrahim İnleri’ne ulaştım. Burada çantamı çıkartarak vakit geçirdim ve dinlendim. Buradaki kaya kilisesi oldukça tahrip edilmiş durumdaydı. Yine de içerisinde çok az da olsa görülebilecek detaylar mevcuttu.
batch_20160529_100341
batch_20160529_100452
Buradan sonra çok hafif bir eğimli dere yatağına indim ve kurumak üzere olan dere yatağını geçerek sağa doğru dereyi takip etmeye başladım. Sol tarafındaki yamaçta kalan sürüyü görmüş, köpeklerin peşime takılmaması için çok yaklaşmamıştım ancak köpekler yinede beni görünce üzerime geldiler. Çoban seslenerek köpekleri sakinleştirdi. Sonrasında bana doğru geldiğini görünce ben de sürüye doğru devam ettim. Sürüden bana yeni doğmuş, yerinden bile kalkmamış olan bir kuzuyu gösterdi. Kuzuyu alıp eve götürmeleri için çocuklarını çağırmış, sürüyle beraber onları bekliyormuş meğer. Yeni doğmuş kuzuyu fotoğrafladıktan sonra ben yoluma devam ettim.
batch_20160529_102224
Bazen açık, bazen belirsiz tarla yollarından, bazen de yürümesi zor olan sürülmüş tarlalardan geçerek Eski Eymir Köyü’nün alt kısmına geldim.
batch_20160529_113813
batch_20160529_120229
batch_20160529_123121
Herhangi bir ihtiyacım olmadığı için köye girmeme gerek yoktu. Tabelanın bulunduğu yerde oturup dinlendim.
Toprak yolda yürüyerek rotaya devam ettim. Bir süre sonra asfalt yolun yanında, tarlaların arasında yürümeye başladım. Bir noktada asfalt yola ulaşıp karşıya geçtim ve Dere Mahallesi yönüne giden asfalt yoku takip etmeye başladım. Dere Mahallesi yakınlarında asfaltın kenarından yürürken aşağı taraftaki çeşmenin yanında iki yürüyüşü gördüm. El sallayıp devam ettim ancak bana bakmaya devam ediyorlardı. Sonrasında bana bir işaretle yakınlarında işaret bulunduğunu ifade ettiler. Öyle olunca yoldan ayrılıp yönümü onlara doğru çevirdim.
Alman bir çifti. Yaklaşık 20 gündür yoldayız, çadır yerine tarp taşıyoruz, mağaralarda kalıyoruz dediler. Yemek yemek için yer tavsiyesi istedim. Fazla ileri gitmememi,  hemen ileride dere kenarında güzel yerler olduğunu söylediler. Dediklerini dinledim ve küçük manzarası benim hoşuma giden bir yerde oturup yemeğimi yedim.
batch_20160529_144938
Dere hattını takip ederek Ayazini Göleti’ne ulaştım.
batch_20160529_151055
Ayazini Göleti.
Göletin sol yamacında ilerledim. Ben bu kısmı tedirgin edici buldum çünkü eğim yüksekti, patika dardı, bazı kısımlarda ise bozulmalar nedeniyle yürümek kolay değil. Bu kısımlarda sabırlı ve temkinli olarak devam ettim.
batch_20160529_152126
Zaman zaman alçak ağaç dallarının altından geçmek için eğilip doğrulmam gerekti. Bu kısmın bittiğine sevindim. Gölet bendine kadar devam ettim.
batch_20160529_154612
Rota, bendi geçtikten sonra sağa dönerek tekrar dere seviyesine iniyor, karşıya geçtikten sonra sert bir tırmanışa görkemli bir geçide ulaşıyor.
batch_20160529_154803
batch_20160529_160201
Tepede güzel bir manzara izledikten sonra geceyi geçirmeyi planladığım Ayazini Beldesi’ne doğru alçalıyordu.
batch_20160529_162400
Yükseklerden Ayazini manzarası.
Antik yoldaki tekerlek izlerini takip ederek beldeye girdim.
batch_20160529_165015
batch_20160529_165215
Doğrudan köy meydanındaki bakkala ilerledim. Bakkala ulaştığımda köy odası sordum. Hemen yakındaki caminin karşısında oda olduğunu söylediler.  Vakit kaybetmeden giderek çantamı odaya bıraktım. İçeride soba ve lavabo vardı. Kısa bir temizlik ve giysi yıkama faslında sonra peri bacalarını görmek üzere geldiğim yöne doğru geri döndüm.
batch_20160529_165911
Peri bacalarıyla dolu bir vadinin üzerinde, bir ağacın altına uzanıp sessizliğin tadını çıkardım. Anormal biçimde belim ağrıyordu. Gün batımı yaklaşırken tekrar köy odasına döndüm. Odaya gelen bir amcayla sohbet ettik. Köyde düğün olduğunu, odanın kendi ailesine ait olduğunu, hiçbir konuda çekinmememi söyledi ve bana etliekmek getirtti. Hava kararınca, sobayı yakmakla uğraşmak yerine, üzerime dolaptan bir yorgan alıp uyudum.
batch_PANO_20160529_201403
Ayazini Beldesi’nde kaldığım köy odası.
Düğünde çalınacak tuhaf müziklerden rahatsız olabileceğimi düşünmüştüm lakin öyle olmadı. Düğün erken bitti ve güzel bir uyku çektim.

3. Gün

batch_20160530_082609
Köy odasında kalıyor olmamın avantajıyla sabah hızlıca toplandım.  Beldenin çıkışına doğru giderken mavi önlüklerini giymiş öğrenciler de okullarına gidiyorlardı. Beni yabancı sandıkları için kendi aralarında konuşup kıkırdaşsalar da hoşuma giden muhabbetleri bozulmasın diye durumu çaktırmadım.
batch_20160530_083302
Dün, köyün diğer tarafını görmüştüm ancak şuan yürümekte olduğum çıkışta da oldukça fazla sayıda kaya yapısı vardı. Bunların bir kısmı köyün mezarlığına çevreliyor,  bir kısmı ise vadi boyunca uzanıyordu. 
batch_20160530_083647
Tabiki buraları uzun uzun gezme fırsatım olmadı. Birkaç tane görkemli olanına girip yoluma devam ettim.
batch_PANO_20160530_084405
Kimi mağaralar kırılarak tahrip edilmiş, kimilerinin ise içerilerine sprey boya ile yazı yazılmıştı.
batch_20160530_083909
Tahrip edilmiş bir duvar kabartması.
batch_20160530_084221
batch_20160530_085324
batch_20160530_091443
batch_PANO_20160530_091750
Bir süre asfalt yoldan yürüdükten sonra ayrılarak toprak bir yola girdim. Rengarenk çiçeklerle dolu tarlaların arasından geçen bu yol oldukça rahat ve keyifliydi.
batch_20160530_101324
Herşey yolunda giderken bir tarlanın kenarından yürümeye başladım. Bir yanım haşhaş çiçekleri, diğer yanım ise bir dere ve ağaçlar ile çevriliydi.
batch_20160530_094411
Bir süre sonra bitkilerin sıklığı nedeniyle yürümekte zorlanmaya başladım. Rotayı sağlıklı bir şekilde takip edemiyordum. İleride yola bağlanacağımı farkedince rotadan ayrılıp yola doğru yöneldim. Pek keyifli olmayan kısa bir yürüyüşle yola asfalt yola ulaştım. Bu yol, Eskişehir – Afyonkarahisar yoluydu.
Asfalt yolu geçince antik yol izlerinin yoğun olduğu bir düzlükte yürümeye başladım. Küçük bir köprüden geçerken ağaç gölgesini farkettim ve burada kısa bir mola verdim. Buradan sonra rota yaya patikası üzerinden ilerlemeye başladım. Artık yavaş yavaş Köhnüş Vadisi’ne yaklaşmaktaydım. Az akmakta olan bir dere yatağını takip ettim. Kitapta bahsedilen sunağı göremedim.
batch_20160530_110632
Patikayı çevreleyen uzun otlar zaman zaman yürüyüşü zorlaştırıyor, keyifsiz hale getiriyordu. Çevresinde temiz su olsa kamp için oldukça güzel bir yer olabilecek çok geniş bir düzlüğe ulaştıktan sonra sağa yöneldim ve güzel biçimli büyük kaya bloklarının yanından yürümeye başladım.
batch_20160530_111849
Sonrasında tekrar sağa yönelerek Köhnüş Vadisi’ni aşağıya doğru takip etmeye başladım. Burası eskiden oldukça derin bir vadi iken günümüzde toprakla dolmuş durumda. Görülebilen kaya kütleleri yaklaşık 3-4 metre boyunda. Maltaş Anıtı’da bunlardan birisi. Sadece tepesi görülebilmekte. Kitapta bahsedilen bir kamp alanını çeşmesinden, etrafında bulunan ağaçlardan tanıdım ancak burada bulunan su artık akmamaktaydı. Sebebi muhtemelen geldiğim yönde yapılmış olan kazı çalışmasıydı. Bu çalışma antik yolu da tahrip etmişti. Suyumu burada ikmal yapacak şekilde kullandığım için biraz endişelendim. Çeşme akmıyor olsa da çantamı indirip gölgede dinlendim ve birşeyler atıştırdım. Yolum üzerindeki Maltaş Anıtı’nı ziyaret ettikten sonra “Friglerin en büyük nekropolü” olan bu vadiyi pek birşey görmediğimi düşünerek geride bıraktım.
batch_20160530_120924
Maltaş Anıtı.
Asfalt yola ulaşınca sağ tarafı takip ederek görkemli Yılantaş ve Aslantaş Anıtları’nı ziyaret ettim.
batch_20160530_124728
Yılantaş Anıtı.
batch_20160530_124204
Aslantaş Anıtı.
Sonrasında yolun yarım bir yay çizdiği, Köhnüş Vadisinin çıkışındaki yeşil çayırda bulunan çeşmeye yöneldim. Burada sürüsüyle bir çoban vardı. Islık çalarak kendimi gösterdim. Çoban köpeklerine karşı alınabilecek en iyi önlemlerden birinin bu olduğunu düşünüyorum açıkçası. Çoban ile güzel bir çeşme başı sohbeti yaptık. Doya doya su içtim ve şişelerimi doldurdum. Çoban ısrarla asfalt yolu takip etmemi, hatta yoldan bir araba durdurmayı teklif etse de ısrarla rotayı olduğu gibi takip etmek istediğimi söyledim. Yeterince dinlendikten sonra tekrar yola koyuldum. Kısa bir süre sonra asfalt yoldan ayrılarak ağaçların arasından geçen bir toprak yolu takip ederek tekrar Demirli Köyü yoluna ulaştım. Yolu karşıya geçerek devam ettim ve “Sulu Manastır” olarak tabir edilen bölgeye ulaştım. Burası oldukça geniş ve çimenlik düzlüğüyle, su kaynaklarıyla, düzlüğün ortasındaki heybetli ağacıyla ve hemen yakındaki yamacın kaya kütlesine oyulmuş bir mağarası ile çok hoşuma giden bir kamp yeriydi.
batch_20160530_140451
Sulu Manastır.
Ancak ben Demirli Köyü’nde bulunan Frig Evine ulaşmayı planladığım için devam etmem gerekiyordu. Yine de orada vakit geçirmeden edemedim. Büyük ağacın hemen dibine oturup ocağımı yaktım ve kendime makarna pişirdim. Ne de olsa hemen yanımda su kaynağı vardı. Karnımı doyurduktan sonra buraya gelirken önünden geçtiğim ancak birkaç metre yukarıda olduğu için yanına çıkmaya üşendiğim kaya mağarasını ziyaret ettikten sonra Demirli Köyü’ne yöneldim.
batch_20160530_152417
Oldukça kolay bir geçidi aştıktan sonra antik yolları takip ederek Demirli Köyüne ulaştım. Frig Evi köyün hemen girişindeydi. Eve doğru ilerlerken evinden çıkan birine rastladım ve muhtarı sordum. Sağolsun muhtarı arayıp köye misafir geldiğini söyledi. Kısa bir bekleyişten sonra muhtar geldi ancak Frig Evinin anahtarı eşinde kaldığı için içeriye giremedik! Yan tarafta hem muhtarlık hem köy odası olarak kullanılan odaya girdik ve ben biraz burada dinlendim. Muhtar ve yanımızdaki diğer kişilerle beraber anahtarı olmayan kapıyı açma çalışmalarımız da sonuçsuz kalınca anahtarı beklemekten başka çaremiz kalmadığını anladık. Ben köy odasında bacaklarımı uzatıp dinlenirken muhtarın oğlu anahtar ile çıkageldi. Sonunda Frig Evine girebildik.
Muhtar, köyündeki bu eve oldukça güzel bakmış, cennete düşmüş gibi hissettim desem yalan olmaz. Duşumu alıp, giysilerimi değiştirip, dinlenmeyi planlıyor olsam da muhtarın oğlunun teklifiyle Demirli Kalesi’ni ziyaret etmeye karar verdim.
batch_20160530_175450
Demirli Kalesi.
Köyden çıktıktan sonra belirgin antik yol izlerini takip ederek önce oyma bir mağaraya, peşinden de Demirli Kalesi’ne ulaştık.
batch_20160530_185139
Demirli Köyü yakınlarında bir kaya mezarı.
Buradaki bir çobanla sohbet ettik. Muhtarın oğlu kalenin tepesine tırmansa da o anki yorgunlukla benim gözüm yukarı çıkmayı yemedi.
batch_20160530_181907
Bunun yerine aşağıdan kaleyi gezip, harika görünen sarnıcı inceledim ve çobanın askerlik anılarını dinledim.
batch_20160530_175719
Su sarnıcı.
Güneş alçalmaya başlarken kalenin karşısındaki nekropolü ziyaret ettikten sonra antik yolu takip ederek köye döndük. Doğrudan eve giderek duşumu aldım. Bir yürüyüşçü için ne büyük nimet ama?
Bir gün öncesinde GoPro’mu farketmeden çekim modunda bırakmıştım ve bu nedenle hafızası fotoğraflarla dolmuştu. Binlerce fotoğrafı da bilgisayara takmadan seçerek silme şansım olmadığından kamera kullanılmaz hale gelmişti. Şans bu ki muhtarın oğlu eve eski bilgisayarını da bırakmış. Bu sayede hafıza kartımda bulunan fotoğrafları temizleyip kameramı tekrar kullanılabilir hale getirdim.
Telefonumu kurcalarken kapıda muhtarın oğlu elinde bir tepsi ile belirdi. Başıma gelebilecek son güzel şey de geldi ve güzel bir yemek yiyerek karnımı doyurdum. Muhtarın çok güzel baktığı ve sahip çıktığı bu evde harika bir uyku çektim. Gördüğüm en güzel, en bakımlı Frig Evi burasıydı.
Frig Evlerinden bahsetmek gerekirse;
Sağlanan ödenek ile bazı köylerdeki köy odaları modern hale getirilip turizme katkı sağlanması amaçlanmış. Bir köy odasında genel olarak Minderler, sedir koltuk, soba, elektrik, lavabo, yer sofrası, içerisinde yorgan ve yastıkların olduğu bir dolap gibi temel ihtiyaçlar bulunuyor. Frig Evlerinde ise bunlara ek olarak mutfak, ocak, buz dolabı, makyaj masası ve sandalyesi , sıcak suyu olan bir duş, ranzalar ve yatakları, çarşaflar, yastıklar, battaniyeler gibi bir yürüyüşçü için lüks sayılabilecek eşyalar bulunuyor.

4. Gün

Gece deliksiz ve çok konforlu bir uyku çektim. Sabah uyandığımda gayet dinlenmiştim ancak yumuşacık yorganın altından çıkmak oldukça zor oldu. Kahvaltımı yolda yapmayı planladığım için eşyalarımı toplayarak yola koyuldum.

batch_20160531_072136
Demirli Köyü Frig Evi.

Muhtarla anlaşmamıza göre anahtarı evin penceresinin önüne bırakacaktım. Evin yanına ulaştığımda pencerenin benim boyumdan çok daha yüksek olduğunu farkettim. Ne yapacağımı düşünürken evin içerisinde muhtarın eşini görünce seslendim. Beni farkedince katmer pişirdiğini söyleyip bahçeye davet etti. Muhtar da bahçedeydi. Oturup harika bir kahvaltı yaptım. Bir katmeri de gazete kağıdına sarıp acıktığımda yemek için çantama koydum. Yardımları için teşekkür ettikten sonra bir önceki gün yürüdüğüm yolda Demirli Kalesi’ne doğru yürümeye başladım. Kaleyi geçtikten sonra sol tarafa yönelerek su kaynağı bulunan güzel bir çayıra ulaştıktan sonra geniş vadinin tabanına doğru yürümeye devam ettim. Çeşme yakınındaki çimenlik alan oldukça batak olduğundan dolayı etrafından yay çizerek geçtim.

 

batch_20160531_090405(0)

Dereyi geçtikten sonra toprak araç yolunu takip etmeye başladım. Bu yolun sonunda bir gölete ulaşacağım o an aklımdan çıkmıştı. Ansızın kendimi güzel bir göletin setinde  bulunca çok sevindim.

batch_20160531_091506
Bayramaliler Göleti.

Göletin sağ tarafından devam ederek Akdere Vadisi’ne girdim. Vadide cılız da olsa akmakta olan bir dere ve yalak bulunmaktaydı. Bu vadiyi yürümekten keyif aldım. Hatta gölgelik bir yerde oturup bir süre vakit geçirdim.

batch_20160531_094656
Akdere Vadisi.

Su kaynağından şişelerimi doldurduktan sonra dereyi karşıya geçeceğim yere kadar devam ettim. Su, derenin kenarını oyduğu için kısa bir süre karşıya geçecek uygun bir yer aradım. Gözüme kestirdiğim bir yerden dereye inip karşıdaki patikaya girdim. İnsana kalbi olduğunu hissettirecek kadar sert bir çıkış sonrasında tepenin sırtına, ardından Basamaktaşı’na ulaştım. Bu kısım rehber kitapta ve denk geldiğim diğer raporlarda özel olarak vurgulandığı için içimde bir tedirginlik vardı ancak beklediğim gibi sert biryer çıkmadı. Tecrübesiz yürüyüşçülerin dahi ellerinden destek alarak kolayca geçebilecekleri, eğlenceli bir etap olduğunu düşünüyorum.

batch_20160531_101651
Basamaktaşı.
batch_20160531_101935
Basamaktaşı.

Basamaktaşı sonrasında patikayı takip ederek anayola ulaştım ve sola yönelerek kavşak noktasında bulunan çeşmeye kadar yürüdüm. Buradaki çeşmeden sularımı doldurduktan sonra gölgelik biryerde karnımı doyurup dinlendim. Hayvanlarını otlatan bir çobana Burmeç Anıtı’nın nerede olduğunu sordum, bilmediğini söyledi. Aslında kitapta tarif ediliyordu ancak defineciler tarafından tahrip edildiğinden dolayı görünce tanıyabileceğimden emin değildim. Devam ederek 2 metreden daha derin bir antik yolun içinden geçtim.

batch_20160531_104049(0)
Görkemli bir Frig Yolu.

Kısa bir süre sonra Burmeç Anıtı ile karşılaştım. Açıkçası ben pek görülmeye değer bulmadım. Kolay bir yürüyüşle Samanini Vadisi’ne girdim. Vadi tabanından geçen yola doğru ilerlerken yol kenarında, sürüyü koruyan üç tane devasa köpek gördüm. Etraflarından dolaşmaya çalışsam da beni farkettiler ve üzerim koşmaya başladılar. Batonlarımla ancak durdurabildim. Sürüyü görünce çoban aramıştım ancak görememiştim. Meğer, alçak ağaçların arasında gölgelik yerde duruyormuş. Seslenmesiyle beraber köpekler yanımdan ayrıldı. Yolu aşağıya doğru çeşmeye kadar takip ettim. Çeşmeden sonra patikayı takip etmeye başlayarak karşıdaki peri bacalarına yöneldim. Antik yol izi bulunan güzel bir geçit ile gittikçe güzelleşen bir vadiye girdim.

batch_20160531_120220

Uzun bir süre boyunca peribacaları ve ilginç kaya oluşumları arasında yürüdüm. Bu etap, Frig Yolu’nun en beğendiğim etaplarından biriydi.

batch_20160531_120956

batch_20160531_123117
Ben isimlerini dört güzeller koydum. Kapadokya’nın Üç Güzeller’inden daha da güzeller.

batch_20160531_123722

batch_20160531_123748
Bunun adına da “Koca Köpekkaya” dedim.

Görsel olarak harika olan bu etabın sonunda bir düzlüğe yükselerek ıssız ve kurak rotayı takip ederek bir vadinin içerisine girdim. Sıcaktan iyice bunalınca bir gölgede sabah gazeteye sarıp çantama koyduğum katmeri çıkartıp yedim.

batch_20160531_132812

İleride bulunan Büyük Kapıkaya Anıtı’nı ve hemen karşısındaki sunağı inceledim.

batch_20160531_135035
Büyük Kapıkaya Anıtı.

Tanecikli kumdan oluşan, yürümesi zor bir toprak yoldan devam ederek yürüyüşümü sürdürürken yeni bir vadiye girdim. Bu vadinin aşağısında Aslankaya Anıtı vardı. Anıta ulaştığımda çantamı çıkardım ve detaylıca inceledim, fotoğraflar çektim.

batch_20160531_143941
Aslankaya Anıtı.

Rota burada ikiye ayrılıyordu. Birisi doğrudan Urumkuş Yaylası’na giderken diğer Döğer üzerinden gidiyordu. Ben Sarıcaova Köyü’ndeki Frig Evinde kalmayı planladığım için kestirme olanını seçtim. Düz devam ederek Memeç Kayalıkları’na ulaştım.

batch_20160531_151111
Memeç Kayalıkları.

Fazla zamanım bulunmadığı için detaylıca gezmedim. Kaya kütlesinin önünde, yeraltına doğru oyulmuş olan mağara dikkatimi çektiği için gidip inceledikten sonra Emre Göleti’ne yöneldim. Göletin solundan geçerek vadi tabanından yukarıya doğru ilerlemeye devam ettim.

batch_20160531_152714
Emre Göleti.

Göletten önce kurak olan ortam yukarılara doğru güzelleşiyordu. Rota üzerinde gördüğüm genç bir çobana ileride saldırgan köpek olup olmadığını sordum. “Var abi, kaparlar valla.” cevabını almak tedirgin edici oldu. Bu yüzden olabildiğince sessiz giderek toprak yola ulaştım. Urumkuş Yaylası’na kadar toprak yolu takip ettim. Urumkuş Yaylası derme çatma barakalardan oluşmuş ıssız bir yerleşimdi.

batch_20160531_162525
Urumkuş Yaylası.

Ortalıkta kimseyi göremeyince oyalanmadan devam ettim. Sıkıcı bir toprak yolu takip ederek uzunca bir iniş sonrası yanında ağaç olan bir çeşmeye ulaştım. Burada oturup kısa bir süre dinlendim. Sonrasında rotayı tamamlamak üzere tekrardan yola koyuldum. Sol yanımda orman, önümde uzunca bir yol, sağımda uçsuz bucaksız görünen tarlaların olduğu görüntü oldukça hoşuma gitti.

batch_20160531_172749

Yolu takip ederek köye ulaştım. Köyün girişinde muhtarı arayıp köyde konaklamak istediğimi söylediğimde köy odası olmadığını söyledi. Frig Evinde kalmak istediğimi söyleyince tuvaletin kullanılmadığını ve sıcak suyun çalışmadığını söyledi. Yatacak bir yatağın yeterli olacağını söylerek kalmak istediğimi tekrar edince anahtarı getireceğini söyledi.

batch_20160531_190433
Sarıcaova Köyü Frig Evi.

Sarıcaova Köyü’ndeki Frig Evi eski bir okuldan çevrilmiş. Oldukça bakımsızdı. Termosifon çalışmıyor, klozetin dibi kırık olduğu için kullanılamıyor, tüp ve ocak açılmamış bile. Ben yemeğimi kendi ocağımda yaptım.

batch_20160531_205812

Hala çantalarında duran battaniyelerden çıkarıp yatmak istediğim yatağı hazırladım. Buz gibi suyla duş aldım, titreyerek duştan çıktım. Tüm olumsuzluklara rağmen güzel ve temiz bir uyku çekebildim.

5. Gün

Gece uyumadan önce çok üşümüştüm. Sabah hasta olarak uyanacağımı düşünmüş, endişelenmiştim. Neyse ki sabah gayet sağlam şekilde yatağımdan kalktım. Ortalığı ve çantamı toparladım. Gecikmeden yola koyuldum.

batch_20160601_081136

Köyün hemen çıkışında sürüsünü otlatan bir çobana rastladım. Hayvanlarının yanında kaval çalıyordu. “Kaval çalan çoban.”. Evet, bu hafızamda canlanıyordu ama hiç görmemiştim. Kavalın ince sesi, sabahın yumuşak ışıklarında parıldayan taze havasında çok güzel yankılanıyordu. Sarıcaova Göleti’ne kadar bir toprak yolu takip ederek ilerledim ve gölün soluna doğru yükseldim.

batch_20160601_083523
Sarıcaova Göleti.

Sol tarafa doğru yönelerek gölden ayrıldım. Çeşmesi olan bir piknik alanına ulaştım. Burası kamp yapmak için gayet uygun bir alandı. Bir toprak yolu takip ederek bir sırta ulaştım. Sonrasında ise bir vadiye doğru alçaldım. Bu kısmı ben çok sıkıcı buldum. Yükselen güneş ve ormanın ıssız ve kuru görüntüsü bana Likya’nın kurak rotalarını anımsattı. Rota alçaldıkça cılız bir dere yürüyüşüme eşlik etmeye başladı. Kağnı Konağı Mevkisi’ndeki yıkıntının ilerisinde sürüsünü otlatan bir çobana rastladım. Islık çalarak geldiğimi haber ettim.

batch_20160601_111047

Oturup bisküvi atıştırmaya başlayınca yanıma geldi. İzmir’den emekli olup köyüne dönmüş. Gökbahçe köyünde gençlerin bekar kaldığından yakındı. Köye kızlar gelmiyormuş, o yüzden. Hayvanlardan, tarımdan, köy ortamından uzunca bir süre konuştuk. Sonrasında rota için tavsiye alıp yola koyuldum.

 

batch_20160601_111339

Dere geçisi sonrasında bir toprak yola ulaşıp, dere kenarından vadi boyunca ilerleyen yolu takip etmeye başladım. Bahşeyiş Anıtı’na geldiğimde yoldan anıtı izleyip fotoğrafını çektim.

batch_20160601_120455
Bahşeyiş Anıtı.

Gökbahçe Köyü girişinde yolun solunda kalan çeşmede uzun saçlı birini gördüm. Köy yerinde uzun saçlı insan görmüş olmamın şaşkınlığıyla daha dikkatli bakınca bir de çantası olduğunu farkettim. Yanına gittim ve Doğukan’la tanıştım. Frig Yolu’nu daire çizerek yürüyordu. Çukurca’dan başlamış ve rotasını tekrardan Çukurca’da bitirecekti. Karşılıklı olarak geldiğimiz yöne dair tavsiyelerimizi paylaştık. Güneşin altında başlayan sohbeti gölgelik yere taşıyarak bir süre oturduk. Güzel bir sohbetin ardından günler sonra tekrar karşılaşmak üzere vedalaşıp ayrıldık.

Gökbahçe Köyü’nün beni ilgilendiren kısmı köyde bir bakkal bulunmasıydı. Aslında burada bir kahvehane de bulunması gerekiyordu ancak gündüzleri kapalıymış. Bunu bilmiyordum ve ben rotamı öğlen vaktimi kahvehanede geçirecek şekilde planlamıştım. Bu durum rota üzerindeki tüm kahvehaneler için geçerli. Bundan sonrası için rotamı planlarken kahvehaneleri görmezden gelmeye başladım. Bakkalın önünde uzun bir süre dinlendim, karnımı doyurdum, elektronik cihazlarımı şarj ettim. Bakkala gelen insanlardan tartıştığı komşusunu vuran komiser, define avı maceraları, askerlik anıları gibi ilginç hikayeler dinledim.

batch_20160601_133906
Gökbahçe Köyü.

Yeterince dinlendikten sonra tekrar yola koyuldum, köy çıkışında sevdiğim köpek peşimi bir türlü bırakmadı. Afyonkarahisar – Eskişehir yoluna ulaşarak doğrudan karşıya geçtim. Bir traktör yolunu takip ederek eski bir kulübeye ulaştım. Terkedilmiş yapılara çok meraklı olduğum için, içini ve etrafını gezdim. Dışarıda koca bir yılana rastladım. Beni görünce kulübenin duvarındaki bir çatlaktan içeri doğru süzüldü. Buradan sonra yükselerek bir sırta ulaştım. Telefonun gayet güzel çektiği bu yerde oturup biraz da internette dolaştım.

batch_20160601_155155

Yürüyüşe devam ederek Oynaş’a açılan vadiyi takip etmeye başladım. Zorluk seviyesi düşük ancak gölgelik orman içerisinde devam eden bu rotada yürümek hoşuma gitti. Bir toprak yola girerek Oynaş Köyü’ne doğru yöneldim. Gökbahçe Köyü’nden beri peşimden gelen köpek nedeniyle etraftaki köpekler daha fazla üstüme gelmeye başlasa da savuşturabildim. Doğukan’ın tavsiyesi ettiği yere, ormanın yanındaki mezarlığın yakınına kamp kurdum. Mezarlıktaki çeşme sayesinde su sorunu yaşamayacaktım. Çadırımı kurduktan sonra temiz giysilerimi ve temizlik malzemelerimi alıp köy camisinin tuvaletine gittim. Burada bir güzel temizlenip giysilerimi yıkadıktan sonra tekrar çadırıma döndüm. Giysilerimi hemen yanına çadır kurduğum ağaca astım. Ormanda piknik yapan bir aile mangalda pişirdikleri tavuklarından ikram etti. Etlerini ben, kemiklerini ise Gökbahçe Köyü’nden beri beni takip eden dört ayaklı dost yedi. Güneş iyice alçalıp battıktan, yerini karanlığa bıraktığından sonra çadırıma girip uyudum.

6. Gün

Sabah oyalanmadan toparlanarak yola koyuldum. Kısa bir süre asfalt yolu takip ettikten sonra sol tarafa yönelerek ayrıldım. Bazen toprak araç yollarından, bazen yaya patikalarından yürüyerek rotaya devam ettim. Terkedilmiş bir çiftlikten geçip yükselen yolu takip ettim.

batch_20160602_084905

Bu patika beni içine mağara oyulmuş görkemli bir kaya kütlesinin hemen yanına çıkardı.

batch_20160602_091737

Sert bir çıkış ile bir tepenin üzerine doğru yöneldim. Zirvesine yakın bir yerde sağa yönelerek Gökçegüney’e doğru alçalmaya başladım.

batch_20160602_094049

Bu köyde bulunan çeşmede oturup kahvaltımı yaptım ve su içtim.

batch_20160602_094522
Gökçegüney Köyü.

Gökçegüney’de verdiğim hızlı bir molanın ardından Rota-1’in sonu olacak olan Yazılıkaya’ya yöneldim. İlk başta toprak araç yolunu takip eden rota beni bir süre sonra tarlaların içerisine soktu. Uzun otların arasında yürümeye çalışmak pek keyifli olmasa da karşımda duran geçidi hedefleyerek yürümeye devam ettim.

Geçidin diğer tarafında Yazılıkaya Köyü bulunmaktaydı. Toprak yoldan devam ederek önce asfalt yola, sonrasında Yazılıkaya’ya ulaştım.

batch_20160602_103952
Yazılıkaya Köyü.

batch_20160602_104624

Oyalanmadan Yazılıkaya Köy Konağının bulunduğu Midas Antik Kenti girişine yöneldim. Girişte gölgelik bir piknik masasında oturup öğle sıcağının geçmesini bekledim ve birşeyler atıştırdım. Yazılıkaya Köyü’nü daha büyük, imkanları daha geniş olan bir yer olarak hayal etmiştim ancak öyle değildi. Bir zamanlar Friglerin en önemli yerlerinden biri olan bu köy, sahip olduğu potansiyele, çektiği ziyaretçi miktarına, popülaritesine göre çok ıssız kalmış.

Gölgelik masamda yeterince vakit geçirip iyice dinlendikten sonra çantamı ve batonlarımı oturduğum yerde bırak Midas Antik Kenti’ni gezmek üzere yola koyuldum. İlk olarak Yazılıkaya Anıtı’nı ve hemen yanında bulunan Kırkgöz Kale’yi gezdim. Sonrasında yürüyüş rotasını takip ederek sarnıcı, Bitmemiş Anıt’ı, restore edilmiş mezar odasını, kentin tepesinde bulunan sunağı, tören yolunu, ve ismini şuan hatırlayamadığım başka bir anıtı gezdim.

batch_20160602_133130
Bitmemiş Anıt.

batch_20160602_134326

batch_20160602_135436

batch_20160602_140118
Sunak.
batch_20160602_150818
Tören Yolu’nda bir kabartma figür.
batch_20160602_152032
Yazılıkaya.
batch_20160602_152551
Kırkgöz Kale.

Antik kentin tepesindeki sunakta oldukça uzun bir süre oyalandım. Çünkü saatimde hala Rota-1’in GPS verileri kayıtlıydı. İyi bir internet bağlantısı yakalayıp Rota-2’nin verilerini saatime aktarabilmem çok zor oldu ama oldu. Aşağıya dönüp çantamı aldığımda, Yazılıkaya’ya veda etmeden önce yakında bulunan, orijinali düşünülerek yapılmış bir Frig Evini ziyaret ettim.

batch_20160602_155145
Alternatif rota işareti.
batch_20160602_155248
Orijinali dikkate alınarak yapılmış bir Frig Evi.

 

Yazılıkaya – Yenice Çiftliği rotasını okumak için tıklayın!

Advertisements

2 thoughts on “Frig Yolu – 1. Bölüm (Seydiler – Yazılıkaya)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s